Fotoğrafım
Okuduklarım... Dinlediklerim... İzlediklerim... Aklıma takılanlar...

9 Temmuz 2016 Cumartesi

Gümüşlük ve Müşterekler

Birsen Tezer, OffGümüşlük sahnesindeydi.

Ekip mükemmel, Birsen şahane, gece yumuşak, mekan tıklım tıklım...

Dinleyici profili iyi. Herkes 'gerçekten' müzik dinlemeye gelmiş. Hal böyle olunca Birsen Tezer'in saat 23.45'te "15 dakika sonra bırakmamız gerekiyor," demesi homurdanmalara yol açıyor. Herkes istiyor ki konser sabahlara kadar sürsün.

İşte tam bu noktada Birsen Tezer, Gümüşlük'te yüksek volümlü müziğin saat 24'te kesilmesi kuralıyla ilgili harika bir cümle kuruyor: "Aman söylenmeyin böyle bir kural var diye, iyi ki var," diyor ve ekliyor: "Bütün renkler kirlenirken, biz Gümüşlük'ün harika renklerinin kirlenmesine izin vermeyelim. Burayı sessizliği, doğallığı, samimiyeti için seviyoruz. Öyle kalması için de ne gerekiyorsa yapalım."

Harikasın Birsen. (Kanun solosunu biraz daha uzatabilirdin ama olsun, gerçekten harikasın.)

Birsen'in anlatışı önemli ve zihin açıcı. Fil Uçuşu'ndaki "Gümüşlük ve gürültü" yazımla ilgili katkı sağlayıcı cümleler duydum köyümüzün sakinlerinden. Oysa herkesin bildiği, aralarında konuştuğu konuları aktarmaktan başka bir şey yapmamıştım. Demek ki daha çok konuşulması, daha çok yazılması lazım.

Aman yanlış anlaşılmasın. Müziğe-eğlenceye düşman biri değilim. Bilenler bilir... Sadece dengede yürümeyi seviyorum. Şuna benzetirim durumu: Kimi zaman evlenen-birlikte olmaya başlayan çiftlerden biri, diğerini kendine benzetmeye çalışır. Pespaye bir şeydir bu. İster yaşam seçimi olsun, ister ticari nedenler olsun, buraya yerleşenlerin de Gümüşlük'ü "kendilerine benzetmeye" hakları yok. Hem kendin olmak hem de burayı anlamak mümkün.

Aman! Uzattım. Eğlenmekse eğleneceğiz ama Gümüşlük de Gümüşlük olarak kalacak. Bu kadar net.

Bunun için yapılması gereken müştereklere saygı duymak. (Hanımlar, beyler! Biz "Müşterekler"e saygı duymayı Gezi'de öğrenmedik mi?)

Gelelim "müşterekler" üstünden örneklere...

Gümüşlük'ün gökyüzü müştereğimizdir. Hikayeler yazdık o gökyüzüne bakarak, o yıldızların altında aşık olduk, dertlendik, eğlendik. Bu gökyüzünü "lazer ışıklarınızla" çizmeyin lütfen.

Gümüşlük sahili müştereğimizdir. Sigara izmaritinizle, bira şişenizle, çöpünüzle burayı kirletmeyin lütfen. (Gece boyunca iki meze fazla satmak için bin takla atan mekan sahipleri, sabahın erken saatlerinde dükkanlarınızın önü nasıl bir çöp yığını oluyor farkında mısınız?)

Gümüşlük mekanları müştereğimizdir. O mekanların müdavimi olalım olmayalım, gidelim gitmeyelim onlara sahip çıkmalıyız.

"Şu masayı istiyorum, rezerve olması umrumda değil, çünkü ben çok para bırakacağım," diyen tatilci! Bu yazıyı okuduğunu sanmıyorum ama okursan sana çok para vereceğim, çünkü belli ki sadece bundan anlıyorsun. Ama bil ki parayla insanlık olmuyor be delikanlı!

Masaya ne geldiyse silip süpüren, karnı doyup sıra hesap ödemeye geldiğinde "Şu lezzetli değildi, bunun servisi kötüydü, öbürünü beğenmedim," diye indirim almaya çalışan cinfikirli müşteri! İtirazın varsa ekmeği salataya şamandıra yapmadan söyle. Hesap sırasındaki "numaraların" hak arayışı değil, hak yemek oluyor. Mekan sahiplerini köşeye sıkıştırmakta arama eğlenceyi.

