Fotoğrafım
Okuduklarım... Dinlediklerim... İzlediklerim... Aklıma takılanlar...

24 Mart 2014 Pazartesi

Ali İsmail Korkmaz Belgeseli


Öğrenci Kolektifleri'nin bir çalışması bu. Uzun süre uğraştılar ve sonunda tamamladılar.

İstanbul, Ankara ve Eskişehir'de gösterimler yaptılar. Belgeseli daha geniş kitlelere ulaştırmak istiyorlar. Hiç unutulmasın diye…

Fil Uçuşu'nda belgeselin fragmanını paylaşıyorum.

Buraya baktıkça unutmayalım diye...

20 Mart 2014 Perşembe

Bir Kadının Zihninde İki Ayrı Yazar

Roberto Bolano çok sevdiğim bir yazar. Son beş yılda kitiphanemdeki yerini almış olan yazarı sevmemde, kitaplarını Türkçeye çeviren Zeynep Heyzen Ateş'in de katkısı var elbette. Tılsım raflardaki yerini alır almaz edindim ve büyük bir iştahla okumaya başladım. Z.H.Ateş bu kez çeviride bir adım öteye gidip bir de 'kılavuz' hazırlamıştı biz okurlara. 1968 Olimpiyatları öncesindeki günlere gittiğimiz roman, yıkıcı bir tarihi gerçeklikten, benzersiz bir anlatı kurmayı başarıyor. Alcira Soust Scaffo'nun gerçek hikayesine, Bolano'nun kurmaca karakteri Auxilio'nun zihniniden ulaşıyoruz. Her adımında tedirgin eden ve faşist baskının zihindeki depremini her satırda yeniden hissettiren bir anlatı kurmayı başarıyor Bolano. Edebiyatın gücünün dilden geldiğini bir an olsun unutmadan, okura alan bırakmayı tercih eden bir kurguyla ve gerçekliği sorgulatan bir cesaretle ilerliyor. Kaçırırlmaması gereken bir kitap.

Tılsım'dan kısa süre sonra, pek sevdiğim yayınevlerinden Kolektif Kitap etiketi ve müthiş edebiyat bilgisini satırlarına aksettiren Berrak Göçer'in çevirisiyle bir kitap okumaya başladım. 1968 doğumlu Amerikalı yazar Lydia Millet imzalı Benim Mutlu Hayatım. Arka kapaktaki bir cümleye bakalım; Akıl hastalarının kaldığı metruk bir hastanede kilitli bir odada terk edilen isimsiz bir kadının öyküsü. İster istemez bu bilginin ışığında aklıma Bolano'nun kitabı geldi. Auxilio'nun Fen Edebiyat Fakültesi tuvaletine saklanarak zihninde geçirdiği günler ile isimsiz kadının zihninde geçen günler arasında bir koşutluk aradım heyecanla. Yoktu.


Yine de bu iki kitabın adını, kulvarları ve kalibreleri farklı olsa da birlikte anmak istedim. Bir kadının o baskı ve sıkışmışlık anındaki zihnine, farklı coğrafya ve cinsiyetlerden iki ayrı yazarın nasıl baktığını görmek için güzel bir deneyimdi bu. Edebiyatın bu heyecan verici buluşmalarını seviyorum. Üstelik bu heyecan verici birlikte okuma deneyimi bana daha önce tanımadığım bir yazarı da getirmiş oldu; Lydia Millet'in bu kitabını da okuma listenize alın derim. 

11 Mart 2014 Salı

Berkin!


Bütün sınır kapılarında çocuk ayakkabıları duruyor. 
Bu ülke çocuklarını öldürmeye doymuyor.

10 Mart 2014 Pazartesi

Narmanlı Han'da saat kaç?

Uzun bir süre oldu. Çoğu kişisel nedenlerle Fil Uçuşu'na yazamıyorum. Kimi zaman bir kitapla ilgili not düşmek, kimi zaman izlediğim bir filmi yazdıklarım aracılığıyla hafızama kaydetmek istiyorum; olmuyor. Emma Peel ile buluşmayı da özledim. Neyse; dilerim en kısa zamanda Fil Uçuşu yazıları eski rutinine kavuşur.

Sabah "Emek Bizim İstanbul Bizim İnsiyatifi / Cihangir Park Forumu" imzasıyla posta kutusuna düşen bir davet, Fil Uçuşu'nda olmalı diye düşündüm. Daha önce sıklıkla dile getirdiğim bir mekan için bir çağrı bu: Narmanlı Han.

Ahmet Hamdi Tanpınar'a selam olsun diyor ve daveti paylaşıyorum.



NARMANLI HAN’DA SAAT KAÇ?

İstanbul’da Kent Cinayetleri devam ediyor! 

Özellikle Beyoğlu’nda, piyasa odaklı kentleşme sürecinin en görünür ve en vahşi biçimi yaşanıyor! Turizm ve ticaret merkezli dönüşüm projesi ile Tarlabaşı gözlerimizin önünde tarumar edilirken, Taksim Meydanı shopping festin düzenleneceği bir beton yığını haline getiriliyor, Okmeydanı yeni turizm merkezi olarak yeniden tasarlanıyor. Emek Sineması, verilen onca mücadeleye ragmen gözümüzün içine baka baka yıkıldı; keza İnci Pastanesi…Ev ve iş arasına sıkıştırılmış hayatlarımızdan nefes alarak volta attığımız, istersek hiç birşey yapmadan dolandığımız, çay içip sohbet ettiğimiz Taksim, bugün yavaş yavaş büyük sermaye zincirleri ve AVM’lerde  para harcamadan var olamayacağımız bir alan haline geliyor, getiriliyor. Polis ablukası altında daha fazla alış veriş!

Şimdi sırada Narmanlı Han var! Duyduk ki birilerine satılmış.. Satın alanlar da bir otel projesi hazırlatıyorlarmış. 

Narmanlı Hanı sıradan bir yapı değil. İstiklal'deki en eski yapı, mimari özellikleri nedeniyle tarihi ve kültürel bir değer. İstanbul'da bir çok önemli sanatçıya, yazara ev sahipliği yapmış önemli bir geçmişi var. Dahası bir kaç yıl öncesine kadar yemyeşil avlusunda buluşup çay içtiğimiz, hepimize ait yaşayan bir mekan. Bu yapının otele dönüştürülmesi, aynı zamanda bu hafızanın da yok edilmesi ve kamusal kullanıma kapatılması anlamına geliyor.

Narmanlı Han’ın otel yapılarak kamusal kullanıma kapatılmasına itiraz ettiğimiz kadar burayı yok etmeyecek, inşaata açmayacak, kolektif ve bağımsız kullanım imkanları sağlayacak, şehrin kamusal hayatına katkıda bulunacak müşterek bir kullanım alanı olarak nasıl var edebileceğimizi tartışmak için 16 Mart Pazar günü saat 15:30’da Narmanlı Han’ın önünde buluşuyoruz!

Rant odaklı bir değişim yerine yapının şehrin hayatını zenginleştirecek, korunmasını sağlayacak başka kullanım imkanlarını sanat ve kültür üreticileri, tiyatro ve müzik kolektifleri ile birlikte konuşuyoruz.

Yer: Narmanlı Han Önü
Tarih: 16 Mart Pazar
Saat: 15:30

EMEK BİZİM İSTANBUL BİZİM İNİSİYATİFİ
CİHANGİR PARK FORUMU