Fotoğrafım
Okuduklarım... Dinlediklerim... İzlediklerim... Aklıma takılanlar...

19 Ekim 2013 Cumartesi

Vinterberg'den "Jagten": İkiyüzlülüğe Kafa Atmak


Thomas Vinterberg'in 2012 tarihli filmi "The Hunt/Jagten" Türkiye'de "Onur Savaşı" adıyla gösterime girecek. Film adlarında kimi zaman kimi zaman çaresizlikten, kimi zaman genel bir algıya seslenebilmek için yapılan değişikliklere sıklıkla tanık olmuşuzdur. Ama kimi zaman da -bu örnekte olduğu gibi- maksadını aşan değişiklikler oluyor. Ne yapalım, buna takılacak değiliz...

"Jagten" birçok yünüyle 'yerel' bir film. Kuzeyin bireyci ve görece soğuk insan yapısını değerlendirmeden, filmin kimi sahnelerindeki ilişkileri anlamak ya da o dünyanın içine girmek mümkün olmayabiliyor. Ancak bir adım sonrasında, o yerellikten çıkıp, evrensel bir "insan insanın kurdudur" hikayesine, "toplumlar kurban ister" meseline dönüşüyor. Üstelik, izleyeni zorlayan, sertlik derecesi yüksek, herkesin kabul edemeyeceği bir konuyu, ikiyüzlü bir ahlakçılığın kaba hatlarını çizmek için merkeze alarak. Burjuvazinin ikiyüzlülüğüne tekme tokat giriştiği "Festen"den sonra, bu kez de kasaba hayatındaki ikiyüzlülüğe deyim yerindeyse değil, tam anlamıyla kafa atıyor Vinterberg. 

Filmi henüz izlememiş olanlar için, konuyla ilgili bir şeyler söylememeye özen gösterdim. Bilenler zaten biliyor. (Konunun detaylarına girince, daha uzun bir yazı yazmak gerekiyor.)

Bu filmdeki rolüyle Cannes'da en iyi erkek oyuncu ödülünü alan Mads Mikkelsen, gerçekten de zorlu bir rolde, ip cambazı gibi özenli davranmayı başarıyor. Vinterberg'in çıplak, keskin görüntüleri ve mesafeli kamera kullanımıyla iyice sertleşen film, Mikkelsen'in dengeli oyunu sahnesinde, baştan sona aynı gerilimde izleniyor. Aman bu "gerilim" kelimesine takılmayalım; nasıl bir gerilim olduğunu filmi izleyince anlayacaksınız.

Bir sahne ile noktalayalım: Mikkelsen'in canlandırdığı Lucas karakteri, Noel Gecesi kilisede. İzleyenin yüreğini sıkıştıran bir sahne. Zor. Anaokulu çocukları kafalarında Noel Baba şapkalarıyla bir şarkı söylüyorlar. Ve Lucas, önündeki sırayı tekmeleyerek, bir anlığına katılıyor şarkıya.

Filmi izlerken bu sahneye ve bu sahnede Lucas/Mikkelsen'in yüz ifadesine bakın. Hem müthiş bir oyunculuk hem de oyunculuğun ötesinde bir insanlık dramının izlerini göreceksiniz.

Sözünü ettiğim sahnede Mads Mikkelsen

Filmin katıldığım/katılmadığım, sevdiğim/sevmediğim yönleri var.

Ama ne olursa olsun "The Hunt - Jagten - Onur Savaşı" üstünde düşünmeye, konuşmaya ve elbette izlemeye değer bir film.

4 yorum:

Devrim Atasu Sever dedi ki...

Sevgili Yekta Kopan,
Sizin yazdıklarınızı gerçekten referans alıyorum. Düşünüyorum, yazıyorum, çiziyorum ve tasarlıyorum kafamda ne kadar doğru düşünceleriniz olduğunu. Bu filmi geçen sene soğuk bir günde izlemiştim, gerçekten de filmdeki o dışlama, hor görme ve etiketleme odayı daha da soğutmuştu. Öğretmenimize yapılan kötülükler, film dahi olsa içten içe etkilemişti bizi. Her ne kadar izlemeden önce sıkıcı ve diyalogsuz geçeceğini düşündüysem de yanılmışım. Bu oyunculuk, belki gördüğüm en iyi işlerden biriydi. Kendisinin dizisini de takip etmeyi istiyorum. Yorumlarınız dahiyane! Gerçekten 1 sene olmuş ama dün izledim sanki. Tebrikler, hoş bir yazı.
Devrim Atasu Sever / İzmir

düş ikliminde yolculuk dedi ki...

Merhaba Yekta Bey,
Filmi birkaç ay önce izledim ve çok etkilendim. Yargısız infaz ancak bu kadar yalın ve içten anlatılabilirdi. İnsanoğlunun derinliklerinde yatan bencillik ve öfke karışımı tuhaf haller bu filmde oldukça vurucu bir şekilde anlatılmış bence...Saygılar.

sivas kangalı dedi ki...

Bu adam filmlerinin hakkını veriyor. Hannibel dizisinde fena bir rolde oynuyordu ve çok yakışıyordu.

Yılmaz Eser DURMUŞ dedi ki...

Sevgili Yekta Kopan,
Paylaşımlarınızı ilgiyle takip ediyorum. Bir oyuncu olarak olumlu anlamda beslendiğimi söylemem gerekir. Bu film hala kafamı karıştıran bir film olması ve Mikkelsen'in etkileyici oyunculuğuyla tekrar tekrar izlememe sebep olmuştur. Yazınızın sonunda katıldığım/katılmadığım, sevdiğim/sevmediğim yönleri olsa da... diyerek bitirmeniz merakımı cezbetti ve kısaca bunların neler olduğunu sormak istedim...
sevgiler...
eser