12 Kasım 2010 Cuma

Günden Kalanlar.04


• Güne Jehan Barbur’un “Hayat” albümünü dinleyerek başladım. Güne noktayı da Melis Danişmend’in “daha az renk” albümünü dinleyerek koyacağım. Melis, Gece Gündüz’ün canlı yayın konuğuydu. Programa girmeden uzun uzun konuşma fırsatımız oldu. Sohbet iyi geldi. (Soyadını yanlış telaffuz edermişim bunca zamandır. Yayın sırasında doğrusunu söyledi, “a” harfinin uzatılması gerekiyor.) Her iki isim de, hem Jehan hem de Melis, kendi şarkılarını yazan, hikâye anlatıcıları. Jehan’ın içe dönük anlatımına karşın Melis öfkeden ve gerilimden besleniyor. Her iki albümü de daha derinlemesine dinlemeli.
• Yazın ortasında büyük bir yol ayrımına geldi kitap. Tercih ettiğim yolun daha yorucu olduğunu görmüştüm aslında. Yine de yürümekten korkmadım. Arada bir “Diğer yoldan gitseydim ne olurdu?” diye sormuyor değilim kendime. Sonbaharla birlikte gelen tıkanıklık biraz da bu sorulara (ve elbette cevaplarına) verdiğim zamandan kaynaklanıyor. “Kitap sonlandı,” dediğimde, “Bitti,” demeyeceğim. “Bitti,” dediğimde “Tamamlandı,” demeyeceğim gibi.

• Heyecanla önerilen kitaplar okuma iştahımı kabartıyor. Bugün Vito bir kitap getirdi. Corrado Alvaro’nun yazdığı “Türkiye’ye Yolculuk”. Necdet Adabağ çevirmiş, Literatür Yayıncılıktan çıkmış. Masanın üstündeki okuma kulesine bir kitap daha eklenmiş oldu. (Eve gelir gelmez Ankara bölümünü okudum. İlginç bir kitap.)


• Günlük koşturmanın içinde insanların, çevremdekilerin hatta yakınlarımın yüzüne bakıyorum. Kimilerinin yüzünden okunuyor gerilim. Hırs. Bir sonraki adımın tedirginliği. Planlar. Ne denir ki? Yazık!

3 yorum:

Mia Wallace dedi ki...

heyecanla kitap okuma arzum bende de artıyor lakin hep atlıyorum yeni aldığım kitapları. Eskilerden başlıyorum bir tane.

Nehire dedi ki...

Günden kalanlar sonunda bir kitap olur belki de?Bizlerle paylaştığınız için teşekkürler.Sevgiyle kalın...

jalesahin dedi ki...

Günlük hayatın içinde kayboluyor insan. Sizin gibi ben de bu koşturmanın içinde edebiyatla, müzikle nefes almaya çalışıyorum. Hırs. Benim de kafamı kurcalıyor günlerdir. Yaptığım işin içinde "hırs" var. Bilim hırs olmadan ilerlemez diyorlar. Oysa sadece yıpratıyor, mutsuz ediyor, kocaman bir egoyla ortada bırakıyor insanı hırs. Nasıl anlatılır ki insanlara hırsın sadece insanı yıprattığı, gereksiz olduğu... bilmiyorum yalnız bana dokunmasalar diyorum.