14 Mart 2011 Pazartesi

Oscar Nasıl Wilde Oldu?



“Paper back” yani “kağıt ciltli kitap” fikrinin ilk olarak Charles Dickens’tan çıktığını biliyor muydunuz? Ya da Mark Twain’in kaderinin Şili’ye koka ticaretine giderken bindiği nehir gemisinde değiştiğini? Peki Edgar Allan Poe’nun son günü, bütün hayatını özetleyecek kadar hüzünle mi doluydu? D.H.Lawrence’ın hayatı boyunca yapmak istediğinin “Uyuyan Güzel” masalını çağdaş yaşama aktarmak olduğunu kaç kişi biliyor?

Büyük edebiyatçıların yaşamları hakkında pek çok kitap yazılmıştır bugüne kadar. Kimileri bir gizli sandığı açma, deyim yerindeyse kirli çarşafları ortaya sermek amacındadır. Kimileri, o yazarın edebi anlayışını tarihsel bir yapının içine oturtmaya çalışır. Yazarların eserleriyle yaşamları arasında paralellik kurmak isteyenler çokluktadır. Daha derine inip, yazarın yapıtını ruhsal analizi ile çözümlemeye çalışanlar da vardır elbette.

Profesör Elliot Engel’in Türkçede “Oscar Nasıl Wilde Oldu?” adıyla yayımlanan kitabı bütün bu bakış açılarının hem toplamı hem de daha fazlası. “Fazlası” vurgusuna bir açıklık getirmeli; Profesör Engel, yazarların yaşadıkları dönem ve kişisel hikayeleri üstüne yoğunlaşırken, yaratılarını ayrı bir yapı olarak değerlendirmeyi ve okutmayı başarıyor. Dolayısıyla, bir yapıtın kaynağını sadece gerçeklikte arayan okurları, daha fazlasını düşünmeye davet ediyor. Üstelik bunu yaparken, inanılmaz sıcak ve samimi bir dil kullanıyor. Hani “çok okunur” kitaplar için kullanılan “sayfa çevirten kitap” diye bir deyim vardır ya; işte bu da tam öyle bir kitap. Her bir bölümünü, soluk soluğa okudum.

Kitabın bir başka güzelliği de Zeynep Avcı gibi bir usta tarafından dilimize kazandırılmış olması. Bu akıcılıkta, bir an önce sonraki bölüme geçme, bütün kitabı yutma isteğinde onun da payı tartışılmaz. Ellerine sağlık.

Alt başlıktaki “Edebiyatçıların Okulda Öğrenemediğimiz Yaşamları” vurgusu her şeyi anlatıyor, üstelik sırf ilginçlik olsun diye konulmuş bir alt başlık değil bu. Kitap vaat ettiklerini fazlasıyla veriyor. Böyle bir kitabı kütüphanelerimize kazandırdığı için bir teşekkür de Sel Yayınları’na.

Kitap üstüne dostlarla konuşurken dediğimiz gibi: “Keşke bu kitabı 20’li yaşlarda okusaymışız. Keşke bu kitabın izinde farklı bir okuma deneyimi yaşasaymışız.”

Hiç geç değil…

7 yorum:

Vladimir dedi ki...

İzmir'e doğru yola koyulurken çantamda bu kştap vardı. Karın düşmesinin heyecanla beklendiği gündü. Havaalanında ise telaşlı, endişeli insan kalabalığı. Kitabı okumaya başladığımda o koşuşturan, bekleşen, beklerken sessiz durmayı başaramayan insan kalabalığından bir anda uzaklaştım.

İlk sayfadan içine dalıp da dünya ile ilişkisini kesmemeyi başarabilecek bir kitap sever olabileceğini düşünmüyorum.

Adsız dedi ki...

öyle bir yorum yapmışsınız ki Yekta Bey direk canım cekti en kısa zamanda alıp okuyacağım

Mia Wallace dedi ki...

dorien gray'le :)

Bulut dedi ki...

Siz de "Yekta Nasıl Kopan Oldu-m" başlıklı bir yazı yazsanız kitapla birlikte okumak çok hoş olurdu :)

minimalist dedi ki...

"Bana lükslerimi verin gereksinimlerim olmadan da yaşarım" diyen bir kişi nasıl merak edilmez! Paylaşımınız için teşekkür ederim; ilk fırsatta alıp okuyacağım.

Buarada merhaba!!!

Mirsada dedi ki...

biyografi okumaya bayılırım her biyografi bir insan demek buda biyografi tarzında bir kitap kesinlikle okuyacağım

Bellanomisma dedi ki...

ben de kitabı bugun bitirdim. Sevdiğim yazarların bilmediğim yönlerini bilmek beni çok mutlu etti. Bazı yerlerin altını çizerek okudum bazı yerlerde notlar aldım. Gerçekten okunması ve üzerine düşünülmesi gereken kitaplar arasında