Fotoğrafım
Okuduklarım... Dinlediklerim... İzlediklerim... Aklıma takılanlar...

10 Eylül 2010 Cuma

Sözlük.12

L


LİPSOZ: Balık meraklılarının sofralarında görmekten özellikle keyif aldığı bir kaya balığıdır lipsoz. Kimi çorba balığı der, kimiyse dikenli balık… Kadir Bey’in sofrasındaki duruşu ise bambaşkadır. Belleksiz, tarihsiz, halsiz duruşunda, ölümü kabullenmeyen bir hayalet tütmektedir. Kafası bir bıçak darbesiyle gövdesinden ayrılır… Kadir Bey’in iri elleri beyaz etini, kılçığından ayırmakta zorlanır… Lokmalar büyür, vahşetin ziyafet sofrası evrene yayılır… Sezgin, o büyük restoranının şefi Sezgin, iyiliğin ve kötülüğün bahçesinin ötesindeki bu sahneyi izlerken, bir insandan bu kadar çok ürkmenin ağırlığıyla, orada öyle bükülüp siyahlaşarak, Kadir Bey’in çiğnediği lokmalar gibi biçimsizleşmektedir. Derken bir kılçık… Derken soluk alamamalar… Derken… Büyük Tıkınma’nın en akılda kalıcı örneklerinden biri Sema Kaygusuz’un kaleminde hayat bulmaktadır.
(Sema Kaygusuz, Kılçık)



Meraklısı için not: Öykü Sözlüğü etiketindeki diğer maddeler ve yorumlarla farklı bir sözlüğe ilerliyoruz. Sizlerden gelen yorumlar, etkileyici... Dileyen yorumlara kendi öykü maddelerini yazabilir. Okuduğunuz, sizi etkileyen bir öyküden bir karakter, bir nesne, bir sahne, bir isim, bir replik bu sözlüğün maddesi olabilir...

2 yorum:

jalesahin dedi ki...

Ö

ÖLÜM

Bir akşam şöyle bir soru yöneltti bana:
"İnsan öldüğünde her şeyin bittiğine mi inanırsın sen?"

Ölümün gizine her gün kafa yorarım, ama benden istediği bilgileri sunacak düzeye gelmemiştim henüz. Hoşuna gitsin diye geleceğimiz üstüne şenlikli bir inanç uydurdum.

"Zevk duygusu bitmez sanıyorum,çünkü acıya gerek yoktur artık. İnsan bedeninin çürüyüp dağılması cinselliğe benzer bir zevk verebilir. Yeniden oluşturulması pek zahmetli olduğuna göre, mutluluk ve dinlenme duygusu ile birlikte geleceğine kuşkum yok. Bedenin dağılıp gitmesi yaşamın ödülü olmalı."

(Zeno'nun Bilinci, Italo Svevo)

Yasemin Ertürk dedi ki...

İ
işçi
Ben bir işçinin karısı olsaydım eğer...iki yakamız bir araya gelmezdi bir türlü. Televizyonda, yılda birkaç defa polise karşı direniş eylemleri ile sokaklarının ekranda göründüğü bir mahallenin küçük, üflsen yıkılacak evlerinden birinde otururduk. O evlerde oturmak en azından bir çocuğunu ,ihtimal oğlunu faili meçhul denen kirli mecrada yitirmek demek olduğundan ,keder dolu ama onurlu bir hayatımız olurdu.
(sinek kadar kocam olsun başımda bulunsun,Hatice Meryem)