Fotoğrafım
Okuduklarım... Dinlediklerim... İzlediklerim... Aklıma takılanlar...

17 Ağustos 2014 Pazar

Konuşma çizgisi mi, tırnak mı?

Enis Batur "Kitap Evi" adlı romanıyla yine şaşırtıcı ve kendine has bir anlatıya imza atıyor. Çalışkan yazar Enis Batur, merkezine kitabı-yazmayı-okumayı yerleştirdiği bir sarmalın içinde döndürüyor okurunu.


Kitaptan ayrıca söz etmek gerek. Ama merak edip okumak isteyenler için Sel Yayınları etiketiyle raflara çıktığını hatırlatayım.

Batur, kitabının diyaloglarında, bir bölümde konuşma çizgisini kullanıyor. Ama genel olarak konuşmalar tırnak içinde. Bunu görünce aklıma geçenlerde kitap okurluğuna ve imla hassasiyetine güvendiğim birinin, bir metinle ilgili olarak "Konuşma çizgisi çok eski bir uygulama, bunu artık kullanmayalım," dediği geldi. Üstelik bunu, bir bilgi ve uyulması gereken bir hassasiyet gibi vurguladı. Bu vurgu olmasaydı konunun üstünde durmazdım. Ayrıca Enis Batur'un romanı da duruma ilgimi artırdı.

Gerçekten de konuşma çizgisi artık kullanılmaması gereken bir "eski"lik mi? Eğer böyle bir durum varsa, bu bilginin kaynağı neresi ve kesinliğini bize ne anlatıyor? Yazınsal alandaki doğru-yanlış çizgisini kimler çiziyor? Farklı kullanımlar zenginlik mi yoksa karmaşa mı?

Aklımdaki sorular bunlar. Açıkçası internet araştırmalarımda bu konuyla ilgili bir bilgiye Türkçe ya da İngilizce bir kaynakta rastlamadım. Bir editörle konuştum, ikisinin de kullanılabileceğini söyledi. Bir yazar arkadaşım, konuşma çizgisini kullanmadığını ama tasvirsiz-uzun diyaloglarda gerilimi artıran bir unsur olarak sevdiğini söyledi. Ben diyalogları tırnak içinde aktaran bir yazarım ama aksi bir kullanım -hatta bu ikisinin dışında herhangi bir kullanım- beni rahatsız etmeyeceği gibi, zenginleştiriyor. Farklı görüşler vardır elbette.

Anlayacağınız benim merakım şu: Konuşma çizgisi kullanılmayacak mı? Kullanılmayacaksa kim, hangi nedenle yasakladı? Neyin, nasıl yazılacağına kimler karar veriyor?

Bilen varsa, dinlemeye ve öğrenmeye hazırım.

5 yorum:

Zeugma dedi ki...

Türkçe yazım kuralları TDK'nın kuruluşundan beri sabit değil midir? Birtakım kurallar alışılmadık biçimde, radikal bir tarzla değiştirilmeye kalkıyorsa bunun resmi bir onaydan geçmesi ve kamuoyuna duyurulması gerekmez mi? Dilimiz, kişilerin keyfine göre şekillenecek en son konudur. Kaldı ki konuşma çizgisi öyle eften püften bir kural değildir. Bence son derece gereklidir.
Kimileri hem konuşma çizgisi hem tırnak kullanıyor. Belki de bu konuyla ilgili bir bocalamanın yansımasıdır, kim bilir?

Bir de şöyle bir durum var:
Tırnak içi cümlelerin bitimine nokta değil, virgül koyarak cümleye devam etmek gerekiyor (Bunu uygulayan ender insanlardan birisiniz). Şayet tırnak içi cümle ''dedi'' yahut ''diye bitirdi'' şeklinde devam etmiyorsa işte o zaman noktayla bitmelidir; ama dikkat edin, yayınevlerinin çoğu bu konudan bihaberdir. Velhasıl dilimiz çocuk oyuncağı değildir. Lâkin öyle zannedenler çoğunlukta ne yazık ki.
Bir de ''ki'' ve ''de'' konusu var ki içler acısı. Ne zaman ayrı ne zaman birleşik yazıldıklarını halen öğrenememiş olanların çokluğunu (ve konumlarını) gördükçe insan şoka giriyor. Bu durum bazı haber ajanslarında bile geçerli...

Konuyla ilgili hassasiyetiniz için teşekkürler. Saygılar...

Adsız dedi ki...

bazi yazarlar da hic bir isaret kullanmadan pespese yaziyorlar diyaloglari.. hizli seyredenleri.. ve hic bir belirleyici olmadan da anlasiliyor hangi cumleyi kim soyluyor.. benim uzerimdeki etkisi.. hiza kapilmisim da nefesimi tutuyormusum gibi oluyor.. diyalog bitince saliverirken anliyorum bunu.. sanirim deliduman'da var boyle diyaloglar.. atalet

Sebahat Özdemir dedi ki...

Ben de sizinle aynı fikirdeyim , geçenlerde Trt Okul kanalında kesme işareti hakkında kısa bir program vardı. Kesme işaretinin kullanımı , okulda öğrendiğim kullanım şekillerinden çok farklı olarak anlatıldı. Bu kuralları herkes kendine göre koymamalı, Türkçemizin zenginliğini bozmamamız gerektiğini düşünüyorum. Sevgiler...

Esra Kuşcu dedi ki...

Konuşma çizgisinin de tırnak işaretinin de bir diyaloğa kattığı değer farklı olabilir aslında... bu bir yorumdur evet. Ama bir de dilbilgisi kuralı denen bir şey var.

Ben bir okur olarak diyalog halinde yazılmış konuşmaların alt alta ve konuşma çizgisi ile yazılması gerektiğini düşünüyorum.
Bize okulda öğretilen kural; "Eğer ki birinin sözünü aktarıyorsan ya da birinden alıntı yapıyorsan tırnak içinde yazılır." gibi bir kuraldı.

Dil kuralları şiirdeki ölçü gibi bir şey değildir. Yoruma açık olmamalı. Evet, ARGE safhasında yorum yapmalı geliştirmek için katkıda bulunulmalı ama her yazarın kendisine göre uygulayacağı kurallar olmamalı benim fikrimce.

Not: Elimde bir bestseller kitap var. Yerli bir yazardan. Çok güzel bir roman fakat her sayfasında notlar aldım, çünkü yayınevi editörlerinin hiç deneyimli ve bilgili olmadıklarını düşünüyorum. En basitinden "herşey" yazıp durmuşlar. İstisnasız...

Adsız dedi ki...

Dört kitap kurgum mevcut ve birini bitirmek üzereyim. Yüzlerce kitap okudum. "Tırnak mı, konuşma çizgisi mi", diye soracak olursanız, tercihim konuşma çizgisinden yana olacaktır.
Belki de eskiden kalma bir alışkanlıktır benimki, bilmiyorum. Sanki konuşma çizgisi daha mantıklı olarak göründü daima gözlerime...