Fotoğrafım
Okuduklarım... Dinlediklerim... İzlediklerim... Aklıma takılanlar...

6 Haziran 2010 Pazar

Sözlük.04

  
R


ROM: Rakı içilir öykümüzde; şarap, votka, bira, kanyak… Daha başkaları da vardır mutlaka ama bardaktaki oynak sıvının rom olduğu metinlere az rastlanır… Bir marinada oturur adamla kadın. Konuşurlar. Kuzeyden esen serin rüzgârın getirdiği derin bulutlar tepeleri örtmeye başlamıştır. Ayrılığın rüzgârı da serttir. Anılar, bulutların arasındaki küçük yırtıktan süzülüverir. Mehmet Günsür’ün anlatıcısı rom içen bu çifti dinlemektedir; kendini dinlemektedir: “Konuşmayanların, bilerek kaybetmek istedikleri için konuşmadıklarını düşündüğüm olur.” Rom, güzel bir içkidir.
(Mehmet Günsür, Nasıl Dinlenilir?)

Meraklısı için not: Dileyen yorumlara kendi öykü maddelerini yazabilir. Hep birlikte, farklı bir Öykü Sözlüğü'ne doğru... (Bkz: Sözlük.01, Sözlük.02, Sözlük.03)

7 yorum:

'dd^ dedi ki...

RÜYA:
Kurduğum, kurmaktan korktuğum demişti bir gün. Sonra günleri arkasında bırakmak zorunda kaldığın günü hatırladı. O günün gecesinde gördüğü rüyadan ter içinde uyanarak, ki korkarak deli gibi, su içmeye kalktığını hatırladı. Suyun tadını alamadığı günleri de hafızasına kattı. Sonra yeniden hayal kurduğu zamanlara gitti. Meğerse aslında yani hep.. Rüyasında olsaymış ya..

Dogan dedi ki...

rodion romanovic raskolnikov

-Yaşamadınmı hiç ?

-Hayır...

-Ne isterdin peki? Gerçekte yaşamadıysan hiç... Hiç tatmadın suyu havayı aşkı.

-Öylemi sanıyorsun ? Beni yaratana sormak isterdim. Bu vicdan azabı ile neden başbaşa yalnız ve çaresiz bıraktın beni...

verdapars dedi ki...

Madem ki öykülerimizi yazıyoruz: TAVŞAN KUSAN ADAM...

zeynep dedi ki...

B

Bende Vedanız Kaldı
... gün batımlarının mavileriyle bakardınız hayata. 'Veda'nızı hep gözlerinizde taşıdınız gibi geliyor şimdi bana. Siteminizi hiç dile getirmediniz. Ağırbaşlıydı ölümünüz de. Kırgın ve küs ayrıldınız zamanımıza... Daha çok da mahzun.

(Nalan Barbarosoğlu- Bende Vedanız Kaldı)

zeynep dedi ki...

S

SIRÇA SÖZCÜKLER
Rüzgar sert, akıntı ters, hiçbir şey yolunda gitmiyor. Bir ayaktan ötekine veriyorum ağırlığımı, bir dizeden ötekine. Bu kadar kötü sevmekle baş edemiyorum. Tabancayı düşünüyorum.

(İnci Aral- Sırça Sözcükler)

zeynep dedi ki...

K

KIRMIZI KIYI
Sesim... Sesim hala yoktur. Yaprakları ıslatan yağmurun sesi vardır. Yağmurdan sonra kokan toprağın sesi vardır. Bardağın içindeki suyun sesi vardır. Duvardaki pencere gölgesinin sesi vardır. Başımdaki sargıların sesi vardır. Serum şişesinden bileğime uzanan kordonun sesi vardır. Acının, uyuşukluğun sesi vardır. Ama benim sesim yoktur.(...) yaşadığım kırmızı kıyıların sesi yoktur.(Sesimin ardına düşerim...Sesimi yitirdiğim zamanın, zamanların ardına...)
(Nalan Barbarosoğlu- Kırmızı Kıyı)

not:bu güzel oluşum için teşekkürler Yekta Kopan.Bu sözlüğün bir biçimini şiire de uygulasak, bir gün şiir sözlüğü de yapabilsek harika olur.

jalesahin dedi ki...

K

KAPLUMBAĞA

Güneş zorlukla yol bulup kalın siyah panjurların arasından odamı aydınlatıyor. Bir arkadaşım bir keresinde kendine katlanamayanların, gerçeklerle yüzleşmekten korkanların loş ışıkta oturduğunu bu yüzden loş ışığı da loş ışıkta oturanları da hiç sevmediğini söylemişti. Şimdi beni, pek sevdiği arkadaşını görse, loş ışıkta oturuyorum diye, benden nefret mi edecek bilmiyorum. Burda biraz huzur bulmaya çalışırken onun bu sözlerini hatırlamak beni rahatsız etti. Aslında panjurları kaldırıp Güneş’e izin versem içimi ısıtacak biliyorum. Hatta coşacağım, şarkı bile söyleyeceğim. Fakat, bu uyuşukluk öyle bir şey ki ondan çıkmak istemiyorum. Kendini işe yaramaz ama güvende hissetmenin neresi kötü? Bence bunda hiç tuhaf bir şey yok. Şu küçük fanusdaki kaplumbağam bile ışık tutunca üstüne kabuğuna saklanıyor. Bir süre sonra etrafını kolaçan ederek yavaşça başını çıkarıyor, ama sonunda gene dönüyor kabuğuna. O da benim gibi aydınlığın sahte gerçekliğinden kaçıyor. Sahte tabi… Bir şey aydınlıkta diye gerçek mi sanıyorsunuz? Sadece görünürde olan mı yansıtır insana gerçekliği? Öze bakmak istemeyenler aydınlığı tercih ederler. Loş ışık gerçekliği arayanlarındır. Loş ışıktakilerin istedikleri gibi hareket etme özgürlükleri vardır. Onlar nasıl göründüklerini düşünmezler. Çünkü loş ışık tüm görsel kusurları örter, geriye öz kalır. Sevgili arkadaşım varsın beni sevmesin. O da bir gün loş ışıkta oturmayı seçecek nasıl olsa.