6 Temmuz 2010 Salı

Sözlük.07

Z



ZERRİN: Öykümüzün en çekici dişi karakterlerindendir. Her ne kadar sonunda günahının meyvelerini penceresi delik bir komşu kömürlüğüne bırakmak zorunda kalsa da, öykü boyunca bakışlarıyla, yürüyüşüyle, kendini sevdirme konusundaki maharetiyle anlatıcıya kadınlık cilvesini gösterir: “Cesur değilsiniz, işte apaçık görünüyor ki beni istiyorsunuz, beni pek güzel buluyorsunuz. Elleriniz beni okşamak, sarı tüylerimin üzerinden geçmek, o kadar güzel vaziyetler alan, bükülüp kıvranan vücuduma dokunmak, ellerimi tutmak, başımı avuçlarının arasında sıkmak ihtiyacı var.” İşin ilginci böylesine çekici bir tablonun öznesi olan Zerrin sarı tüylü bir sokak kedisidir.
(Halit Ziya Uşaklıgil, Zerrin’in Öyküsü)



Meraklısı için not: Öykü Sözlüğü etiketindeki diğer maddeler ve yorumlarla farklı bir sözlüğe ilerliyoruz. Dileyen yorumlara kendi öykü maddelerini yazabilir. Okuduğunuz, sizi etkileyen bir öyküden bir karakter, bir nesne, bir sahne, bir isim, bir replik bu sözlüğün maddesi olabilir...

6 yorum:

Yekta Kopan dedi ki...

koray sarıdoğan'dan gelen mesajı buraya ekliyorum. tanpınar'a bir selam gönderelim:

MAHUR BESTE

Aslında "Mahûr Beste" ifadesi Tanpınar'ın "Sahnenin Dışındakiler" ve "Mahûr Beste" eserleriyle birleşen üçlemenin tamamında sık sık geçse de en çok "Huzur"a yakışır gibidir. Üçlemenin tamamında hissedilen "Huzuru Arama" arzusunu en ağır şekliyle "Huzur" romanında hissederiz. Mahûr Beste, insanın hiçbilmediği bir ezgiyi, bir makamı kelimelerin satır aralarında okuyucunun kulağına fısıldar. "Ferahfeza" makamında çalınan, Neşatî'nin ünlü bir gazelinin ilk beyiti olan Mahur Beste, Huzur'un baş kahramanı Mümtaz'ın devasa bir aşk duyduğu ve huzursuzluğunun da başlangıcı olacak olan Nuran'ın Mevlevî dedesi Talat Efendi tarafından bestelenmiş şekliyle çıkar karşımıza ve bütün bunlar içerisindeki en güzel şey, hiç dinlemesek de dinlemişçesine davrandığımız bu bestenin, bir müddet sonra romanın bir kahraöanı haline gelmesidir. Beyit ise şöyledir:

"Gittin emmâ ki kodun hasret ile cânı bile
İstemem sensiz olan sohbet-i yarânı bile"

zeynep dedi ki...

K

KARANFİLLER ve DOMATES SUYU
Küçük bir çam ormanı.Vakit sabah.Arı,sinek,kuş sesi.Bir siyah gözlükten görülen yerde ve ağaçlarda güneş parçaları.Sonra uzak,göüğn,kendi renginden biraz daha koyu kıyılara giden hudutlu bir deniz.İşte böyle bir yerde köyün insanlarını düşünüyorum.
Sait Faik Abasıyanık

zeynep dedi ki...

Ş

ŞİİR ve SİNEK
Oh, dedi Şükriye Hanım,ohh,kızım geliyor.Oh Allah'ım hiç aklımda yoktu,taa yaz ortasını bulur artık,başka gelemez diyordum,oh ne iyi oldu bayram seyranlar da bitti artık peşpeşe taş çatlasa mektebi koyup gelemez diyordum geliyor işte,hey güzel Allah'ım,ne güzel kapatıyorlar mektepleri böyle durup dururken,oh iyi oldu,çok şükür oh,kızım geliyor.

Adalet Ağaoğlu

Adsız dedi ki...

Mezuniyet

Erkekler şapkalarını geriye itip alınlarındaki teri siliyorlar, kadınlar sırtlarına yapışmasın diye elbiselerini omuzlarından tutup hafifçe kaldırıyorlardı. O kapkalın cüppeleri giyen mezunlar ise cehaletin son damlalarını terleye terleye üstlerinden atarmış gibi görünüyorlardı.

Flannery O'Connor,
Düşmanla Gecikmiş Bir Karşılaşma

gönderen:aslı çetinkaya

Adsız dedi ki...

Yapabilecek bir sürü şeyi varken yerinde durmayı seçendi.kafasında içine sığmayan duyguları dışa vuruşunu engellemeye çabalar, bunun için kendisiyle savaşırdı. yok oluşuna kadar etrafındakilerin kafasındakiler onu kendi kafasındakilerden çok daha fazla ilgilendirirdi taaki son düşüncesi, son nefesi ve herşeyin sonu gelene kadar. o zaman nedenini son kez sorardı kendine. neden içimden geldiği gibi yaşamadım ki?

İnsan.

jalesahin dedi ki...

D

DİLEK

Lambadan çıkan cin dönüp adama "dile benden ne dilersen ey fani" demiş. Adam derin bir uykudan uyanmış gibi gözlerini kırpıp, gözlerini ovalamış. Gördüklerinin gerçek olduğuna kanaat getirince " benden en çok nefret edenin yerinde olmak istiyorum." demiş. Cin böyle basit ve anlamsız bir dilekte bulunan adama "Ey fani görmez misin bir tek dileğin var. Neden sonsuz yaşamı dilemezsin? ya da sonsuz sevgiyi? ya da sonsuz huzuru? Kalkmış bana, beni benden nefret eden adam yerine koy diyorsun. Niye efendi?" diye öfkeyle sormuş. Adam cine dönüp bütün gücünü toplayıp bir çırpıda içinde ne varsa kusacakmış gibi buruşturup yüzünü "Ey efendi benden nefret edenin ne hissettiğini bilirsem o zaman içimi yiyip bitiren niye benden nefret eder ki? sorusundan kurtulurum. Sonra huzur da, sevgi de... gelir nasılsa. Varsın sonsuz hayat olmasın. Şu dünyada aldığım nefesin kıymeti, ağzımın tadı olsun." demiş.