Fotoğrafım
Okuduklarım... Dinlediklerim... İzlediklerim... Aklıma takılanlar...

21 Ocak 2013 Pazartesi

İki Yazarın Terapi Seansı

2008 yılında tanışan, dünya edebiyatının en önemli isimleri J. M. Coetzee ve Paul Auster'ın mektuplaşmaları "Şimdi ve Burada", sanattan siyasete, spordan savaşlara, ekonomiden insan ilişkilerine kadar pek çok konuyu içeriyor...


Teklifin daha münzevi bir hayatı seçmiş olan Coetzee’den gelmesi ilginç. Üstelik ilk mektubu yazarak, kapıyı açan ve dostluğun tutkusal bağların açığa vurulmamış bir biçimi olarak satırlara yayılmasını sağlayan da Coetzee. Bu ilk mektuba Auster’ın alıntılarla, yorumlarla ve anılarla dolu cevabı, kitabın daha ilk sayfalarından başlayarak, iyi bildiğimizi sandığımız konularda bile, iki yazarın düşüncelerimize takla attıracağının işareti.

J.M.Coetzee ve Paul Auster. Edebiyatın yaşayan iki büyük ustası. 2008 yılının Şubat ayındaki tanışmaları, zaten bir süredir iletişim halinde olan iki yazarı da etkilemiş olmalı ki, hemen sonrasında Coetzee “Böyle bir işbirliği dostluğu pekiştirmeye yarar gibi geliyor,” düşüncesiyle ilk mektubu yazıyor. Auster’ın cevabı bir anlamda mektuplaşmaların çerçevesini belirliyor: “Aslında bu, aynı şehirde yaşıyor olsaydık, buluştuğumuz zaman konuşacağımız türden konular olmalı.” Sonuçta ortaya sadece bu iki yazarın okurlarını değil, dil-düşünce-edebiyat-insan konularında kafa yormak isteyen herkesi ilgilendirecek bir kitap çıkıyor ortaya: Şimdi ve Burada.


Coetzee’nin çoğunlukla içsel yolculuklarla sesini duyurduğu mektuplarda, Auster hayatın içinden, gündelik olaylar üstünden dünyadaki varlığımızı sorgulayan satırlara yüzünü dönüyor. “Senin sözlerine çoğunlukla kendimle ilgili hikayelerle karşılık verdiğimin farkındayım,” diyor Auster. Tam da bu noktada, psikologların belirli aralıklarla başka psikologlara giderek kendilerini terapi alanına bırakmasının, yazarlar arasındaki karşılığını görür gibiyiz. Kimin kanepeye uzandığının kimin elinde not defteriyle oturduğunun bir anlamı olmayan, okurunu da seansın bir parçası haline getiren, zihin açıcı bir terapi.
Düşüncelerin, konuların arasında öylesine doğallıkla, o kadar yumuşak geçişlerle dolaşıyor ki Coetzee ve Auster, kısa süre sonra dostluk, gündelik olaylar, kadın-erkek ilişkileri, evlilik, sanat, edebiyat, siyaset, savaş, ekonomi, spor ve daha pek çok konudaki sohbetlerinin ortağı oluyor okur. Bir kafede yan masanızdaki iki kişinin sohbetine kulak misafiri oluyorsunuz, saatlerin nasıl geçtiğini anlamadan, değişmiş biri olarak kalkıyorsunuz masadan. Bu sohbetler sadece kemikleşmiş entelektüel duruşu ters yüz etmekle kalmıyor, erkeklik hallerini de mercek altına yatırıyor. O “tutucu entelektüel algı”yı sırça fanusun içinden çıkarıp tuzla buz edercesine parçalıyor Coetzee ve Auster. Kim istemez televizyon karşısında bomboş oturarak maç izleme duygusunun nedenlerini onların kaleminden okumayı ya da ergenlik hallerinin yaşlılıktaki karşılıkları konusunda yürek hoplatan itirafların paydası olmayı?
Günümüzün rakamlar ve ezberler üstünden dengede duran hallerine, kurgunun iki büyük ustasının zihninden bakarken sorular soruluyor, cevaplar aranıyor. Her cevap yeni bir soru doğuruyor. Seçkin Selvi’nin maharet dolu çevirisi ile akıp gidiyor sayfalar.
Ve bir tavsiye: “Şimdi ve Burada/Mektuplar 2008-2011”i, Auster’dan “Yazı Odasında Yolculuklar” ve Coetzee’den “Taşra Hayatından Manzaralar” ile paralel bir şekilde okumak, olağanüstü bir deneyim olacaktır.

2 yorum:

Saniye Kısakürek dedi ki...

gerçekten harika kitaplar. Tavsiyeleriniz için teşekkürler...

Berk Altunkılıç dedi ki...

Kitap okumayı bende çok severim. Siz çok kitap okumuşsunuz tavsiyelerinizi takip edeceğim :)