20 Ocak 2011 Perşembe

Sözlük.20

H

HARP: Alman ordularının Polonya’ya girdiği haberi zengin babalarının hediyeleri bisikletlerle dolaşan iri-kıyım çocukların ağızlarından duyulur Sarıkum’da. Bu küçük kasabanın, dünyanın bütün kötülüklerinden uzak gibi duran atmosferinde, anlatıcının çocuk dünyası harp ile hesaplaşır… “Kahrolasıcalar, doyamadılar, doyamadılar…” diyen ninesi, genel savaşta ölen dayısının anısı, “Yurtta sulh, cihanda sulh,” diyen Ata’nın ruhu, Taksim’deki Anıt’ın önünde ağlayarak “Ayrılmayacağız,” diyen kız… Ama Ata’nın sözünü dinlememiştir Almanlar… Ayrılmayacağız çığlıkları sözde kalmıştır, Ata’nın yolundan ayrılmışlardır… Sarıkum’un ter içinde kalan sokaklarına gece inerken, harbin yok ediciliği çocuk anlatıcının düşüncelerinde karşılığını bulur: “Bir şey takılmıştı aklıma, ne olduğunu bir türlü bulamıyordum. Hatırlarım uyumadan önce, uykunun mor aydınlığı içinde birden bunu çözdüğümü: Babam, eve girdiği andan beri şarkı söylememişti o gece, ilk olarak...”
(Bilge Karasu, Şarkısız Gecelerin İlki)

1 yorum:

denge dedi ki...

Sartre'ın bulantısını getirdi aklıma benim.
Kimse Bilge Karasu'yu şöyle bir otuzuna gelmeden okumamalı. Öyle geliyor bana. Şahsen hep okuyayım dedim, hakkaten, sonra hep kenara koydum kitapları, 30 yaşını bekle oğlum, dedim.