Fotoğrafım
Okuduklarım... Dinlediklerim... İzlediklerim... Aklıma takılanlar...

3 Temmuz 2016 Pazar

Duvarseviciler

Şehrin ortasına bir duvar yaparlar bazen. Şehrin, yüreğimizin, özgürlüğümüzün, insanlığımızın...

O duvarı yıkmak için elinden geleni yapan, sesini çıkaran, düşünen, çabalayanlar cesaretle ortaya çıkarlar. Güçlerini birleştirirler. Duvarın dibine kadar gider, ellerini o kara tuğlalardan bir an olsun ayırmadan sarsarlar.

Duvarın yıkılması için ne gerekiyorsa yaparlar.

Tam da yıkılma anında altında kalırım korkusu olmadan, bu tuğlalar başıma düşer mi diye düşünmeden.

Bir de duvar yükseldiği anda ortadan kaybolanlar vardır. Yüreğini, özgürlüğünü, insanlığını tekrar kazanmak isteyenler, canları pahasına duvarı yıkmaya çalışırken, uzaktan izlerler olanları. Yeri geldiğinde "Ama duvarın işe yaradığı anlar da oluyor," derler, yeri geldiğinde "Duvar olmasa daha iyi ama madem var üstüne çiçek resimler yapalım," derler.

Zamanla daha da alışırlar duvara. Onu yıkmaya çalışanlara düşman olurlar. Duvarsevicilik iyi gelir onlara.

Ama yine de, 'günün birinde özgürlük tutkusu duvarı yıkarsa' diye, yanlarında bir sırık bulundururlar. Tam duvarın yıkılma anında, altında kalma tehlikesi olmadan, o uzun sırıkla şöyle bir dürtüp "Ben de yıkılması için ne çabalar verdim," diyebilmek için.

Duvarı yıkmak için gençliğinden, aşkından, ailesinden, canından olanların üstünden uzatıp sırıklarını, özgürlüğün gelişini de ceplerine koymaya çalışırlar. Ne tuhaftır ki, bir kısmı başarır bunu.

Benzetmeyi uzatmayacağım...

O duvarlar bir gün yıkılacak.

O gün yüreğini ortaya koyanları da göreceğiz, elinde bir sırıkla uzaktan dürtenleri de...

Duvarseviciler. Sizi tanıyoruz!

Hiç yorum yok: