1 Temmuz 2010 Perşembe

Sözlük.06

S


SÜSLEN BERBERİ: Boşnak Muharrem Usta’nın berber dükkânı cicili bicili kolonya şişeleriyle, sapsarı bir otomobilden el sallayan çıplak kız tablosuyla, gürültüyle yanan sac sobasıyla, takvimin üstünde duran guguklu saatiyle ve tabii ki müdavimleriyle öykümüzün en sıcak berber dükkânlarındandır. Vatman Mustafa, sıhhiye Halil, demiryolu emeklisi Şefkati Bey, fotoğrafçı Rüstem, kalfa Mahmut, çırak Süleyman ve öykü anlatıcısı çırak Recep’in varlığıyla yaşayan mekânın kaderi Muharrem Usta’nın ölümüyle değişecektir. Zaten artık ne Süslen Berberi var, ne de semt insanları ve havasıyla dolu berber dükkanları.
(Umran Nazif Yiğiter, Süslen Berberi)

Meraklısı için not: Öykü Sözlüğü etiketindeki diğer maddeler ve yorumlarla farklı bir sözlüğe ilerliyoruz. Dileyen yorumlara kendi öykü maddelerini yazabilir. Okuduğunuz, sizi etkileyen bir öyküden bir karakter, bir nesne, bir sahne, bir isim, bir replik bu sözlüğün maddesi olabilir...

5 yorum:

zeynep dedi ki...

B

Bildik Masallar
Kağnı sırtlarında, çek çek arabalarında değil de hınzır bir belediye otobüsüyle geldi buraya.Kırk beş dakika uzaklıkta şehrin tüm ayrıntıları silinmiş, yabani otlar bitivermişti etrafta.Besbelli ayrı bir yurttu burası ama düşlerdeki ülke değil ve zaman farklı bir zaman.
(Müge İplikçi-Bildik Masallar,1996)

zeynep dedi ki...

S

Sabah Ziyaretçisi
Sonunda sabah oldu.Yokuş yukarı tırmanan bir yük treni gibi ağır ağır, zahmetle yol alan geceden sonra, gün doğdu.Çatı katı penceremde bir leke sessizce belirdi, giderek derinleşti.Uykulu bir güneş, temkinli ve utangaç kuzey güneşi, yeni günün başladığını, bir yükümlülüğü yerine getiricesine ilan etti.Şu anda tüm gördüğüm, dik açı çizercesine yükselen ıslak çatıyla, devasa ağaçlar arasına sıkışmış bir dilim gökyüzü.
(Taş Bina ve Diğerleri-Sabah Ziyaretçisi:Aslı Erdoğan)

zeynep dedi ki...

A

Akarsu
"Sen şo yokarı tarafları görmüyon mu? Döller pislemişler, onu da sıra sıra dere kenarına düzmüşler.Çocuk işte, oynar böyle...Elini ayağını mu dutucun? Çocuk pisi pis olmaz."
Koluyla yüzünün terini sildi. Sonra elini suya daldırdı.Bir avuç içti.Bir avuç daha içti:
"Bu su akar oğul," dedi. "Sen bilmen mi ki akan su pislik dutmaz. Hemi zumzuk kadar çocuğun ne pisi olucu ki..."
Çocuğun bezini tekrar suya daldırdı. Daha iştahlı ovmaya başladı.
(Akarsu-Rasim Özdenören 1957)

nosta dedi ki...

gözyaşı polisi: Bana hep garip gelen, gözyaşların doğmadan önce programlanmış olmasıdır. Bu demektir ki ağlayacağınız önceden saptanmış. Bunu hiç düşündünüz mü? Kendine saygısı olan hiçbir yaratıcı yapamaz bunu.

(Romain Gary, Onca Yoksulluk Varken)

tuğba çelik özer dedi ki...

P

Pres işçisi

Onuncu presin işçisi çocuk sami, etrafına bakındı, yutkundu, gözlerini ovaladı... Öyle canı sıkılmıştı ki... "Gitsem mi?" diye aklından geçirdi, sonra caydı... Ustabaşı aksidir, sami işi bırakır da giderse, ustabaşı bir daha fabrikaya adım attırmaz onu. fabrikanın işçiye ihtiyacı yok ki, kapının önü kendi kadar çocuklarla doolu. Saat ücretlerinin düşmesine sebep hep bu aylak çocuklar...