18 Temmuz 2013 Perşembe

Farklı

Karşıdaki apartmandan çıktı. Otobüs durağına yürürüken önümü kesti. "Merhaba," derken çantasını sağ omzundan sol omzuna aldı.

Boş gözlerle baktım.

"Yazdıklarınızı okuyorum ben," dedi, "Fil Uçuşu'ndakileri de..."

Teşekkür ettim. Beni dinlemek değildi derdi, sadece konuşmak istiyordu.

"Ama bir sorun oluyor günlerdir. Bütün yazdıklarınız birbirine giriyor. Ekranımda karmakarışık harfler, kelimeler görüyorum. Sadbazfard ya da jndjre..nbgdgd gibi. Kimi zaman anlamsız kimi zaman da farklı anlamlarla dolu harfler. Saçma kelimeler, saçma boşluklar. Farklı cümleler... Farklı."

"Tam olarak anlamadım ama teknik bir sorun herhalde," dedim.

"Olabilir. Ben sadece bilmenizi istedim. Ayrıca ne olursa olsun yazdıklarınızı okuyorum ben..."

Hızla uzaklaştı. Arkasından bakakaldım. Saçları dalgalıydı.

Teknik bir sorun olup olmadığını anlamaya çalıştım o gece. Yoktu. Yeni bir yazı paylaştım. Yeşil gözlü kadının ne demek istediğini düşündüm sonra. Kaderine kendi başına karar veren harfler dünyasında olmak hoşuma gitti. Ben ne yazıyorum? Yazdığım ne anlatıyor? Okuyan ne anlıyor? Yazı kendi yolunu nasıl çiziyor? Yazarını reddeden öyküler düşleyerek daldım uykuya.

Ertesi sabah aynı saatte, aynı otobüs durağının önünde, omzunda aynı çanta karşılaştık yine. Bu kez ilk selamı ben verdim. Küçük bir baş hareketi.

"Teşekkür ederim," dedi, "dün akşam yazdığınız yazı için..."

Hafifçe gülümsedim.

"Harfler, kelimeler biribirlerine girmememişti bu kez. Özellikle yazının son satırı çok hoşuma gitti. 'Omzunda çantan otobüs durağına yürürken o kadar güzeldin ki sana aşık olmamak imkansız' yazmışsınız."

Bir an dondum kaldım.

"Böyle bir şey yazmadım ben," dedim suçüstü yakalanmış bir hırsız gibi.

"Ama o harfler öyle dizilmişler. Belki de onların duyguları sizin anlattıklarınızdan daha güçlü..."

"Olamaz... Yani..." diye kekeledim. Bakışlarıyla susturdu beni.

"Farklı," dedi, "yazdıklarımızla yaşadıklarımız farklı. Bunu hiç unutmayın."

Çantasını sağ omzundan sol omzuna atarak otobüs durağına yürüdü. Saçları dalgalıydı. O kadar güzeldi ki görüş alanımdan çıkana kadar bakakaldım arkasından.


6 yorum:

love and smile dedi ki...

Gözümde film karesi gibi canlandırdım :)....

a. dedi ki...

Gerçek olsun istiyor insan, bir anlığına da olsa... Alelacele metni bırakıp alt yazıları tarıyor gözler ve bulamıyor. Belki de farklı olan bu işte. Böyle şeyler yalnızca öykülerde ve filmlerde ve hayallerimizde bir iz hepsi hepsi.

mutdnz dedi ki...

"Yazdıklarınızı okuyorum ben," dedi, "Fil Uçuşu'ndakileri de..."
gerçek ile kurgunun sarmalı mı? aslında gerçek hayatın ta kendisi bir akışta otobüs durağı ya da eski ve dirençli bir tiyatro salonunda hüzünlü bir veda töreni ya da suya yazılan yazılar ya da...

JG dedi ki...

:)

Mert dedi ki...

Okuyanın ne anladığı gerçekten çok önemli. Yazıyoruz. Ama yazımızı sunduğumuz kişide cümlelerimiz ne çağrıştırıyor? Bizim mutlu anlattığımız bir olay okurda hüzne mi dönüşüyor? Okuyoruz. Belki de mutlu bir yazıdan hüzünlenen bu sefer de biz oluyoruz.

Kemal Ünsaçan dedi ki...

Farklı dediniz ya, bende farklı bir yerden bakıyım olaya. Anlatılmak istenenden ziyade, anlatış tarzınız bile harika. Galiba, bu bakış bile farklı farklı algıları ortaya koyuyor ve başlı başına bu makalenin vermek istediği düşünceyi ispatlıyor. Harika yazıyorsunuz..