24 Haziran 2011 Cuma

Sözlük.28


D


DENİZ YOLCULARI: “Şehirde yaşayanlar birbirlerine yabancı yaşar, yabancı ölürler,” der Halikarnas Balıkçısı, “oysa gemi yolcuları önce birbirlerine yabancı olsalar da aradan bir iki gün geçince bu duygu ortadan kaybolur.” Güverte yolcularına saç maşası satmaya çalışan adam, tezkere almış köylerine dönerken yavuklularına hediye saç maşası alan erler, hayal dünyası geniş -sekiz yaşındaki- çapkın oğlan çocuğu, küçük oğlanın gönlünü bir avuç tuzlanmış fıstıkla çalan otuz beş yaşlarındaki köy öğretmeni kadın, baktığı kadında ürpermelere neden olan denizci Davut, bütün bu insanlık sergisine gezmiş bir eleştirmen edasıyla “İnsan ne muammalı mahlûktur,” deyiveren ihtiyar ikinci kaptan… Sayısız öyküsünde olduğu gibi bu öyküsünde de Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın kaleminden tuzlu su damlamaktadır!
(Halikarnas Balıkçısı, Alabanda)

Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı)
1890 - 1973

2 yorum:

jalesahin dedi ki...

Ü

ÜÇ NOKTA

Bir temenni ve üç noktayla bitiriyor cümlelerini. Ne anlamalı bu sondan bilmiyorum. Hem istediğin gibi bitir diyor hem de temenni ile kendi sonunu söylüyor. Kesin diye bir şey yok hayatında. Senin de "kesin"lerin olmasın diye elinden geleni yapıyor. Oysa bazıları kesinlerle varolur. Arada kalmak sonudur. Nedense bunlar hep kesinleri olmayanların peşinden giderler. Ötekinin bir gizi var zannederler. Kimbilir belki de vardır. Ama yaşamı pahasına neden seçer insan bu yolu? Anlamak güç. Elinde bir hayatı var ve birkaç alınacak nefes daha. Belki dünyanın en kolay işi ve günü gelince de en imkansız eylemi soluk almak. Neden imkansıza koşar adım gider insan?

İnsan derdi kendi mi yaratıyor yoksa? Hani bu dünyada uğraşacak bir şeyleri olsun diye mi çabalıyor? Ondan mı birini bitirip diğerine balıklama atlıyor? Durgunluk doğamıza mı aykırı? Dengede olmak o kadar sıkıcı mı? Mutluluk boğucu mu? Ondan mı hep uçurumun kenarında, acının eşiğinde geziyor insan?

Bak bıraktığın üç nokta neler düşündürdü bana. Boşuna demiyorum bu üç noktayı kullanma diye! Ben noktalı cümleleri severim. Dolu dolu söylenmiş yarım bırakılmayan cümleleri. Hele üç noktayı zekasının, yaratıcılığının göstergesi gibi kullanan senin gibilerden nefret ederim. Deliliğini dahilik olarak açıklayanlar yapar böyle. Gerçek dahilerse kesin ve nettir. Ondan deliler çok dahiler azdır bu hayatta. (nokta)

ay ışığında.. dedi ki...

kaleminden tuzlu su damlamaktadır!