31 Ağustos 2012 Cuma

O esnada başka bir yerde...

...Albert Camus derin bir nefes almış ve "Arkamda yürüme, yol göstermeyebilirim. Önümde yürüme, arkandan gelmeyebilirim. Yanımda yürü ve dostum ol," demeye hazırlanıyordur.


Ustayı İletişim Yayınları'ndan çıkan Stephen Eric Brooner imzalı "Camus - Bir Ahlakçının Portresi" isimli biyografi nedeniyle anıyoruz. Camus'yü politik, edebi ve felsefi yönleriyle tanımak isteyenler için öenmli bir inceleme olduğunu söyleyebilirim. Ancak kişisel tavsiyem Camus'yü hiç okumamış olanların, bu kitapla başlamaması.

Yeri gelmişken sorayım: Sizce Camus'yü okumaya hangi kitabıyla başlamak lazım?

26 yorum:

Adsız dedi ki...

Albert Camus'u ilk önce "Yabancı" ile tanımalı.

Nevra Ilhan dedi ki...

"Yabancı" , "İlk Adam" arasında kaldım.

hulya_707 dedi ki...

ben "yabancı"yla başladım. önemli bir eserdir. özellikle genel felsefesiyle ilgili.

Deniz Özturan dedi ki...

"Yabancı"yı okumadan bu yazara başlamamalı..

Adsız dedi ki...

İlk olarak Başkaldıran İnsan okunmalıdır. Sonra sırasıyla Tersi ve Yüzü, Veba, Yabancı, Düşüş ve Sisifos Söyleni okunmalıdır.

Adsız dedi ki...

'yabancı' belki de albert camus'un edebiyatını, düşüncelerini anlatan en güzel eserdir. sonra da mutlu ölüm'le devam edilebilir.

Adsız dedi ki...

İlk adam

conatus dedi ki...

Ben okurken Yabancı,Sisifos Söyleni, Veba sırasıyla gitmiştim. Genel düşünceye katılıp ben de "Yabancı" diyeceğim.

Evra dedi ki...

Ben "Yabancı" ile başladım... ve başlangıç için de kesinlikle tavsiye ederim!

dilek dedi ki...

burada anılan romanlar olabilir ama kesinlikle defterler değil

Adsız dedi ki...

yabancı okunmalı yanında da yazgı filmi izlenmeli bence.

Seda Ağar dedi ki...

Tüm kitaplarını okumuş bir Camus hayranı olarak otobiyografik "İlk Adam" diyorum. Oldukça duygusal... Kırk yaşında bir adamın, yirmi dokuz yaşında savaşta ölmüş bir babayı, hem de hiç tanıyamadığı bir babayı mezarında ziyaret etmesi. Hüzün verici... Ardından kesinlikle Düşüş, Yabancı ve Veba gelmeli bence.

burçin yıldırım dedi ki...

"Yabancı"yla tanışır gibi... Yabancı'la başlamak gerek derim.

Zefir Yazın dedi ki...

Ya da alternatif takılıp hiç romanlarına girmeyin, Tersi ve Yüzü'yle başlayın :))

Gökçe Gündüç dedi ki...

Bence Sisifos Söyleni ile...

Anarşi Tebessümü dedi ki...

Camus'un Veba'sında karantina altındayken insanlar, bir denize giriş bölümü vardır ki hissedilebilecek tüm özlemler, tüm tutkular, o an, karakterlerden ikisi denize girdiğinde orada toplanmıştır sanki. Düşüş ve Yabancı nitelik bakımından en yüksekteki yapıtlarıdır kanımca Camus'unç

Çalışma Hayatı dedi ki...

Kesinlikle "Yabancı"...

Babamın gençlik kütüphanesinden kalma, buruşuk, sararmış sayfaları ile tanıdım Albert Camus'nun Yabancı'sını. 15 yaşındaydım, her ergen gibi hayatı sorguladığım çağdaydım. Hala en sevdiğim kitap diyebilirim.

aylak kadın dedi ki...

Ben "Düşüş" ile başlamıştım, pişman değilim (:

Pirgan dedi ki...

