Fotoğrafım
Okuduklarım... Dinlediklerim... İzlediklerim... Aklıma takılanlar...

16 Aralık 2012 Pazar

Hobbit: Beklenmedik yolculuğun düşündürdükleri...

Uzun süredir bekleniyordu "Hobbit: Beklenmedik Yolculuk". Sonunda gösterime girdi. Yıllar yıllar önce, kitabı okurken zihnimde uçuşan düşünceler, filmi izlerken yeniden kanat çırptı. Hemen söyleyeyim; yazıyı filmi izledikten sonra okumakta fayda var. Bir sürprizi açık ettiğinde değil, ama olur ya, söylememesi gereken bir şeyi söyler gibi yapması bile hoş olmaz. Meraklısı öfkelenir böyle haddini bilmezliklere.


* Masal anlatırken çizgiler daha kalın çizilmeli diye mi düşünmüştü Tolkien; bilinmez. Yine de köklerini batının arketiplerinden alan masalında, iyi-kötü hattının tek boyutuna hapsolmamak için, bildungsroman dinamiklerinden de faydalanmıştı. İşte bu zekadır, "Hobbit"e derinlik kazandıran ve sonrasında yazılan "Yüzüklerin Efendisi" üçlemesini dar bir alana hapsetmeyen. Film uyarlamasında ise dar bir alanda kısa paslarla ilerlemiyor mu Peter Jackson? Her bir pasında daha havalı, vuruş şiddeti yüksek, beklenmedik hareketi fazla, hesaplanmış, gişe başarısı amaçlı antrenmanlarda bolca tekrarı yapılmış hareketlerle gol arıyor.

* Binbir Gece Masallarında bile öyle değil midir? Masalı anlatan Şehrazat bile aslında "vaziyeti idare" etmek zorunda olan ve 'anlatıcı özne' olmaktan çok 'arzu nesnesi' konumunu hissettiğimiz gölge karakterdir. Vuslatı geciktirmenin şehvet artırıcı etkisiyle sayfalar çevrilirken, örneğin Denizci Sinbad'ın macerasını anlatır. Maceralar erkeklerin dünyasındadır. Masallar erkeklerin dünyasındadır. Kahramanlıklar erkeklerin dünyasındandır. Vicdanınla hesaplaşmak için onunla oyun oynamak zorundasın.

* Vicdanının sesini yok etmek için onu kandırmak zorundasın. Vicdanının sesini yok etmek için kendini kandırmak zorundasın. Vicdanının sesini yok etmek için onu tehdit etmek zorundasın. Vicdanının seni hapsettiği o karanlık mağaradan çıkabilmek için onun sahip olduğu değerleri çalmak zorundasın. Vicdanının seni hapsettiği o karanlık mağaradan çıkabilmek için görünmez olmak ve gerekirse onun üstüne basarak kaçmak zorundasın. Kendini tamamlama yolculuğuna devam edebilmek için, savaşabilmek için ve tırnak içinde erkek olabilmek için, vicdanını geride bırakmak zorundasın.

* İşçi sınıfı, burjuvalar, sermaye sahipleri, aristokratlar, ezenler, ezilenler…Yükselen Nazizm, Faşizm, yersiz yurtsuz bırakılanlar, ırk temelinde yaşanan savaşlar… Aydınlanmanın ışığından geçmiş Batı toplumları, maddi dünyanın ışığına koşan Yahudiler, o büyük hikayenin içinde yan roller üstlenen uzak coğrafyaların uzak ırkları... İşgaller ve fetihler… Savaşın içselleştirilmesini besleyen bir görkem. Tarih döktüğün kanı görkemle, akıttığın kanı kahramanlıkla yazacaktır. Savaş kaçınılmazsa, sen de silah taşımaya başlarsın. Üstelik o silahı kullanmak değil, kullanmamak kararıdır kahraman olmak. Taşımamak kararı düşünülmez bile. Unutma; kahramanlaşma yolculuğu, ötekini yok etmekle başlar.

* Kahramanlaşma yolculuğu. Büyüme yolculuğu. İşgalci ejderhayı yok etmek için çıkılan yolda konformizmi bir kenara bırakmak. Burjuvanın orta sınıf ahlakını heybesine koyup ergenlikten erkekliğe geçme yolculuğuna çıkması gerektiğini söyleyen bilge. Alt sınıfların inanmış ve kontrolsüz gücü, zekaya ihtiyaç duyar. O zeka gerektiğinde politik manevraları, siyasi yalanları söyleyecek zekadır. Unutmamalı ki, kahraman olmak gerektiğinde yalan söylemeyi bilmektir. Bunun adına zeka denir vandallar dünyasında. O da yetersiz olduğunda büyü girer devreye, din girer, inanç girer.

* Bir başka cephe: Haksız işgaller eninde sonunda bitecektir. Masalda altın, bugün kara altın. İşgalci ejderhayı yok etmenin yolu, birleşmektir. Savaş kaçınılmazdır. Pahası ne olursa olsun.

* Önemli olan ürünü satabilmenin savaşını iyi vermektir. Zeka gerektirir. Artık okunan-izlenen bilinen hikaye değil, hikayenin "gerçekleştirilme" sürecinin hikayesidir gündemde olan.

* Geriye kalan Gollum'un göz yaşlardır. Ne olursa olsun, bir tek o "değerlimiz" olarak ruhumuzun karanlık mağarasında beklemeye devam edecektir.

5 yorum:

mehmet dedi ki...

Yüzüklerin efendisine göre çok daha fantastik bir film

süleyman dedi ki...

gerçekten güzel olmuş

ibrahim dedi ki...

yorumunuzdan sonra filmi dahada merak eder hale geldim.teşekkürler

özmen dedi ki...

Sizin bu yazınızı okuduktan sonra hobbit filmine kesinlikle gitmem gerektiğini düşünüyorum.Teşekkür ederim.

Dekorasyon dedi ki...

meraktan yorum öncesi izledim tşk ederim