24 Ağustos 2010 Salı

Sözlük.11

H

HEYBELİADA: 1940’ların o kötü harp yılları… Heybeli büyük yokluk içinde… Niyandros’daki Aya Yani volisine atılan ağlardan çıkacak balıklar adalının yaşam kaynağı… Ne var ki, seferlerden bir sefer, Koca İbrahim’in tayfasından Hidayet olmayacak iş yapıp, uçtaki kayadan denize işeyeceğine, Aya Yani kilisesinden geriye kanal yıkıntıların duvarına işeyince… Murdar olan sudan balık sürüleri çekilince… İş adanın sarhoş papazı Yakovos’a düşer… Barba Hristofi, Deli Yano, müezzin Feyyaz, bakkal Apostol, kasap Zaharya, fırıncı Karabet, emekli Binbaşı Muhittin bey, Todoraki efendi, Ligor Baba ve daha niceleri… Heybeliada’ya “içeriden” bakan öykü, sonunda ağlara takılan balıkları bile mutlu eder…
(Kriton Dinçmen, Hidayet’in işemesine Aya Yani kızınca, sarhoş Papaz’a iş düşer)



Meraklısı için not: Öykü Sözlüğü etiketindeki diğer maddeler ve yorumlarla farklı bir sözlüğe ilerliyoruz. Sizlerden gelen yorumlar, etkileyici... Dileyen yorumlara kendi öykü maddelerini yazabilir. Okuduğunuz, sizi etkileyen bir öyküden bir karakter, bir nesne, bir sahne, bir isim, bir replik bu sözlüğün maddesi olabilir...

3 yorum:

CEM TUNCER dedi ki...

Havuz Başı "Beyazıt havuzunun kenarındaki kanepelerden birine oturmuş, sizi bekliyorum. Yaşını almış bir adamın yirmi yaşındaki çocuk kederlerini, sevinçlerini yaşamış ne demektir, diye düşünüyorum: Belki bir, geç olma hadisesi" diye başlayan Sait Faik öyküsü.

Adsız dedi ki...

Hâlâ
Balığı sevdiğini unutmamışım, kimi zaman belleğimdeki Han’a giderken, balıkçıların önünde hâlâ gölgen duruyor mu diye dönüp bakıyorum. Seni göremiyorum tabii, görüyorsam kırmızı tablaların üstünde kulakçıkları ağır ağır inip kalkan sazanları, turnaları ya da çinakopları görüyorum. Hüzünlü bir sessizliğin içinden, gözlerime hüzünle bakıyorlar.
Kimi zaman, sana diyeceklerimi tutup onlara desem diyorum, sana susacaklarımı onlara sussam, sonra sen gelip bir sazan seçsen sözgelimi, kırmızı çekime kapılıp gene o bakkaldan bir şişe şarap alsan ve yavaş yavaş eve doğru yürüsen… Sen böyle yaptığına göre günlerden pazardır nasılsa, gürültüsünü cumarteside bırakan caddeler upuzun serilmiş dinleniyorlardır ve zaman senin gözünde o an caddeler kadar geniştir. Sen bu genişliğin içinde sazanla sevişeceğini bilmesen de hissediyorsundur. Kimseciklere göstermediğin bir sözcükte, yoklar toplamıdır çünkü sazan. Ama sen bunu bir türlü itiraf edemezsin kendine. Ben de edemem elbette; bize göre en büyük itiraf, kimi zaman gitgide derinleşen bir sessizlik kuyusunun içinden, yeryüzüne ölü bir sazan gibi bakmaktır. Yalnızca bakmak.

Neredesin Gringo/Ölü Zaman Gezginleri/ Hasan Ali Toptaş

Yasemin Ertürk dedi ki...

hayal:Çocuk bahçedeki elma ağacına tırmanıp hayallere dalarmış. Gün boyu inmezmiş ağaçtan aşağı; kimi geceler dallarda sabahlarmış. Sonunda, bu gidişata dayanamayan aile büyükleri kesivermiş ağacı. Çocuk elma ağacından geriye kalan çukurun içine girip elma ağacı olduğunu hayal etmiş. Her sene sulu sulu kütür kütür elmalar vermiş. Her sene gözyaşları arasında elma kompostolarını kaşıklamış aile büyükleri. ( MAHREM/Elif Şafak)