9 Kasım 2011 Çarşamba

Burcu Aktaş'ın kaleminden 'Kediler Güzel Uyanır'

'Kediler Güzel Uyanır'ın raflara çıktığı gün Radikal Kitap editörü Burcu Aktaş, kitap ekinin 4 Kasım tarihli nüshasında hem benimle yaptığı bir söyleşiyi yayımladı hem de kitap hakkındaki düşüncelerini yazdı. İşte Burcu Aktaş'ın cümleleriyle 'Kediler Güzel Uyanır'.

Rüyalar sayesinde ayakta duruyoruz

Yekta Kopan, 'Kediler Güzel Uyanır'da sıkıntıyı, alışkanlığı, günlük hayattan bazı anları anlatıyor. Bunları anlatırken de insan ruhunun karanlıklarından besleniyor. Rüyalar, korkular, endişeler ve takıntılar yardımcısı oluveriyor. Kitap, edebiyatın cenneti yalınlığın kıyısında değil, ortasında geziniyor.

İlk cümleler, zihne kelimelerle çakılan çivilerdir. İlk cümlelerin güzelliğini es geçmeyen bir yazar Yekta Kopan. Yazarın yeni öykü kitabı ‘Kediler Güzel Uyanır’da yer alan kırk bir öykünün de ilk cümlesi kendine has bir tavır ve güzellik içeriyor. ‘Kediler Güzel Uyanır’ Kopan’ın dokuzuncu kitabı. Yazar, edebiyatın eğlendirici yönünün ağır bastığı postmodern zamanlarda tehlikeli ve cesaret gerektiren bir işe girişmiş. Kısa ve çok kısa öykülerden oluşturmuş kitabını. Belli ki bu tehlikeyi dikkate almayıp bildiği yolda koşmuş Yekta Kopan. Okur için ortalıkta kol gezen tehlikeyi de; okura, okuruna güvenerek savmış başından. İyi ki de böyle yapmış. Ortaya, edebiyatın cenneti yalınlığın kıyısında değil, tam ortasında gezinen bir kitap çıkmış. ‘Kediler Güzel Uyanır’ın en önemli maharetlerinden biri bu.

Buluşları olan bir yazardır Yekta Kopan. Bu kitabında yer alan öyküler de Kopan’ın buluşlarından payını alıyor. Yazar, ‘Kediler Güzel Uyanır’da detaylarla buluşları iç içe geçiriyor. Öykülerinde sıkıntıyı, geçmişe özlemi, alışkanlığı, sorgulamayı, günlük hayattan bazı anları anlatıyor. Tüm bunları anlatırken de insan ruhunun ve zihninin karanlıklarından besleniyor. Rüyalar, korkular, endişeler ve takıntılar yardımcısı oluveriyor.

‘Eşyanın duru tadında’

Yazarın “Müsvedde” adlı öyküsü sözünü ettiğim detayları ve buluşları kusursuzca bir araya getiriyor. Kırtasiye olduğunu anladığımız dükkânda dolmakalem bakan adam ile tezgâhtar arasında geçen öyküye, dükkânda yer alan müsvedde kâdığına karalanmış kadın ismi karakter olarak dahil oluyor! Tezgâhtarın kalemle kurduğu obsesyonlu ilişki, müşterinin obsesyonuyla şahane bir şekilde birleşiyor. “Aniden gözüne montunun çıtçıtlı üst cebi ilişiyor. Açık kalmış. Kapatmaya çalışıyor. Cep kapağına üstten bastırınca, göğüs ucu acıyor.” Hepimizin belki onlarca kez bir kırtasiyede gördüğü müsvedde kâğıtları ve onların üzerindeki isimler Kopan’ın buluşuyla bir öykü malzemesi oluyor. “Eşyanın duru tadında” diyordu Littera Amor’da İlhan Berk. Yazar da kırk bir öyküsünde kimi zaman nesnelerle, kimi zaman anlatımıyla, kimi zaman karakterleriyle “eşyanın duru tadı”nı yakalıyor.

“Our Bazaar!” kitabın dikkat çeken bir diğer öyküsü. Daha ilk cümlesiyle okuru içine çekiyor: “Kadının dükkâna girmesiyle Ahmet’in bildiği dünya değişti.” Halı satan adamın hikâyesi keskin bir sonla bitiyor. Kopan’ın edebiyatını takip edenler onun “baba”ya olan düşkünlüğünü bilirler. “Our Bazaar!” da sonunda “baba”ya dönülen öykülerden biri. Tadında bir mizah ve ironi barındıran öyküler de var ‘Kediler Güzel Uyanır’da. “Evlilik Cüzdanı” onlardan biri. Evlilik cüzdanı yanında olmayan bir çiftin otele kayıt yaptırma çabası bir öykü şölenine dönüşüyor.

“Ünlem ve Mat” kitap ve okur arasındaki ilişkiye değinen bir öykü. Kopan’ın metinlerinden iyi bir okur olduğunu kolaylıkla anlarız. Yazar bunu bizim gözümüze asla sokmaz ama Kopan’ın yaptığı bağlantılarla okur bunu anlar. “Yazarın kurduğu dünyadan daha parlak bir dünya oluşmuyor kafamda,” dedirtiyor karakterine Yekta Kopan. Bana öyle geliyor ki ‘Kediler Güzel Uyanır’da çok sayıda okura bu cümleyi kurdurtabilecek bir kitap.

Kitabın “Yağmur” ve “Pazar Günü” öykülerine özellikle dikkat edilmeli. Yazarın “Yağmur”daki anlatımı okuru bir öykü karakterine dönüştürüyor. “Yüzünle ayna arasındaki boşluğa sıkışıyor ruhun,” derken bir bakıyorsunuz ki Kopan’ın tam da dediği yere sıkışıvermiş ruhunuz. Okumaya devam ettikçe okur üzerindeki etki artıyor: “Korktun. Çay bardağında dönen kaşığın sesi büyüdü içinde. (...) Ensenle ayna arasındaki boşluğa sıkıştı çocukluğun.” “Pazar Günü” öyküsünü mutlaka ve mutlaka okumak lazım. Pazar günü sıkıntısı daha iyi nasıl anlatılabilir bilmiyorum.

Yekta Kopan’ın kitabı, okuyanın zihninde hatırlamalar, esinlenmeler silsilesine dönüşüyor. Hani “Kadının dükkâna girmesiyle Ahmet’in bildiği dünya değişti,” diyordu ya Kopan... İşte ben de, kırk bir öyküyü okumakla “Burcu’nun bildiği dünya değişti,” diye bir not düşüyorum.

3 yorum:

ŞiPu dedi ki...

ilk fırsatta bu kitabı okuyacağım.bende bir merak uyandırdı.

nihal dedi ki...

“Kediler Güzel Uyanır” kitabınız hayalimdeki öykü formuna ulaşmış. Diğer öyküler gibi anlatılıyor ama “an” abartılmıyor. An her ne ise o! Var olan o bir an'ın ne yaparsak yapalım yok edilemeyeceğini başka bir niteliğe gerek kalmadan salt var olmanın tek yeter koşul olduğunu gösteriyor. Aslında tüm öyküler an’ı anlatmak ister. Öykünün gücü buradan gelir, bize an’ı , önceki ve sonraki anlarla birlikte anlatırlar. An iyi anlatılamıyorsa öykünün okurdaki etkisi hafifler, değerini yitirir. Sizin bize an’ı anlatışınız o yüzden “an” her ne ise o.
Diğer yandan öyküleriniz şiir gibi. Yalın, sade fazla söze yer yok, olan yeterli. Ama şiir gibi kibirli, kendini beğenmiş değil. Şiirin kendini her türden üstün gören hali yok öyle her okuyan anlayamaz edasında değil. Ama tıpkı sevdiğimiz şiirleri tekrar tekrar okur gibi bu öyküleri de tekrar tekrar dönüp okuduk. İlk okuduğumuz anda hissettiğimiz o kalp çarpıntısı o zihin aydınlanmasını yaşamak için. Önce ilk etkiyi bekledik. Sonra ilk etkinin yanına yenilerini ekledik, eklemeye de devam edeceğiz. Öykü, içindeki her şeyi içimize işleyinceye kadar… İşledikten sonra da o hazzı, keyfi tekrar tekrar yaşamak için yeniden okuyacağız.
Ancak usta be! Bu kadar iyi yazdıktan sonra bir dahaki sefer kendinizin üstüne nasıl çıkacak, kendinizi aşmayı nasıl başaracaksınız? Biz okurlar olarak okumaktan ve tekrar okumaktan keyif alacağız, yani kitabınız keyfini süreceğiz de siz ne yapacaksınız? Merakla bekliyor olacağız.
Daha söylenecek çok şey var ama şimdilik bu kadar. En içten sevgilerimle, candan teşekkür ederim.
e-mail: nihalnila@yahoo.com.tr

atakan dedi ki...

kitabı elime bu kadar geç aldığım için birilerine kızmak istedim ama kızmadan okudum .. okudum derken hemen bir çırpıda değildi bu okuma hani çok da geniş bir kitap değil nasıl bir çırğpıda bitmez ki seslerini duyar gibiyim ..

yok yok ondan değil bitmesin istedim tam bir hafta bıouunca elimden düşüremedim her an her dakika açıp bir hikaye okuyup günümü o hikaye ile bitirmek istedim de ondan:))

son zamanlarda romanın hegamonyası sarmışken okurları bu kısacık hikayeler içinizde iklim değişiklikleri yapmıyor değil hani o soğuk kış günü otobüs beklerken balıjkesir otogarda elimdeydi en son ve bitti .. bir kitap biterken insan üzülür mü*

ben üzüldüm hiç bitmesin istedim hiç hiç ..

elllerine sağlık yekta kopan bize hikayenin lise bilgilerinden ibaret olmadığını göstermeye her daim devam edersin inşallah..