Fotoğrafım
Okuduklarım... Dinlediklerim... İzlediklerim... Aklıma takılanlar...

20 Aralık 2012 Perşembe

Öykü okuyunuz efendim!


Yeni yılın gelişiyle anketler de çoğalıyor elbette. Sıkça sorulan sorulardan biri de “Sizce yılın en iyi romanları hangileri?” sorusu. Roman sanatının seçkin örneklerine haksızlık etmek istemem ama yılın kitapları seçkisi yapılırken öykünün dışarıda tutulmasıyla bu alandaki verime yapılan haksızlığı da sindirecek değilim.
2012 öykünün gürül gürül çağladığı bir yıl oldu. Varsın o çağlayanın sularında yıkanmak istemesin kimileri, varsın yayıncılık dünyasının ticari gemileri bir kıyıdan öteye romanları taşımaya devam etsin, varsın sıradan romanlar bile oyunu kurallarına göre oynamayı başardıklarından sahne ışıklarıyla aydınlatılsın; has edebiyatın nabzı öykülerde atmaya devam etti yıl boyunca. Kimi romanlar sırf tabulaştırılmış bazı alanları konu seçtikleri için, kimileri de iyi reklamlarıyla dokunulmazlık gömleğini giyip kapladılar rafları. O kargaşanın içinde yeni kurguları deneyen, dil üstüne düşünen-araştıran, farklı konuların peşinde koşan, geveze bir edebiyatın şehvetine kapılmadan sessizliği de yazının parçası haline getiren çoğu öykü kitabı yeterince görülmedi, konuşulmadı. İlk kitapların ya da doğum tarihine göre konumlandırılan genç yazarların şöyle bir başı okşandı. O “genç yazar” tanımlamasıyla, deneyimli yazarların alanı korundu böylece. Kimileri öyküye açıktan açığa “küçük kardeş” sevecenliğiyle yaklaşarak ayıp etti, kimileri inatla küf kokan “romana geçmek için iyi bir basamak” şarkısını okudu. Ama dünyada öykünün yolculuğunu takip eden okurlar bu kakafonik şarkının korosunda yer almadılar. Böyle gelmiş, böyle gidecek. Edebiyatımızın karar mekanizmaları böylesine imza hayranı olmaya, satış rakamları üstünden cümleler kurmaya devam ettikçe, ustalık vurgusu böylesine dokunulmazlık alanı yarattıkça yıl sonu değerlendirmeleri de aynı havuzda bir ileri bir geri yüzmeye devam edecek.
Ama havuzların klorlu suyuna mahkum olmak istemeyen, denizin sonsuzluğuyla hem güzelliklere hem de tehlikeye açık sularında kulaç atmak isteyen isimler için durum başka. Elbette, o denize girdiğinizde alacağınız zevk her zaman doruklarda olmayabilir; kimi gün dalgalıdır o denizi kimi gün kirli. Ama her ne olursa olsun havuzun vereceği sınırlanmışlık hissinden fazlasını vaat eder.
Neyse ki kalemleri istediğinde romana merhaba diyen ama kararlılıkla yıllardır öyküyü sırtlayan isimler türler arasında tahterevalli oynamadan üretmeye devam ettiler. Her öykü kitabı merakla beklenen Cemil Kavukçu da vardı bu listede öykü kitabıyla edebiyatına düşkün olanları sevindiren Şule Gürbüz de. Ayrıca Mahir Ünsal Eriş, Berna Durmaz, Kerem Işık, Yalçın Tosun, Sine Ergün, Pelin Buzluk, Şenay Eroğlu Aksoy, Birgül Oğuz, Gökhan Yılmaz, Ayşe Başak Kaban, Melida Tüzünoğlu öykünün güzel şarkılarını paylaştılar biz okurlarla. Sanılmasın ki isimler bu saydıklarımla sınırlı, bunlar sadece benim okuduklarım. Hem daha edebiyat dergilerindeki isimlerden, henüz kitabı çıkmamış yazarlardan söz etmiyorum bile. O kadar dikkate değer öyküler vardı ki dergilerde, onlar için ayrı bir dosya açmak gerekli.
Her neyse, sözü fazla uzatmadan, yılsonu değerlendirmesi için kendi listemi vereyim: Öykü okuyunuz efendim, öykü okuyunuz.

12 yorum:

Ümit Aykut AKTAŞ dedi ki...

Yazıyı dikkatle ve keyifle okudum. Yazının sonlarına doğru içimden "Dünyanın bütün öykücüleri birleşin!" diye bağırmak geldi :)

Adsız dedi ki...

Edebiyat dergileri için açacağınız dosyayı sabırsızlıkla bekliyorum. Güzel yazılarınız için teşekkürler.
Mine

fyahşi dedi ki...

öylesine gezerken takıldım kaldım süper bir yazı

murat dündar dedi ki...

öykünüzü çok beğendim başrılarınızın devanınıdilerim

ibrahim dedi ki...

gerçekten güzel bir yazı teşekkür ederim

duygu dedi ki...

başarılarınızın devamını dilerim...

ibrahim dedi ki...

güzel bir yazı teşekkürler

Sezgin Muratoğlu dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Gert Boya dedi ki...

Paylaşım için Teşekkürler. Sprey Boya

Serra D dedi ki...

Bir başucu yazısı. Yıllardır öykü okumayan, içten içe öyküye sevdalı olan ben de 1 aydır hatamı kabul ediyor ve öykü okuyorum... Kitaplığı öykü kitaplarıyla doldurma vaktidir.

Hayat Bir Dejavu dedi ki...

Yekta Bey; ne güzel dediniz. Roman şakşakçılığı iyi kötü ayrımı yapmadan güzel bir örtü oluyor yazarlara (iyilerin hakkını kenara ayırıyorum)
Bunca yıldır bir öykü kitabı alıp okuyamamışlığımı da bu şakşakçıların meydana getirdiği sağırlık olarak değerlendiriyorum.
Can Öykü Antolojisi 90 Yazar 90 Öykü kitabına başlamış ve ilk olarak sizin öykünüz ile giriş yapmıştım kitaba. Ertesi gün yazınızı görüyorum. Ne hoş bir denk'düşme .. Sevgiyle kalın.

murat dedi ki...

Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum.. Ama yaptığınız seslendirmelerinde yeri başka :))