7 Mayıs 2012 Pazartesi

Emma Peel: "Mekanik"


Emma Peel: Şimdiki zaman, ne zamandır sence?
Karşıdaki Adam: Ne alakası var? Mekanikten konuşuyorduk… Saatler falan… Baban saat tamircisiydi değil mi?
Emma Peel: Öldü babam… Üstelik bu olay başka bir zamanda oldu. O yüzden soruyorum, sence şimdiki zaman, ne zamandır?
Karşıdaki Adam: Ooof, bıktım bu saçmalıklarından… Ver bakayım şu saati bana… Ne istediğini anlayamadım gitti.
Emma Peel: Dokunabildiğimden fazlasını istemiyorum. Şimdiki zamanı istiyorum. Şimdiki zaman, dokunabildiğim zamandır.

7 yorum:

Weltschmerz dedi ki...

Çok iyi. Çok iyi!

zeynep özek dedi ki...

peel "şimdiki zaman" deyince, nabokov ve "saydam şeyler" cevap hakkını kullandı: "İnce bir dolaysız gerçeklik cilası, doğal ve yapay maddelerin üzerini kaplar; her kim şimdide, şimdiyle kalmak istiyorsa lütfen onun ince gergin cilasını çatlatmasın."

fazilettekin dedi ki...

Şimdiki zaman, baba-nın ölü olduğu zamandır Emma. Kaybına dokunmak ister misin gerçekten?

Adsız dedi ki...

Meandshadows dedi ki;
Emma!Şimdiki zaman, gelecekle başlayan ve sürekli geçmişle devam eden zamandır. ''Şimdi''kavramanı algılayana kadar bile, aslında sürekli bitmiş zaman birimlerinin arka arkaya geçişini idrak ediyoruz.
İstersen birlikte şimdiki zamanı yakalamaya çalışalım: Yakala Emma! Hooop, geçti... Şimdi bir daha deneyelim: Bak, bak, bak! ''şimdi'' yaklaşıyor, yakala Emma! Hoopp, bak, o da geçti... Belki de sen yakalamayı bilmiyorsun Emmacığım...
Sen istersen zamanı yakalamayı dene ama yaptığın şey, kuyruğunu yakalamaya çalışan bir kediden farklı değil canım benim...

siyahkuğu dedi ki...

hmm ilginç..

Evra dedi ki...

Today is the "gift" & that's why it's called the "present" ...

ilhankaya dedi ki...

huzursuz bir kuş olmasaydı yürek, arkamıza dönüp bakmazdık .




































































































































































































































































Şunu farkediyorum : hayat denilen şeyin katmanları öylesine üstüste yığılmış ki, sonradan yaşadıklarımızda eskilerle karşılaşıyoruz sürekli. Halleşip hesaplaşıp bir kenarda dondurduğumuz anılar olarak değil ama, aksine , canlı kanlı yaşamaya devam eden deneyimler olarak.
Doğru zaman, biricik yinelenmeyecek o tek zaman mıdır? Kayıp gittiğinde elinden, kaçıp gitmiş midir? Artık çok mu geç kalınmış olmaktadır? Çok geç kalınmış olması, artık olmamalı mı demektir? Telâfisiz midir? Çok geç de kalınsa olmasından, hiç olmaması daha mı yeğdir? Bilmiyordum.
Konuşmak mı istemiyordum, nasıl nerden başlayacağımı mı bulamıyordum, bir açıklaması varsa da bilmiyorum.
Zaman geçti, belki bir başka zaman diye diye.
O başka zaman, hiç bir zaman gelmedi.