24 Mart 2016 Perşembe

Siyasetçiler sanatçıların arkasında oturduğunda


“Siyasetçiler, sanatçıların arkasında oturmayı öğrendiğinde daha iyi bir ülke olacağız.”

Ankara Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen söyledi bu sözleri.

6. Sadri Alışık Anadolu Tiyatro Oyuncu Ödülleri törenindeki kısa konuşmasından akılda kalıcı bir cümleydi bu.

Taşdelen, yılların usta oyuncusu Gülgün Kutlu'ya Onur Ödülü vermek için sahneye geldi. Ödülü vermeden önce törenlerin o çok bildik siyasetçi konuşmalarından birini yapmadı. Onur Ödülü vereceği Gülgün Kutlu'yu ve törene onu alkışlamak için gelenleri bekletmedi.

Gülgün Kutlu’nun duygu yüklü konuşmasından sonra biraz da zorla mikrofon başına geçti Çankaya Belediye Başkanı. Cumhuriyetin ve Atatürk’ün Ankara’sında sanatçıların karşısında olmaktan dolayı onur duyduğunu söyledi önce. Sonra da “Katıldığım bütün törenlerde şunu düşünürüm. Ne zaman ki protokolde sanatçılar biz siyasetçilerin önünde oturur, işte o zaman sanat ve sanatçı değerini bulmuş demektir. İşte o zaman daha iyi bir ülke olmaya başlayacağız.”

Biliyorum, ülkemizde ve dünyada konuşacak çok daha önemli konular var. Kimseden bu sözlere yoğunlaşmasını bekleyemem. Ama yine de bir dakika durup düşünmekte fayda var...

Kısa süre önce Berlin Filarmoni’nin o ünlü Yılbaşı Konseri’ne giden bir gazeteci arkadaşım, salonun ortalarında bir koltukta, üstelik kendisinden iki sıra arkada konserin başlamasını bekleyen Angela Merkel’i anlattığında düşünmüştüm bunları. Çevresinde korumalar, koşturan bürokratlar olmadan salona giren bir siyasetçi. Konser bitiminde korumaların halkı iterek yol açmasına ihtiyaç duymayan, sırasını bekleyerek salondan çıkan bir dünya lideri.

Yurt dışında devlet desteğiyle, belediye sponsorluğuyla düzenlenen festivallere-etkinliklere tanık olduğumda da düşünürüm bunları. Belediye başkanlarının sahneye çıkıp bir çeşit seçim konuşması yapmadığı, sponsorların tek tek alkışlatılmadığı, ön üç sıranın siyasetçiler ve akrabalarıyla doldurulmadığı törenlerde.

Yerel yönetimlerin basına servis ettiği açılış fotoğraflarını gördüğümde düşünürüm bunları. Diyelim ki bir sergiyse açılışı yapılan, eserlerden çok başkanların fotoğrafı gönderilir gazetelere. Sanatı desteklemekle övünen başkanın tam ortaya yerleştirildiği, ‘himayesindeki sanatçıların’ sağa sola yerleştirildiği bir fotoğraf.

Elbette Türkiye ve dünya terör batağındayken, siyasetçilerin geride durmayı başarabileceği bir dünyanın hayaliyle cümleler kurmak, çoğu kişiye yersiz-gereksiz ve romantik gelecektir.


Yine de kısa bir süre...


Yarım kalmış bir yazı

Okuduğunuz yazı, o üç noktaya geldiğim sırada yarım kaldı. Radikal için yazıyordum bu yazıyı. Eğer gazete basılı halinden sonra, internet ortamında da kapatılmamış olsaydı, 23 Mart tarihinde okuyacaktınız bu yazıyı. Daha doğrusu yazının tamamını. Buraya koymadan önce bitirmek gelmedi içimden. Hatta, yazıyı okuyup yapmam gereken kontrolleri, düzeltmeleri bile yapmadım. Olduğu gibi koydum buraya. Hatasıyla, sevabıyla.

Radikal'de hatamla-sevabımla yazdım. O yolculuk, bu yarım kalmış yazıyla bitmiş oldu. Okuyanlara teşekkür ederim.

Hiç yorum yok: