Fotoğrafım
Okuduklarım... Dinlediklerim... İzlediklerim... Aklıma takılanlar...

20 Ekim 2011 Perşembe

Vüs'at O.Bener Sempozyumu


Yeditepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Yrd.Doç.Dr. Ayşe Melda Üner ve Melike Saba Akım’ın girişimiyle, 28 Kasım’da çok değerli bir sempozyuma imza atacak: “Vüs’at O. Bener Sempozyumu”.
(Yüksek lisans ve doktora öğrencilerine yönelik sempozyum için bir de 14 Ekim’de sonlanacak bildiri çağrısı var; bu konunun detaylarını http://vusatobenersempozyumu.blogspot.com/ adresinden takip edebilirsiniz.)
Bildiri çağrısında “Çağdaş Türk Edebiyatı’nın en özgün yazarlarından Vüs’at O. Bener adına düzenlenecek olan bu sempozyum, bugüne dek yeterli akademik ilgiyi görmeyen yazara tüm yönleriyle odaklanmayı hedeflemektedir,” deniyor.
Böylesi önemli ve öncü bir ismin bugüne kadar değerince konuşulmamış olması, edebiyatımızın eksiklerindendir. Üstelik hala yeterince konuşulmamış-değerlendirilmemiş-tartışılmamış olan o kadar çok isim var ki! Edebiyatımızın daha aktif bir akademik ortam beklemeye hakkı yok mu?

1 yorum:

zeynep dedi ki...

Vüsat O. Bener'i okuduğum zamanlarda hele ki dost-yaşamasız'ı tekrar tekrar okuyacağımı düşünürken; kitapları görenler, garip yabancı baktı hep. bir sayfa da olsa 300 sayfa da okurunu aynı derecede çarpabilen pek çok eser vermiş bir yazarın bu kadar az tanınması üzücü. ama yine de kendimi hep şanslı hissettim adını duymuş olduğum ve yıllar sonra da olsa aynı sınıflarda dolaştığım için.
konferansa katılamayacağım ama sayenizde satırlarına tekrar baktım. ve şimdilik "leadri"yle bu açığı kapadım sanıyorum.

"Soluk soluğa çıktım merdivenleri. On bir. Kapıda ad san yok. Bastım zile, uzun sinirli. Lap lap terlik sesleri. Gıcırt. Giriş lambasının buzlu, çatlak karpuzundan sızgın aydınlığında kapı kasasına sığmayan bir görüntü. Kafası kütlü beyazı, kıvırcık. Surat marsık. Parlayan sağ eli kapı tokmağında, öbürü dizinde. Dile benden ne dlersen. Şaşkınca bakışıyoruz. Musta'fendi yanılmış olmasın? Sanmam. Bu koskoca dev ha! Hadi canım sende. Yanlış kapı? Galiba. Bas git. Özür dilerim. Ya değilse? Ağzını açsana sersem..."