15 Kasım 2010 Pazartesi

Emre Yavuz "Bir de Baktım Yoksun" için yazdı...

Emre Yavuz, daha önce "Kaçırılmaması gereken çizgi romanlar" listesiyle Fil Uçuşu'na konuk olmuştu. Emre, sadece çigi roman konusunda değil, her konuda derinlemesine okumalar yapmayı seven bir dost. Okuma yolculuğu sırasında, yolu "Bir de Baktım Yoksun"la çakışınca, www.kitapkokusu.net için bir yazı kaleme almış. Bu yazıyı siteyle aynı anda Fil Uçuşu'nda yayınlamama izin veren Emre Yavuz'a ve Kitap Kokusu'na teşekkür ederim.

Yekta Kopan’ın “2010 Yunus Nadi Öykü Ödülü” ve “2010 Haldun Taner Öykü Ödülü” alan bu kitabıyla karşılaşmam, bu seneki Tüyap Kitap Fuarı’na denk geliyor. Fuar alanında gezinirken, Can Yayınları’nın önündeki kalabalığı görüp kafamı uzattığımda, kendisinin imza günü olduğunu görüp hemen kuyruğa girdim ve ne zamandır kitaplarını merak ettiğim Yekta Kopan’ın bir kitabını, kendi elinden alma fırsatını değerlendirdim. İyi de yapmışım. Nitekim, uzun zamandır düzyazı okuma fırsatı bulamayan bir insan olarak, bu kitaptan o kadar çok keyif aldım ki, site moderatörlerinin benden çizgi roman yazısı talebini hiçe sayarak, bu yazıyı (kendilerinden habersiz) yazmaya koyuldum.

Kitap, birbirinden güzel altı öyküden oluşuyor. Ve herbirini okurken benzer hislere kapılmamı sağlıyor. En basit ifadeyle, bir arkadaşım bana başından geçen bir olayı anlatıyormuş gibi hissettim okurken. O kadar samimi bir dille yazılmış. Betimlemelerin güzelliğiyle de kâh George Orwell’in evinin önünde buldum kendimi, kâh bir Edward Hopper tablosunu izledim uzun uzun (ki akabinde öykülerden birinde bahsi geçen tabloyu Google’da arattığımda, kafamda canlanan resmin hemen hemen aynısını görmek beni oldukça şaşırttı).

Öykülerin bir kısmında “baba” kavramı ağırlık kazanıyor ve bu kavrama uzak olan bendenizin içinde çeşitli yumrular oluşmasına sebebiyet verecek kadar da vurucu bir anlatımı var. Ama öyküler o kadar yalın ki, hayranı olduğum Jim Jarmush filmlerini çağrıştıran bir çok sahneye tanık olduğumu da belirtmemde fayda var. Sanki Jarmush gelip de son onbeş senemi geçirdiğim mekanlarda kısa filmler çekmiş gibi...

Kitabı okumaya ilk başladığım dakikalarda, lise yıllarımdan beri adam gibi dinlemediğim bir Paradise Lost şarkısı olan Rememberance’ın melodisi kafamın içinde çılgınca dönmeye başladı. Sebebini de kitabı bitirdikten sonra bile çözemedim ki kitabın büyük bir kısmını bu şarkının yer aldığı Icon albümünü dinleyerek okudum. Sonlara doğru biraz New Model Army, biraz Therapy? dinleyerek pekiştirsem de finali Metallica’nın No Leaf Clover şarkısının S&M versiyonunu tekrar moduna alarak yaptım. Evet, uzun zamandır rock/metal dinlememiş olan bir insanın içinde distort edilmiş gitar tonlarını coşturması çok enteresan, farkındayım. Ama daha önce de belirttiğim gibi, sebebini çözebilmiş değilim.

Bazen okuduğum/dinlediğim/izlediğim şeyler konusunda o kadar bencilleşiyorum ki, kimseyle paylaşasım, kimseye tavsiye edesim gelmiyor. Sadece bana ait olsunlar istiyorum. Bu kitap da onlardan biriydi. Ama bitirdikten sonra, bireysel olarak birilerine tavsiye etmektense, içimdekileri yazıya dökmeyi tercih ettim ki gerçekten merak eden kişiler okusun.

2 yorum:

jalesahin dedi ki...

Türkiye'ye dönünce okuyacağım kitaplar listesinin başında geliyor "Bir de Baktım Yoksun." Aslında bu yaz kitabınızı kitapçıda görüp evdeki okumam gereken kitap yığınını düşünüp almadım. Ama sonra bir arkadaşımda gördüm kitabınızı. Daha yeni bitirmişti. "Nasıl?" dedim. "Güzel. Hüzünlü." dedi. Şimdi Emre Bey'in yazdıklarını okuyunca "keşke alıp okusaydım." demekten alamıyorum kendimi. Gene de bu bahar Ankara'da okuyacağım güzel bir kitabın varlığı beni mutlu ediyor.

porusmistry dedi ki...

Top Tips about Analysis of Mutual Funds
Before investing in mutual funds total attain information is necessary. While analyses endeavors are aimed at
maximizing returns and minimizing risks, it is the latter that get needed as the one most fundamental
criterion to compare mutual funds. This article is for make you aware about.

porusmistry