Fotoğrafım
Okuduklarım... Dinlediklerim... İzlediklerim... Aklıma takılanlar...

14 Temmuz 2013 Pazar

Sait Faik'ten Sabahattin Ali'ye

Sabahattin Ali adına verilen edebiyat ödülü yendiden canlandırılamaz mı?

Darüşşafaka Lisesi öğrencilerinin yaptığı işleri alkışlamak gerekiyor. Bu kez de ellerinde Sait Faik’in öykülerinin adları yazılı dövizlerle Burgazada’daydılar. Sonunda beklenen oldu ve 2010’dan beri restorasyon nedeniyle kapalı olan Sait Faik’in Burgazada’daki müze evi yeniden hizmete açıldı.Öncelikle Darüşşafaka Cemiyeti başta olmak üzere, bu sürece katkı sağlayan, emek veren herkese teşekkür etmek gerekiyor.

Yeri gelmişken bir teşekkür de, kitabını okuduğum ilk andan itibaren Sait Faik Hikâye Armağanı ile taçlandırılmasını istediğim Sine Ergün’e; böylesine iyi öyküler okumamızı sağladığı için.

Buraya kadar her şey güzel. Ama Sait Faik için yapılan bu güzellikler başka bir konuyu getiriyor akla. Sözü “Kürk Mantolu Madonna”nın önsözündeki satırlarıyla Füsun Akatlı’ya verelim: “Romanlarından çok öyküleriyle tanınmış olan Sabahattin Ali adına, ailesi tarafından 1980’li yılların başında kurulmuş olan ödül ne yazık ki uzun ömürlü olamadı. Seçici kurul üyelerinden biri olarak katılımcıların ürünlerini değerlendirme fırsatı bulduğum bu ödül, öykü dalının yanı sıra inceleme ve eleştiri dalında da özendirici olabilseydi, belki bugün bu değerli yazarımızı bize yeni bir ışık altında gösterecek ilginç çalışmalar derlenebilecekti. Kültür ve sanat alanlarında 80’li yıllarda başlayan ve giderek tırmanan vurdumduymazlık, Türk edebiyat ortamından bu olanağı da esirgedi.” Füsun Akatlı’dan üstünde uzun uzun düşünülmesi gereken, sarsıcı bir tespit.

Sabahattin Ali adına verilen ödüller gibi, bir dönem hevesle ve istekle başlatılıp sonra da kaderine terk edilmek zorunda kalınan birçok ödül var. Bu ödüller sadece yeni isimlerin değil bütünüyle edebiyatın üstüne ışık düşüren, edebiyat ortamını hareketlendiren, okuru heveslendiren, düşünce dünyamızın gelişmesine katkı sağlayan ödüller. Ancak kimileri sürekli olamıyor, kimileri düzenli bir takvime bağlı kalamıyor, kimileri bürokratik yapıların elinde değersizleşiyor, kimileri de sırf verilmiş olmak için veriliyor. Seçici kurulundan okura duyurulmasına kadar.

İyi bir örnek olarak adını anabileceğimiz Sait Faik Hikâye Armağanı’nın çoğuna örnek olması lazım. Füsun Akatlı’nın isteğini Sabahattin Ali’nin önünde saygıyla eğilerek yineleyelim: “Bu ödül yeniden edebiyatımızın önemli değerlerinden biri haline gelemez mi?”
 

1 yorum:

Adsız dedi ki...

kaleminize sağlık sizin gibi başarılı sanat eleştirmenelerin bu konuya eğilmesi ve yazarlarımıza sahip çıkmasıTürk edebiyatının gelişmesi ve gelecek nesillerin edebiyatımız için yararlıdır. en azından edebiyatımıza sahip çıkacak gençlerimizin yetişmesini sağlayarak kapitalist düzene yenilmeyen emeğine sanatına sahip çıkan bir gençlik yetişmiş olacak