13 Aralık 2010 Pazartesi

Bayan Tekil Birey’in Sağlık Sorunları.2

nefes, mide ve gerçek

1.
Yalan soluklar ve karşı konulamayan zaaflar yüzünden yorgun düşmüş ciğerlerini temizlemeye karar verdi Bayan Tekil Birey. Yavaşça çıkardı yerlerinden artık pembeliklerini kaybetmiş kütleleri. Midesi de geliverdi. Akşam yemeğinde deniz börülcesi yemişti. Yemyeşildi şimdi midemin içi diye düşündü; zeytinyağlı ve yeşil.

2.
Sigara içmeye lisede başlamıştı. İşin garibi, gözünde büyük görünmeye çalıştığı oğlanın adını anımsamıyordu şimdi. Unutmayacağından emindi oysa... Yıllar... Midesinin bir yo-yo topu gibi esneyip sallanmasına aldırmadan sağa sola salladı ciğerlerini Bayan Tekil Birey. Unutmalarla geçen yıllarda biriken kurumları dökmek, ağırlığını her gün hissettiği katranı çözmek istiyordu.

3.
Aklına lise günleri gelince, eli midesine gidiverdi. Ne denmişti biyoloji dersinde: Mide çaydanlığa benzeyen bir organdır. Hiç de öyle değilmiş meğer dedi kendi kendine Bayan Tekil Birey. Çaydanlık şeklini bozan zeytinyağlı deniz börülcesi miydi acaba? Yoksa biyoloji kitapları da mı yalan söylüyordu?

4.
Soluklar, kitaplar, adı unutulan aşklar yalan olabilirdi... Ciğerlerinin ve midesinin bütün bunların ötesinde bir gerçekliğinin olduğunu düşündü... Gerçeklik: Yazılamayacak bir kitabın, yaşanamayacak bir aşkın göbek adı... Yüzüne rüzgârlı bir gülümseme yerleşti Bayan Tekil Birey’in. Ciğerlerini, midesini bağlayıverdi bedenine. Tüm parçalar dönüp dolaşıp bütündeki yerlerini almıyorlar mıydı zaten?

BU MACERANIN SONU

4 yorum:

Evrim dedi ki...

Bayan Tekil Birey'i hüzünlü gördüm bu macerada... Zaman zaman ne kadar ufak şeylere takılıyor ve bazı şeyleri nasıl da hayatımızın merkezine yerleştiriyoruz. Fakat bir zaman sonra bir de bakıyoruz ki hayatımızın olmazsa olmazı sandığımız kişiler ya da şeyler hayatın içinde unutulup gidiyor. Ve evet tüm parçalar dönüp dolaşıp bütünde yerini buluyor...

Sibel dedi ki...

"Gerçeklik: Yazılamayacak bir kitabın, yaşanamayacak bir aşkın göbek adı..." Sustum sadece, cümlenin ağırlığı mideme oturdu sanki. Tuhaf bir gerçeklik duygusuyla okudum öykünüzü. Tebrikler Yekta Bey, sevgilerimle.

Nehire dedi ki...

Gerçek,iyi,kötü,yalan v.b soyut kavramlar nedense kişiye özel anlamlar taşır,farklılık karmaşasıda bu yüzden yaşanıyordur ve doğaldırda.
Mideden söz edince mide fotoğraflarını inceledim.Çaydanlıktan çok hastaların kullandığı ördeğe benziyor.Sap yukarıda döküm yapılan ucu bağırsaklara doğru dik bir biçimde..:)
Ve Bayan Tekil Birey'in ciğerlerini ve midesini bağlarken ki resmi sanki bir cankurtaran yeleği takarmış gibiydi.Kimbilir hayatın bir anında sıkıntı veren bir organımızı yada düşümüzü canımızı kurtaran bir hale dönüştürebiliriz.
Teebessümle,sevgiyle kalın...

bendevarim dedi ki...

oysa ben içime top kaçtı zannediyordum, meğer "gerçeklik" kaçmış da haberim yokmuş..
http://camiletas.blogspot.com/2011/01/arz-hal.html
kaleminize ve empatinize sağlık!