21 Ekim 2010 Perşembe

Gücenmek


Kitap-lık dergisinin 142 numaralı Ekim sayısında, Mustafa Kurt imzalı “Sait Faik’in Alemdağı” yazısı, karışık bilgilerimi düzene sokarken, bilmediğim bazı gerçekleri de öğretti. Örneğin Sait Faik’in ünlü “Havada Bulut” hikâyesinin, asıl adının “Kovada Bulut” olduğunu bilmezdim. Sait Faik ısrarcı olmadığı için bu yaratıcı-güçlü imge ile dolu isim Yaşar Nabi, bir arkadaşı ve Necip Fazıl tarafından “Havada Bulut” a çevrilivermiş.

Ama yazının asıl izini sürdüğü konu, “Alemdağ’da Var bir Yılan” kitabının adı. Uzun ve ilginçliklerle dolu bir hikâye bu; Alemdağ’da, Alemdağı’nda, Alemdağın’da… Bütün bu yazılış farklılıklarının yazarla yayıncısı arasındaki gidiş gelişinin izini sürmek için Mustafa Kurt’un yazısını okumanızı öneririm. (Üstelik yazının ikinci bölümünde Kurt, Sait Faik edebiyatında bu kitapla açılan yolun haritasına da kuşbakışı bakıyor.)

Yazıda beni ilgilendiren nokta, Sait Faik’in bir sözü: Kitabın 1954’teki ilk baskısı sürecinde (yazıda okuyacağınız) türlü sıkıntı yaşanır. Kitabın ve içindeki öykülerin adları konusunda yazar Sait Faik ile yayıncısı Yaşar Nabi arasında muhalefet vardır. Sait Faik, yanlışın düzeltilmesi için matbaayı arayıp ilk formanın daha baskıya girmediğini öğrenince hemen Yaşar Nabi’yi arar. “Daha makineye atılmamış, aman adı değiştir, gücenirim” der. Yazının burasında uzun süre durup düşündüm. Gücenmek. Sözlük anlamı; birinin beklenilmeyen bir davranışı veya sözü karşısında kırgınlık duymak, kırılmak. Üzüntüyü, sıkıntıyı kendine yönlendirmek. Bu kelimeyi uzun süredir kullanmadığımı, böylesi duygularımı hep aynı kelimelere hapsettiğimi fark ettim. Dil, duyguların akışını da belirliyor oysa.

Yaşar Nabi, Sait Faik’in “Gücenirim” cümlesini ciddiye almış ve hemen baskıyı durdurmuş.

Ben de güceniyorum kimi olaylara, kimi insanlara. Onlar da durdursalar keşke baskıyı…

9 yorum:

burcupc dedi ki...

Son zamanlarda "zoruna gitmek" olarak kullandığımız sözün, yerine de çok daha naif ve ruh inceliğini gösteren "gücüne gitmek" aklıma geldi yazınızı okuyunca.

Selamlar

Adsız dedi ki...

Gücenmek...
Cebimde özenle sakladığım bir kaç sözcükten birisi.

Aklıma hep annemi getiren sözcük. Bizlere öylesine içten, "yemezseniz, içmezseniz, gelmezseniz, yapmazsanız, etmezseniz... gücenirim" derdi ki, hatta dudaklarını bükerdi, onun bu tatlı masum ama gerçekten gönül koyacağını çok iyi bildiğimiz yakarışına hiç karşı çıkamazdık.
Galiba bu halinden çok etkilenmemdir, "gücenirim, gönül koyarım" gibi demode sayılan sözcükleri sıkça kullanışım.
Şimdilerde "kırıldım kanka, abi beni çok kırdın" türü seslenişler daha yaygın. Dilimizin başına gelenler konusunda sıkça veryansın ediyoruz ama ne yazık bu konuda da "çoğunluk"a uyduruyoruz kendimizi.
Teşekkürler.
@Belikce

crazywomenrosemary dedi ki...

Evet eskiler duygularını aktarırken bile bir başka duyarlılık gösteriyormuş..ne güzel "gücenmek,incinmek"sözleri insana karşısındaki kişide bir sırçadan yürek varmış hissi uyandırıyor adeta..

esra dedi ki...

bu aralar garip bir ruh halindeydim, kendim de çözemiyorum içimdeki duyguların nedenini. yazınızı okuyunca anladım ki ben O'na gücenmişim! hem de çok...

teşekkürler...

Gul Irepoglu dedi ki...

Bu konuya el atmak ne kadar güzel!
Bir kurgusal metni basliklandirmak basli basina bir kisilik gostergesi. Yekta Kopan'in "Bir de Baktim Yoksun" cümlesini kitabinin ismi yapmasi o metnin zenginligini artiran birsey ornegin. Sait Faik'in o güzelim oyküsü de keske "Kovada Bulut" olarak kalsaymis.
Demek "gücenirmis"...
Müthis.

ekrem dedi ki...

çok güzel...imge olarak .oks eviyorum gücenmek kelimesini ayrıca...yekta bey yazılıarınız çok naif... teşekkürler

hengame dedi ki...

biraz ironik olarak en çok Ankaragüçlüler'in sevdiği kelime oldu son zamanlarda:

"Ankaragücüme gidiyor böyle yaşamak"

selamlar...

macide dedi ki...

yaralandım ; ama yaralandığımı kimse duymasın! sadece gücendim o kadar,,,,


...............


gücendim, gücüme gitti,
güç-endim; güçlü görünmeliyim!

Adsız dedi ki...

*meandshadows*
''gücenmek'', ne güçlü sözcük... Emir vermese bile karşısındakine kaçış yolu bırakmayan, yaptırım gücü yüksek bir etkisi var. Onlarca cümlenin anahtar kelimesi, bir hikayenin adı olabilir. Üzerine sohbetler edilebilir, hikayeler kurgulanabilir. Duygudaki ciddiyet ve samimiyeti vurguladığı gibi, hatırımız olan birine söylenmişse, dostluğun zedelenebileceğine dair azıcık da tehdit içerir.
Seslerin, sözcüklerin bana göre bire bir duygu karşılıkları, enerjileri vardır. Bu yüzden konuşurken ya da yazarken en doğru, etkili, yalın sözcüğü seçmek önemlidir. ''gücenirim'', ''darılırım'', ''kızarım'', ''küserim'' sözcükleri içinde en karşı koyamadığımız sözcük ''gücenirim''olsa gerek...

Son zamanlarda kimi ya da kimleri gücendirmiş olabileceiğimizi hiç düşündük mü acaba? Gücendirildiğim için acımasızca gücendirdiklerim de olmuştur, bilmeden gücendirdiklerim de. Belki bu blog yazınız, okuyanların gücendirdikleri kişiler üzerinde biraz düşünüp telafi etmesi için fırsat olabilir...