Selam, Veba'yı okuduktan sonra kendim için aldığım notları paylaşıyorum:
Varoluşçu edebiyatın (egzistansiyalizmin) Jean Paul Sartre ile birlikte en önemli temsilcilerinden biri olan, Cezayir asıllı Fransız yazar Albert Camus’nün en ünlü romanı Yabancı olsa da ustalık eseri Veba’dır.

Kitapta, 1940’larda Cezayir’in 200 bin nüfuslu Oran kentinde farelerin ölümü ile başlayan ve kısa sürede tüm şehri istila eden veba salgını, bu sırada uygulanan karantina ve gerek toplumun gerek bireylerin bu süresi belirsiz açık hapis halinde yaşadıkları ve hissttikleri anlatılıyor.

Romanın karakterleri arasında salgının hemen öncesinde eşini tedavi için başka bir kente uğurlayan ve salgın boyunca en büyük mücadelelerden birini gösteren Doktor Rieux, kentin yerlisi olmadığı halde bitmek tükenmek bilmez enerjisiyle Rieux’nun en büyük yardımcısı gizemli Tarrou, yaşanmamış aşkını yazmaya çalışarak canlı tutan belediye memuru Grand, intihara meyilli veba fırsatçısı Cottard, karantinayı yarıp şehirden kaçmaya çalışan gazeteci Rambert sayılabilir.

Mösyö Othon’un küçük oğlu ve Tarrou’nun hastalık sırasında geçirdiği nöbetlerin betimlemeleri, Tarrou’nun akşam vakti hasta evinin terasında Rieux’ya geçmişi ile ilgili itirafları Camus’nün insanı içine alan anlatım gücünün doruğa ulaştığı anlardı.

Romanda iki yerde, önce Cottard ve Grand bakkaldayken bakkal kadının gazete haberine dayanarak yaptığı açıklamada, sonra da Tarrou’nun teras tiradında bahsettiği savcı yardımcısı babasının yürüttüğü bir davada Yabancı’ya net göndermeler var.

Roman boyunca kent sakinlerinden herhangi biri zannettiğimiz anlatıcının aslında önemli karakterlerden biri olduğunu son bölümde öğrendiğinizde oldukça şaşırabilirsiniz.

oktay dedi ki...

bence ilk olarak tersi ve yuzu okunmali ve yabanci ile devam edilmeli... tersi ve yuzu'nu okuduktan sonra yabanci cok anlasilir oluyor bence...

Adsız dedi ki...

Sisifos söyleni ile başlamak Camus'nün hayatını ve izlediği yolun mahiyetini anlamak açısından önemlidir. Ardından herkesin belirttiği gibi Yabancı'yı okumak kanımca ilgili araştırmayı okumak için yeterli olacaktır.

NourCan dedi ki...

Ben de "Yabancı" ile başladım, sıra gözetmeksizin diğer eserlerine devam ettim.

Önerim, düşüncesini besleyen kaynağın temelini görmek açısından ilk eseri "Tersi ve Yüzü" olacaktır. Zira kendisi de ölümünden birkaç yıl önce "Bu eserden itibaren çok yol katettmiş olsam da, bir o kadar ilerlemedim." demiştir.

Daha sonra "Yabancı", "Baş Kaldıran İnsan", "Düşüş" devam edilebilir.

Anita dedi ki...

"Yabancı" ile tanıştık kendisiyle. Diğer kitaplarına olan ilgimi körükledi kullandığı üslubu. Herkes için değişebilir bu görüş, çünkü kitaplar hepimizi başka başka yerlerden vurur.

Ezgi Tekerek dedi ki...

Albert Camus'u görünce ve yorumları da okuyunca Umut Sarıkaya'nın şu karikatürünü göndermeden duramadım:

http://www.facebook.com/photo.php?fbid=408010429261312&set=a.135205623208462.26098.135202649875426&type=1&theater

:)

Osman dedi ki...

yabancı olabilir hemen arkasından sisifos soylenine gecilmelidir.

Kombi Servisi dedi ki...

"Arkamda yürüme, yol göstermeyebilirim. Önümde yürüme, arkandan gelmeyebilirim. Yanımda yürü ve dostum ol,"

ne kadar güzel bir söz.