Fotoğrafım
Okuduklarım... Dinlediklerim... İzlediklerim... Aklıma takılanlar...

26 Haziran 2014 Perşembe

Tırmalıyorsam sebebi var!

Dağ tatili mi, deniz tatili mi? Canon mu, Nikon mu? PC mi, Mac mi? Rakı mı, şarap mı? Makarna mı, pilav mı? Bu ‘karşılaştırmalar listesi’ uzar gider. Akla hayale gelmeyecek şeylerin taraftarları saatlerce kapışabilir bu konularda. Ama bir konu var ki, onun tartışması asla bitmez ve bir başladı mı saatler sürebilir: Kedi mi, köpek mi? Hiç şüphesiz bu tartışmaların en bilineni, en eskisi. Taraftarlarının birbirlerine en sert cümlelerle girişmekten çekinmediği bir kavga alanı. Bütün tartışmalarda olduğu gibi bunda da sonuç elde edilemez ama taraflar ertesi gün yeni bir meydan muharebesine hazırdır.


Desmond Morris’in “Kedinizle Tanışın” kitabı, doğrudan bu tartışmanın verileriyle başlıyor. “Bir tarafta kedigillerin kendine yeterliliği ve bireyciliği, öbür taraftaysa köpekgillerin dayanışması ve iyi dostluğu,” diyerek karşılaştırmanın sınırlarını çizerken oldukça önemli bir noktayı işaret ediyor: Bu cepheleştirmeye, bu ötekileştirmeye gerek duymadan, bütün hayvanları, canlıları ve sonunda dünyayı sevmek olası. Ötekileştirme ve ayrıştırmanın sancılarını en derinden hissettiğimiz bir çağda, şu kadim tartışmaya son vermekle başlayabiliriz işe.

Bugüne kadar kedilerle ilgili çok kitap okudum. Kimileri bilineni tekrar eder, kimileri fazlasıyla taraflıdır. 1986 tarihli “Kedinizle Tanışın – Catwatching”, yeni ne söyleyecek diye merak ettim öncelikle. Ama doğruyu söylemeliyim ki, “Çıplak Maymun” ile hatırı sayılır bir ün kazanan zoolog Desmond Morris’in bu kitabını okumaya başlamamın çok daha özel bir nedeni var. Kitabı, kedilere olan aşklarıyla ünlü iki dostumun, Sevin Okyay ile Kutlukhan Kutlu’nun çevirmiş olması. (Neredeyse her sayfada, ‘canım ortağım’ Sevin ile birbirimize kedilerimizin fotoğraflarını gösterip gülüştüğümüz zamanları hatırladım. Ayrıca yeri gelmişken kapak fotoğrafına modellik yapan, kapak kedisi Cızırtı’ya da selam göndereyim.)

İnsanlarla ilişkilerinden evcilleştirme süreçlerine, tarihlerinden cinslerine kedilerle ilgili geniş bir çerçeve çizen ‘Giriş’ bölümünden sonra, tam anlamıyla bir ‘Sıkça Sorulan Sorular’ kitabı başlıyor aslında. Morris, kitabında tam elli dokuz soruya cevap veriyor. Önce soruların çoğumuzca yanlış bilinen cevabını söyleyip sonrasında bilimsel verilerle doğrusunu anlatıyor. Ve bütün bunları yaparken rahat, kolay anlaşılır, akıcı bir dil kullanıyor. Kitabın çevirisi de bu yaklaşıma hizmet edince, kedi sever bir dostunuzla sohbet eder gibi hissediyorsunuz kendinizi.

‘Kedi En Sevdiğiniz Koltuğun Kumaşını Niye Tırmıklar?’ sorusuna çoğumuzun cevabı, “Tırnaklarını bilemek için,” şeklinde olacaktır. Morris sayesinde kedinin bunu yaparken üç amacının olduğunu öğreniyoruz. Tırnaklarının üstündeki yıpranmış kılıfları sıyırıp atmak, tırnaklarını içeri çekme-dışarı çıkarma düzeneğini çalıştırıp av yeteneklerini dinamik tutmak ve belki de en ilginci koku bırakmak. Evet, kedilerimiz şu meşhur tırmalama işini yaparken aslında ön patilerinin alt tarafındaki koku bezleri sayesinde, en sevdiğimiz koltuktaki baskın kokumuzu yok etmeye ve kendi kokusunu eklemeye çalışmaktaymış. Kimi kedi sahiplerinin, bir sürü para verip aldığı tırmalama tahtalarının boşa gitmesine üzülmemesi gerekiyor demek ki.

Kediler niye dışkılarını gömerler, niye kuyruk sallarlar ya da sırtlarını kabartırlar, kulak hareketleriyle ne anlatmaya çalışırlar, kuş gördüklerinde niye dişlerini takırdatırlar,  yakaladıkları bir avı niye insan sahiplerine sunarlar, renkleri görebilirler mi, dört ayak üstüne düşmeyi nasıl başarırlar, depremleri önceden hissedebilirler mi? Bu elli dokuz sorunun cevaplarıyla, hem kedilerimizle hem de onların inanılmaz dünyaları sayesinde bütün canlılarla ilişkilerimizde bir değişim olacağı tartışılmaz. Kendimize değilse bile, kedimize bu hediyeyi vermemiz gerekiyor kanımca.

Kitabı bitirdikten sonra aldım Cambaz’ı karşıma, kısa bir konuşma yaptım. Bundan sonra, bazı davranışları konusunda daha anlayışlı olacağımı söyledim. “Takma bunları kafana, ben her şeyi idare edebilecek yetenekteyim, özellikle de seni,” dercesine baktı yüzüme, sonra da kıvrılıp uyumaya devam etti.


Cambaz

1 yorum:

Burcu dedi ki...

Cambaz da Cızırtı da çok güzel...Ben de kızlarım Duman ve Gümüş için bu kitabı en kısa zamanda okuyacağım. Bizimle paylaştığınız için teşekkürler :)