31 Ekim 2010 Pazar

Kişisel bir not...

2010 Milliyet Haldun Taner Öykü Ödülü’nün “Bir de Baktım Yoksun” adlı kitabıma verildiği haberini, Antalya’da bir otel odasında aldım. Mutluluğumu, ruhumun soğukkanlı ve sakin yarısıyla paylaştım. Sonra sessizliğe sığındım. Ödül töreninde yapacağım konuşmayı önceden hazırlamadım. Dedim ki “Çık oraya ve o anda aklına gelen bir kelimenin, onun yarattığı duygunun peşine düş!” Ancak o kadar heyecanlıydım ki, ödülün verilme anına kadar peşinden gidebileceğim bir tek kelime gelmedi aklıma. Sonunda, tam ödülü elime aldığım ve bir konuşma yapmam gerektiği anda defterime yazdığım bir cümle geldi aklıma: “An gelir bir gökkuşağına bakarsın!” O cümlenin peşinde koşarak yaptım konuşmamı. Milliyet Gazetesi’nden seçiciler kuruluna, Füsun Akatlı’dan Erdal Öz’e, ailemden dostlarıma teşekkür edeceğim çok insan vardı. (O teşekkürlerin haricinde söylediklerimi görüntü kayıtlarından deşifre ederek yazıya geçirdim.)

An gelir, hayata katlanabilmek için bir gökkuşağına ihtiyaç duyarız. Okumak ve yazmak o gökkuşağının yankısıdır benim için.

An gelir, öfke, nefret, şiddet, ihanet, cehalet, hırs, samimiyetsizlik güvelerinin kemirdiği, eprimiş siyah bir battaniye örtülür üstümüze. O gökkuşağını göremez oluruz. Dünya kararır. Haldun Taner öykücülüğü o battaniyeyi üstümden atacak cesaretin anahtarıdır. Bir ironi bahçesinde özgürce oyun oynayabilmenin mutluluğudur benim için.

An gelir, dünyanın bir yerinde bir kelebek kanat çırpar, uzaklarda bir fırtına kopar. Tıpkı Kalender’in Şişhane’de kişnemesinin, Sao Paulo’da, Hamburg’ta estirdiği rüzgârlar gibi. Haldun Taner öykücülüğü, o kelebeğin kanat çırpışıdır benim için.

Haldun Taner öykücülüğü bir kelebek etkisidir Türk edebiyatı için.

An gelir, birileri gider. Bize sormadan, zamansız, sessiz. Babamız, annemiz, çocuğumuz, sevgilimiz, dostlarımız, yolunda yürüdüklerimiz, uğruna ölmeye hazırken ölüm haberini aldıklarımız. Hatta kedimiz. “Bir de baktım yoksun,” o gidenlerin arkasından fısıldadığım bir cümledir benim için.

Biliyorum; şimdi daha çok çalışmak lazım.

8 yorum:

SİHİRLİ OKLAVA dedi ki...

An gelir,o an tam zamanıdır....Tebrikler...

Zeugma dedi ki...

Muhteşem bir konuşma bu..
Özellikle son paragraftakiler...

''Hazırlık yaparak çıksaydınız oraya, bu kadar güzel olmazdı desem, o da değil ki!

Sevgi Küçük dedi ki...

Başarılarınızın devamını dilerim.
Sevgiler

Nehire dedi ki...

Hayat,an kadarır.Kimi zaman uzun kimi zaman kısa.An kadar hayatınıza,gökkuşağı renklerinin düşleri gibi soğuk yada sıcak yürek dolusu daha nice sözcüklerinizi yazmanız dileğiyle,tekrar tebrikler.Sevgiyle kalın...

orta karar dedi ki...

Tebrik ederim!

Ödülden sonra katıldığınız programları izledim. Keyifle dinledim. Ve bilhassa blogta görmeyi bekledim, bahsinizi.

Nihayet burada, uzun zarif ve güzel. Şahsınıza iletirim tebriklerimi, keyif verir yeniden;

Tebrik ederim

Begüm dedi ki...

Her yazınızı her kitabınızı okuduğumda gözlerim bulutlanıyor. kimi zaman yazdıklarınızda hüzün olmasa da altından bir hüzün çıkarıyorum sanırım. Yanılıyor olabilirim ama yazılarınızın ben de uyandırdığı sevdiğim his budur.

Tebrikler!

selcan dedi ki...

"Bir de baktım yoksun..." Okurken, tabiri caizse burnumun direğini sızlatan bir kitap. Yüreğinize sağlık.

Sevgiler.

piktobet dedi ki...

bir an önce başlamak istiyorum "Yekta Kopan Okumaları"na.. tebrikler..