5 Şubat 2011 Cumartesi

Sözlük.22

O

OSMAN DEDE: Kırşehirli subay emeklisi Osman Dede. Beyaz entarisiyle küçük odasında gün geçiren, namazını aksatmayan, okumaya-yazmaya düşkün, kedilere tutkun Osman Dede. Cumhuriyetin ilk öğretmenlerinden, şapka devriminin ateşli savunucusu, kızlarının aydın babası Osman Dede. Günün birinde, bir kitap almaya yolladığı torunu, kazların saldırısına uğrayıp, dedesine öfkeyle çıkışınca, yıllar sonra ortaya çıkacak günlüğüne şu iç parçalayan cümleleri yazan kırılgan Osman Dede: “En küçük torunum bugün beni azarladı. Küstüm ona.”
(Erdal Öz, Dedem Bana Küsmüş)

2 yorum:

Olric dedi ki...

buruk.

N.Narda dedi ki...

Füruzan'dan:
ÖZGÜRLÜK ATLARI

Çocukken dişlerimizi ceviz yapraklarıyla ovardık. Yaprağın acı güzel tadı ağzımıza yayılırdı. Ceviz ağaçları, gölgeli, olgun, erdemliydiler. Sanki onların ataları erenköylerde eski saraylarda,dizim dizim salınırlardı. Masallarda cevizleri unutmak olmazdı. Ben o zamanlar bu öfkeyi ve yoksulluğumu bilmiyordum. Parasız yatılı sınavına girerken tanrıya dua ediyordum. “Ne sandınız, o zaman tanrı vardı. Onunla aramıza dünya girmemişti… İlkokulu bitirmiştim. Ellerimde zafiyet bezeleri…Sınavı kazanmalıydım. Hiç yolu yoktu başka okumamın.”
...
Üste sıska bir üvey kız için aşırı sorumluluklara katlanmak. Sizi anladık üvey babacığım.
Küçük kızın yatma saati geldi. Atları çok az tanıyor, ama adamakıllı tutkun onlara, demek ki atları çok iyi tanıyor.
Ben çocukken ( ne zaman çocuk olmuştum!) görünmeyen adam olup pasta yemek isterdim. Ne kıtmış tutkularım.
Gidiyor musunuz? Güle güle. Kapıyı iyice kapayın. Sizden üşüdüm.