25 Kasım 2010 Perşembe

Günden Kalanlar.08

Avrupa Yazarlar Parlamentosu. “Dijital Çağda Edebiyat” komisyonunun bir üyesi olarak gün boyunca toplantıdaydım. Sabah gerçekleşen açılış töreninde katılımı az buldum. Murat Belge’nin etimolojik bir çerçeveden yola çıkarak yaptığı “Literature/Edebiyat” karşılaştırması dikkat çekiciydi. Ama asıl vurucu konuşma İngiliz yazar Hari Kunzru’dan geldi ve kapanış deklarasyonunda 301 ile ilgili bir görüşün yer alması konusundaki beklentisini dile getirdi. (Deklarasyon Cumartesi günü tamamlanacak.) Öğleden sonra ilk toplantı gerçekleşti. Murat Gülsoy, Hakan Günday, Hakan Bıçakçı ve Kaya Genç’le, komisyonumuzun, genel olarak ortak görüşleri paylaşan üyeleriydik. Genel olarak, yazarların dijital çağın dinamiklerinin gerisinde kaldığını söylemek mümkün. Telif hakları başta olmak üzere, birçok konuda kafalar karışık. Anna Kaleri, Gustav Murin, Miroslav Holub, Nikola Madzurov, sunumlarında blog’lardan anonimliğe, düşünülmesi gereken bazı konuları parlatmaya çalıştılar ama genel olarak temkinli-tedirgin yaklaşımlar vardı. V.S.Naipaul isminin çevresinde koparılan fırtına ile başlayan oturumların nasıl sonuçlanacağını merak ediyorum. Tahammülsüzlüğün uçlarında dolaştı kimi aydınlar ve medya günlerdir; sonuç korkularla dolu katatonik bir ruh hali. Dijital çağ mı? Daha oraya gelmemize çok var.


Pink Floyd ve bale. Güzel bir ikili. Hele gelen gurup “Teatro Alla Scala Ballet Company” ve koreograf Roland Petit olunca. Heyecanla gittim. Teknik becerisi yüksek bir gurup. Ama çoğu hareketin tamamlanmadığı, kimi zaman prova hissi veren bir havada başladı gösteri. “Run Like Hell”, “Money”, “Is there anybody out there?” ve hatta “Hey You” bu karmaşaya kurban gitti kanımca. “One of these days”den itibaren toparlandı topluluk. Muhteşem parça “Careful with that axe, Eugene” ve “Obscured by Clouds” koreografileri oldukça iyiydi. Asıl sükseyi “Echoes” ile yaptılar. Ama yine de gösterinin nihayetinde ağzımda buruk bir tat, zihnimde eksik bir tuğla kaldı. Topluluk için iyi ile idare eder arasında bir not verebilirim. Tabii Pink Floyd o kadar iyi ki, o çıtaya erişmek kolay olmuyor. İlerlemeci bir müziğe daha yenilikçi bir koreografi bekledim belki de. Gösteri sonrası sadece Pink Floyd ve onun müziğiyle geçirdiğim güzel zamanlar vardı aklımda.

• Sırt ağrısı, boyun tutulması onuncu gününü tamamladı. Ah Muscoril, sen de üzdün beni!

• Blog yazılarına gelen kimi yorumlara cevap veremediğim için üzülüyorum. Hatta kimilerini başlı başına bir yazı olarak koymak istiyorum bazen. Bilemiyorum. Örneğin, “Sözlük” için gelen yorumların bazılarını dönüp dönüp okuyorum. (Kendime not: Sözlük için daha çok madde girmelisin.)

• Karakterin iç konuşmasında zor bir eşik aşıldı aşılacak. Hafta sonu daha yoğun çalışmalı…

4 yorum:

tuğba çelik özer dedi ki...

Şu boyun ağrısı için doktora gidilmeli... Belki biraz egzersiz... Okur elini boynuna götürüyor "Nasıl ki bu ağrı?" diye düşünüyor. Raskolnikov'un baş ağrısı aklına geliyor. "Zor," diyor. "Geçer mi yakında?"

Kadriye COŞAR dedi ki...

Merahaab Sayın KOPAN;
Bloğunuza facebook sayfasında, Fazıl Sayın bir paylaşımını tıklama anında ulaşmış oldum. İzleyiciniz de olunca yazılarınız bloğuma anında gelmiş oluyor.
Bundan böyle severek takipçiniz olacağım da zaman ayırıp eski paylaşımlarınıza da bakmak hoşuma gidiyor. Aynı zamanda farklı konularda bilgilenmek olanağı bulmuş oluyorum, ayırdığım zaman süresince.
''Genel olarak, yazarların dijital çağın dinamiklerinin gerisinde kaldığını söylemek mümkün. Telif hakları başta olmak üzere, birçok konuda kafalar karışık. '' demişsiniz.
Keşke emeğe saygı konusunda arzulanan noktaya gelebilsek ama dijital yaşam, galiba bunu gün geştikçe ulaşılmaz kılacak.
Saygılarımla...
http://www.kadriyecosar.blogspot.com
Sanal adresime, sabahçı kahvem demeye başladım, zaman ayırmayı, paylaşmayı seven, emekli köy öğretmeniyim çünkü hiç şehirde çalışma olanağım olmadı.
Tayin kıstaslarını üst üste koyamadan ben, emekliliğim geliverdi de:)))
Şimdilerde kendimi katışıksız köy öğretmeni olarak görme onurunu yaşatıyor bu da bana, zamanında zordu, ulaşım sıkıntısı çekerek, dağa doğru her türlü hava şartlarında tabanvayla okula ulaşmak ama sağlık olsun her şey zamanla gerilerde kalabiliyor sonuçta.
Ben de şimdi emekli halimle teknolojiye tutunup, çağın gerisinde kalmamaya özen gösterenlerdenim...
İyi akşamlar...

novella / विश्व dedi ki...

stes olabilir mi acaba, yani şu boyun ağve sırt ağrısı diyorum. belki de ve büyük ihtimalle sıkıntı yaptığın birşeydir... değil midir?

Adsız dedi ki...

Boyun ağrınız için doktora gitmenizin vakti geldi galiba...
Daha da önemlisi Muscoril gibi kas gevşeticiler mideye epey ağır gelir. Sizin gibi mide ağrısı şikayetleri de olanlar içmeden önce 2 kere düşünmelidir; içmeleri ille de gerekiyorsa mutlaka Lansor gibi bir mide koruyucu ile birlikte almalıdır :)
Umarım ağrılarınızdan bir an evvel kurtulursunuz...