24 Aralık 2010 Cuma

Yerli dizi, yersiz uzun!

Uzunca bir süredir Senaryo Yazarları Derneğinin üyeleri aralarında yazışıyor. İkinci büyük eylemlerinin bütün adımlarını en ince ayrıntısına kadar konuşuyorlar. Olası sonuçları konusundaki tartışmalarda herkes fikrini özgürce yazıyor. Unutulmamalı ki, SENDER homojen bir yapı değil. Bütün bu yazışmalardaki “ortak amaç” bu nedenle daha da özelleşiyor, değerleniyor. Bu sektörün temel belirleyicilerinden söz ediyoruz; senaristlerden. Yapımcıların ve televizyon kanallarının, iki puanlık rating için peşinden koşup, iki puanlık rating kaybında iplerini çektiği senaristler. Allı pullu yıldızların, boy boy haberlerine konu olan karakteri yarattığı zamanlarda her gün en az on kere telefon edip, yollar ayrılınca unutup gittiği senaristler. Kendi içlerindeki çekişmeleri hiçbir zaman halledemeseler de (yaratıcılığın doğasında var) sadece sektörü değil, Türkiye’de televizyon yayıncılığı ve reklam sektörünü temelden etkileyecek bir konuda kararlı ve organize bir şekilde bir araya geldiler.

24 Aralık saat 19.00’da senaryo yazarları kalem bırakacak, yönetmenler stop diyecek, setler duracak ve şalterler inecek. Tüm sektör çalışanları servislere binip bu defa Taksim Meydanı’na AKM’nin önüne gelecekler.

“Yerli dizi yersiz uzun!” sloganıyla yola çıkan Senaryo Yazarları Derneği SENDER, ikinci eyleminde bu defa tüm sektör çalışanlarıyla birlikte ilgililere çağrı yapacak. Dünya standartlarını hiçe sayarak kaliteyi düşüren ve insanlık dışı çalışma koşullarını yaratan, dizi sürelerini 45 dakikaya indirme taleplerini tekrarlayacaklar. Sinema Emekçileri Sendikası SİNESEN’in de katılımıyla saat 19.00’da Taksim’de AKM’nin önünde toplanacaklar.

24 Aralık 2008’de gecenin geç saatlerine kadar süren bir setin ardından evlerine giderken trafik kazası geçirip hayatlarını kaybeden meşlektaşları Zehra Sezgin ve Tülay Ergildi’yi de anarak, setlerde hastalıklara, kazalara, ölümlere varan insanlık dışı çalışma koşullarını protesto edecekler.

Yayında olan birçok dizinin yönetmenleri, senaryo yazarları, oyuncuları, müzisyenleri ve ekiplerinin katılacağı eylemi gerçekleştirecek olan sektör çalışanları, seyircilerini de destek vermeye çağırıyor.

24 Aralık 2010 Cuma günü, saat 19.00’da AKM’nin önünde buluşalım dünya standartlarında süreler ve insanca çalışma koşulları için el ele verelim.

Bu davetteki “seyircileri de çağırıyorlar” vurgusu çok önemli. Burada televizyon kanallarını, RTÜK’ü ve her ne kadar destekçi görünseler de kimi yapımcıları ve hatta kimi oyuncuları bu kararlılığın içine çekmek en başta seyircinin görevi. Bazı seyirciler sırf “ünlü” görmeye bile gidebilir; olsun, gitsinler de. Ayrıca unutulmasın, o ünlüler olmasa, televizyon kanalları bile bu konunun peşine düşüp, haber yapmazlar. Onların da meraklı seyirciden bir farkı yok yani.

O merak ve SENDER'in kararlılığı bu kez sistemin çanına ot tıksın, bu kez emekçiler haklarını alsın. Bugün Zehra ve Tülay, yukarılardan bir yerden bu eyleme bakarken, “Hadi,” desinler, “hadi, sonuna kadar devam!”

6 yorum:

Syrakusa/Beter Böcek dedi ki...

İster sinema, ister dizi olsun, içinde bir ''film'' barındıran yapımlara ilgi duyan biri olarak değil, sıradan bir izleyici olarak yazıyorum bunu: Bari lütfen edebiyat uyarlamalarında boyunu kısa tutun şunların. Yolundan saptırmayın ve tv izleyicisinin uyuşmasına olanak vermeyin. benim desteğim de kösteğim de budur.

semih yıldız dedi ki...

dizilerin malum düzeye çekilmesi, televizyondan karnını doyuran tiyatro oyuncularına da daha fazla zaman kazandıracaktır....daha fazla oyun görme şansımız olacaktır... bu yönden de bir kazanım elde edilecektir die düşünüyorum....

Adsız dedi ki...

sıradan bir izleyici olarak söyleyim, ben artık dizi seyredemiyorum, çünkü reklamlar ve özetle birlikte 3 saate varan bir süreyi TV başında geçirme lüksüm yok. En beğendiklerimi bile yarım saat izleyip bir sonraki bölümün özetiyle idare ediyorum. Sonuç olarak bunca emek ve tehlikeye rağmen herkese ulaşılamıyor. Reklam almak için da yapılıyorsa, emin olsunlar hemen kanal değiştiriliyor ve de çoğu zaman geri dönülmüyor.

aprile dedi ki...

bu kampanyayı destekliyorum, bu şekilde sizin yaptığınız kültür sanat programları ve siyasi tartışma programları hem daha uygun bir saatte hem de daha yoğun hale gelebilir. emekçiler ve sanatçılar da daha insani koşullarda çalışabilirler.

sarıdenizaltı dedi ki...

Televizyonlarda film klüpleri olurdu eskiden.

sihirli kurdele dedi ki...

ben çoğu zaman -hatta çok nadir bazı zamanlar dışında her zaman- yerli dizileri özetlerden veya bölüm fragmanlarından takip ediyorum. gerçi bu aralar seyrettiğim tek bir yerli yapım var.
her hafta bir film çekiliyor aslında "dizi" adı altında. kesinlikle 45 dakikaya düşürülmeli yerli yapımlar. oturdğum yerden yabancı dizilerle karşılaştırma yapmak istemiyorum -en azından istemezdim ama, 23 dakikalık yabancı bir yapımın yarattığı etkiyi yapımcılar kabul etsin ki 90 dakikalık hiçbir yerli yapım başaramıyor. edebiyat uyarlamalarında da hem bölüm hem de sezon süresi bakımından kesinlikle eski trt dizileri veyahut bbc yapımları örnek alınmalı.