Çocuklu aileler "önceliklidir" ama "ayrıcalıklı" değildir. Elbette hem mekandakiler, hem de diğer müşteriler çocuğunuzun yemeğinin-içeceğinin erken gelmesine, rahat etmesine gereken özeni gösterir. Önceliktir bu. Ama çocuğunuzun mekanda dilediğince koşuşturması, başka masaları rahatsız etmesi, tabletten açtığınız çizgi filmi bangır bangır dinlemesi "ayrıcalığına" sahip değilsiniz. Hoyrat eğlence anlayışınız için çocuğunuzu kullanmayın. (Yahu bir de düşünün, o çocuklar büyüyecek ve onlardan "eşitlik" bekleyeceğiz biz.)

"Gümüşlük'e gittik, eğlencenin dibine vurduk," diyen kahkaha makinaları. Ne güzeldir eğlenmek. Ama yan masada-şezlongta kitap okuyan adamın da çok eğlendiğini unutmayınız. (İsteyene kitap verebilirim, okumak eyleminin ne kadar eğlenceli olduğuna inanamayacaksınız.)

Gümüşlük denizi müştereğimizdir. Ama pet şişeler meselesine hiç girmeyeceğim. Dünya kendini yiyip bitirirken kimse denizleri kirletecek kadar salak değildir ne de olsa!

Gümüşlük geceleri müştereğimizdir. Hem eğlenmeyi, hem sessizliğin içinde kaybolmayı başaracağımız gecelerdir onlar. İyi müziğin, kötü müziği kovacağı geceler. Hepimize ait ve hiçbirimizin tekelinde değil.

Gümüşlük sohbetleri müştereğimizdir. Dedikodudan, boş lakırdıdan ve gevezelikten uzakta.

Baktım da uzun bir yazı olmuş. Gevezelik sevilmez. Kusura bakmayın, çenem düşüyor bazen. Sahil boyunca, elleri arkasında yürüyen huysuz amcalara döndüm. Beni bu hallere düşürenler utansın!

Gümüşlük hakkında yazmaya devam edeceğim.


Not: Müştereklerimiz konusunda benzersiz bir kitap tavsiye etmek isterim. İlgilenenlere. Jay Walljasper'in derlediği "Müştereklerimiz" Metis Yayınları etiketiyle piyasaya çıkmıştı. 

3 yorum:

Demet Demiray dedi ki...

Yektacim hani şu asıl bunu okuması gerekenler var ya senin de yazında bahsettiğin gibi ama okumayanlar... onlara nasıl ulaşıp asıl onlarda davranış değişikliğini nasıl yapacağız ? Yanarım yanarım buna yanarım. ..

Pelin dedi ki...

Ne guzel yazmışsın , her kelimesi icin yüzlerce örnek verebilirim . Ama o kadar çok örnek var kı sıralamaya bile cekiniyorum .
Sadece kendi icin yaşayanlardan olmamak dileğiyle ! Duyarlı inşalar yetiştirmek butun çabamız , umarım başarırız .

Sevgiler

Adsız dedi ki...

Türkiye'nin bir numaralı eğlence merkezi Bodrum'un bir köşesine yerleşip "aman buralar bozulmasın" demek çok saçma. Nitekim dişarıdan buraya yerleşen herkes mevcut rantı biraz daha arttırıyor ve Bodrum markasının özü de eğlence ve gece hayatı. Gençler ve yaşlanmayanlar yorulana kadar eğlenme, bayılana kadar içme ve sabahlara kadar sohbet ve muhabbet etme özgürlüğü arıyor Bodrum'da. Bundan rahatsız olanlar, erken yatıp geç kalkmak ve özellikle de kafa dinlemek isteyenler Bodrum'u tercih etmesinler ve boşuna ranta katkıda bulunmasınlar. Enfes bir deniz, tertemiz bir doğa, sakin bir ortam ve mantıklı fiyatlara rakı-balık sofrası arayanlar bunları Amasra'da da bulabilirler.