4 Ekim 2011 Salı

Eylül'ün Ardından

Eylül: Çocuklukta sonbaharın başlangıcı olarak belletilmiştir de, beden ve zeka yazın sürmekte olduğunun farkındadır. Hem yaz günlerinin yeni düşüncelerle, heyecanlarla dolu birikiminin hem de o tatlı rehavetin arkasından gelir. Bir yanıyla o tatil havasının, bir yanıyla da “dökülen yapraklar romantizminin” çakışma noktasında durur. Bir yanıyla şehre dönüş şarkıları vardır bir yanda da karanlık sayfaların hışırtıları. 6-7 Eylül olayları, 9 Eylül Yılmaz Güney’in ölümü ve derken 12 Eylül. Hangi dünya görüşünden olursa olsun 12 Eylül, düşünebilen insana faşizmin ayak seslerini hatırlatır. Yazara da böylesi inişli çıkışlı bir ruh hali sunar kısacası. Ama bir yazarın, edebiyatla ilişkisini günler, aylar, mevsimler üstünden kurduğunu, farklılaştırdığını sanmam. En azından benim için öyledir. Eylül, okumak ve yazmak için güzel bir aydır; diğer on bir ay gibi.
"Papatyalar" Fotoğraf: Cansu Boğuşlu

5 yorum:

Adsız dedi ki...

Bence de bu ilişki mevsimler ya da aylar üzerine kurulmamıştır ama bu değişimlerin inkar edilemez bir etkisi vardır insanda. Her mevsimin hatta ayın uyandırdığı farklı duygular olduğuna inananlardanım.

Funda Gökalp dedi ki...

Eylül sizi okumak içinde güzel bir ay.
Fildişi karası bitti
Her öykünü sonunda hissettiğim "merak" duygusuyla
Bitti.
Kahramanlara ne oldu...

Yüreğinize sağlık.

Funda dedi ki...

Adsız değil tabi ki :)
Funda Gökalp

Kunegond dedi ki...

Bana göre Eylül'de yaprakların dökümüyle yıl dönümü ayı başlar.

Kendimi bildim bileli hep sevdimeylül ayını,yağmurlarını. Nedenini fazla sorgulamadan.

Sonra bir gün bir arkadaşım dedi ki; "Salak, eylül ayı doğumlusun, terazisin hasısın. Sen sevmeyeceksin de kim sevecek?"

yolcu dedi ki...

Papatyaları seviyorum. Nerede olurlarsa olsunlar.