8 Kasım 2010 Pazartesi

Sözlük.14

S


SİNEKLER: “Bunun bu kadar korkunç bir şey olabileceğini önceden tahmin edememiştim” diye başlar öyküsüne Orhan Duru. Ben-anlatıcının başı sineklerle fena halde derttedir. Hem de ne dert! Savaşmayı, iradesiyle çektiği acılara sonuna kadar dayanmayı, hatta üstlerine “Hekzachlorciclohexan ihtiva eden” bir ilaç sıkarak toptan yok etmeyi denese de başarılı olamaz. Sanki sineklerle insanlar arasındaki bitmek bilmez savaş bir evde, bir kişinin yaşam alanında geçmektedir. Sinekler evi ve bedeni istila ettikçe insanlık tarihinin kaçınılmaz yenilgisi okura göz kırpar. Ama anlatıcı pes etmemeye kararlıdır. Belediye başkanına olayın toplumsal boyutunu anlatırken kendini kaybeder ve uyuşuk şehir halkına böyle uyarıcı sineklerin gerektiğini söyler. Öyküyü okuyan her okur sağdan soldan gelecek bir sineğin tehdidi altında olduğunu bilmektedir artık…
(Orhan Duru, Küçük Sinekler)


 

Meraklısı için not: Öykü Sözlüğü etiketindeki diğer maddeler ve yorumlarla farklı bir sözlüğe ilerliyoruz. Sizlerden gelen yorumlar, etkileyici... Dileyen yorumlara kendi öykü maddelerini yazabilir. Okuduğunuz, sizi etkileyen bir öyküden bir karakter, bir nesne, bir sahne, bir isim, bir replik bu sözlüğün maddesi olabilir...

7 yorum:

Adsız dedi ki...

ferit edgü'nin kaçkınları geldi aklıma. daha doğrusu "kaçkın"lardan birine tebelleş olan bir fare... kitapları geveleyen, tıkırtılarıyla uyutmayan... buna karşılık zehirlenen, kapana sıkıştırılan, ölüsü bulunan, sokağa atılan ama her seferinde geri dönen... düşlerde kendisine verilen yaşama hakkıyla giderek büyüyen, büyüdükçe fareliğinden hiçbir şey kaybetmeyen ve sonunda çirkin anatomisiyle bütün odayı kaplayan... ahşabı kemiren bir gerçeklik mi, insanı kemiren bir hastalık mı olduğu bilinemeyen...

Kunegond dedi ki...

Tam da evin içinde bir sinekle cebelleşirken iki gündür...

Pes edip eceline bırakmıştım sineği ki içime bir umut doğdu yine de... gidip bu öyküyü bulmalıyım. Bu bir işaret olabilir.

la luna bir yer dedi ki...

AŞK

Bak,şimdi kocaman bir yıldız düşün gökyüzünde tamam mı,titremeyen bir ışık ve küçük bir dudak.Ben ne zaman gözlerine bakmaya ara verirsem bu yıldızı koparırsın gökten.Küçük dudak söner o zaman.Yeşil ışık durur yine minarenin ucunda tamam mı?

Zeynep Altıntepe - (Aşk/Öykü)

Onur Özgüner dedi ki...

Madem sinekten, böcekten açıldı konu, benim öykü maddem de şu:

Y. Yusufçuk

"İçimden, onsuz yaşanmaz bir şey kopardılar da toza toprağa mı attılar?

Zaman işledi, durdu. Çok defa, ıstırabı çağırır gibi ezberlenmiş formüllerle Yusufçuğu davet ettiğim oldu.

Ne ıstırap geldi, ne Yusufçuk…

Samimi olabilsem Yusufçuk dirilecekti.

İçimde bir ses…

Yusufçuk mu haykırıyor:

-Yalancı, yalancı!"

(Yusufçuk, Necip Fazıl Kısakürek)

tuğba çelik özer dedi ki...

K

Kelime

"İstediğin kelimeler..." dedi. Teşekkür ettim. Heyecanlıydım. Kelimeler kağıdın üzerinde bekleşiyordu. Bir an önce başlamalıydım. Kafamda bir iki soru işareti belirdi, belirdiklerinde de ağzımdan çıkıverdiler. "Bunlar bağımsız kelimeler mi, bir bütünün parçaları mı, birbiriyle ilişkileri var mı, sıralama önemli mi, hepsi bu kadar mı?" "Şimdilik bu kadar..." diye cevapladı, "aralarında ilişki mi var, bunlar bir bütünün parçaları mı, cevapları bulmak sana düşer."
(Cem Uçan, Başlangıç Noktasına Geri Dön/
Altmış yedi (?) kelime- Bir hikaye)

yasemin ozeri dedi ki...

çok sevdim bunu

kitapmodası dedi ki...

R

REKLAMSAL DÜŞÜNCELER!
Hava içim kadar parçalı bulutlu bugün. “Asla daha fazlasıyla yetinmeyeceğim Antep fıstığı parçalarıyla dolu Magnum çikolata” mı anlık mutluluk verecek, yoksa “Anne çorbası tadında Knorr Çabuk Çorba” mı besler ruhumu? Ya da morali bozuk olanların, hatta tatlı krizi geçirenlerin mutfak başı “Gizli bir sırrı olan Nutella” yı kaşıklayınca Alice Harikalar Diyarı’na gidebilir miyim? Ama oradaki aşçının kazanı karıştırırken tahta kaşıkla tadına bakıp aynı kaşığı tekrar kazanın içine soktuğu bu çikolata şeysi pek de iştah açıcı görünmedi şimdilik! Üff...Yapacak çok işim var. En iyisi önce “Ariel ProZim7 ile bir adım öne çıkıp” çamaşır yıkamak. Keşke hep acelesi olan “Güçlü temizlik bilimi yapan bilim adamı (!) Mr. Muscle” gelse de asırlardır kazıyarak çıkaramadığımız dünyadaki tüm pislikleri temizlese...Yine beynimin kelebeklerini susturamadım. Sakinleşmek için en iyisi önce bir kahve yapmak. Kahvesi mi fazla olsun, aroması mı, kreması mı, şekeri mi?? “Nescafe 3’ü bir arada, biri birinden fazla” olanlardan değil, gerçek sütlü Nescafe içmek istiyorum ben artık. Aslında herşeyi bıraktım da, derdimi biliyorum. Kahvenin yanında ondan daha sıcak ve hiçbir reklamın tanımlayamayacağı bir şey: Şefkat!
Altyazı: Bu yazıda sanal reklam uygulaması yapılmıştır:))) Her hakkı kitapmodası'na aittir.