20 Mayıs 2010 Perşembe

Polisiye Yazamamak

  
Değerli okurlar;

Uzun süredir üstünde çalıştığım polisiye romanı ne yazık ki tamamlayamadım. Öncelikle bu kitabın beklentisi içine girmiş okurlardan özür dilerim. Ayrıca bir özür de, durmadan kitabımın gelip gelmediğin soran okurların yoğun baskısından rahatsız olan kitabevi sahibi dostlarıma. Bekletip bekletip, sonra da yazamadım demek yakışıksız bir davranış biliyorum ama samimiyetime güveniniz ki, haklı nedenlerim vardı. Her şeyden önce, polisiye-sever kesimin pek merak etmediği, ancak bir diğer kesimin diğer kitapçı dostlarıma sormaktan bıkmadığı öykü kitabımla uğraşıyordum. Ama polisiyemin yazılamama nedeni bununla sınırlı değil. “Günlük gazete okuma alışkanlığım yüzünden kitabımı bir köşeye atmak zorunda kaldım,” desem yeridir. Okuduğum gazeteler bana bir anlamda “Sen bu işi başaramayacaksın,” dediler. Çünkü romanımda yaratmaya çalıştığım kurmaca dünya her zaman gerçeğin gerisinde kalıyordu. Polisiyenin baharatı denebilecek merak-sürpriz-çözüm gibi konularda o kadar zayıftım ki, gerçek haberlerin yanında benim kaleme aldığım sayfalar ilkokul öğrencisinin kompozisyon ödevi gibi kalıyordu. Dolaysıyla romana defalarca yeniden yeniden başladım; kahramanlarımı, konuyu, kurguyu, üslûbumu değiştirdim ama fayda etmedi. Şu anda sizleri, hele de böyle üzücü bir haber almanın getirdiği mutsuzluk içindeyken, daha fazla sıkmayacağım. Romanımın yazılamama sürecini eğer merak eder de, bizimle paylaş, derseniz daha sonra anlatırım. Karar sizin....

Bu sıkıntılı çalışma döneminden geriye bir çok konu taslağı kaldı. Bunların sayısını söylesem inanmazsınız. Bu taslakları ne yapacağımı düşünürken, aklıma yazarının bile yaratıcısı olan o olağanüstü insan, yani okur geldi. Bir kısmını onlara gönderebilirdim ve onlardan bu taslakları öykü haline getirmelerini isteyebilirdim. Hatta aralarında bunlardan roman çıkaranlar bile olabilirdi. Bunları bir okurdan daha iyi kim değerlendirebilirdi ki...

Ey okur, al bu taslaklardan istediğin öyküyü yarat. Parçala, değiştir, uzat, kısalt. Polisiye öykünün doludizgin koşan başıbozuk atına binip, dizginleri eline al. Tek yapacağın kalemini bir kırbaç gibi kullanıp, yazının uçsuz bucaksız ovalarında at koşturmak.

1. Moby Dick’in İntikamı
Genç komiser Ziya Kamil sadece kalem, hokka, elyazması kitap ve ünlü yazarların özel eşyalarını çalan bir hırsızın peşindedir. Öncelikle hırsızın neden bunları çaldığını anlayabilmek için araştırmalar yapar. Bu araştırmalar sırasında hem çok yönlü bir okuma yolculuğuna çıkar hem de güzel psikolog Banu Sezer ile tanışır. Hırsızın bir yazar olarak varolamadığı edebiyat dünyasında, farklı bir yolla da olsa adını duyurmak istediğini düşünmektedirler. Bu fikirlerini açtıkları ünlü romancı Bekir Yurtsan da hırsızın kurbanlarındandır. Üstelik ondan çalınanlar arasında son romanının tek kopya olan ön çalışmaları da vardır. Sonunda üçü bir tuzak kurmaya karar verirler. Moby Dick’in el yazmalarının ve Melville’in bu romanı yazarken kullandığı kalemin sergilenceğini duyururlar. Hırsızın böyle bir yemi yutmaması olanaksızdır. Ama dikkate almadıkları bir nokta vardır; hırsız, yanlışlarla dolu bir tuzağa düşmeyecek kadar iyi bir okurdur.

2. Tenten’in Kucağı
Fotokopiyle çoğaltılan bir dergide çizgi romanlar çizen üniversite öğrencisi Burak, “Tenten’in Kucağı” isimli çalışmasından sonra, bir çok elektronik posta alır. (Bu macerada Tenten, anti-komünist bir gurubun çalışmalarına destek vermekte, ama aynı zamanda da grubun içindekileri birbirine düşürmek için elinden geleni yapmaktadır. Gruptakilerin Kaptan Haddok’la eşcinsel ilişki içinde olduğunu düşündükleri Tenten, aslında sadece kucağına oturulmasından cinsel haz almakta, bu yüzden de macera boyunca Kaptan’ı, Profesör Turnusol’u, Dupont ve Dupond’un ikisini birden ve sevimli köpeği Milu’yu kucağına oturtmaktadır. Bu yüzden başına bir sürü sorun gelir ve olaylar birbirini takip eder...) Tenten’in yaratıcısı Herge takma ismiyle gelen bir elektronik posta Burak’ı rahatsız eder. Çünkü çok saldırgan bir tavır söz konusudur. Aralarında elektronik posta yoluyla çizgi-roman, yaratıcılık, eşcinsellik, komünizm üstüne uzun tartışmalar olur. Ama Herge, hedefinden vazgeçmemektedir. Hedefi ise, Tenten’in 10.Ocak.1929’daki doğum gününden 70 yıl sonra yani 10.Ocak.1999 gecesi saat tam 12’de Burak’ı öldürmektir.

3. Herkül’ü Öldürmek
Herkül, bir vücut geliştirme salonunda temizlik işlerine bakmaktadır. O kadar çelimsiz, o kadar güçsüzdür ki salona gelip giden herkesin alay konusudur. Zaten Herkül diye çağrılmasının nedeni de bu alaylardır. Geceleri de salonda yatan Herkül’ün tek zevki, herkes gittikten sonra okuduğu polisiye romanlardır. Bütün harçlığını bunlara yatırmakta ve her gece o kitapların dünyasında kaybolmaktadır. Salonun devamlı müşterilerinden, yakışıklı, kaslarla dolu bir vücudu olan Boğaç, Herkül’le alay edenlerin başında gelmektedir. Bir gün kendisini izlemeye gelen üç dört tane kız arkadaşının önünde Herkül’e yapmadığını bırakmaz. O gece Herkül bir karar verir: Kendisini öldürecek ve Boğaç’ın suçlanmasını sağlanacaktır. Bir yandan ölümünden sonra bulunduğunda Boğaç’ın katil olarak görülmesine neden olacak bir günlük tutmaya, bir yandan da intihar/cinayetin planını yapmaya başlar.

4. Hitchcock’u Okumak
Sinema öğrencisi iki arkadaş olan Kerem ve Savaş bir yılbaşı gecesini evde oturarak (Kerem’in ailesi şehir dışındadır) geçirmeye karar verirler. Kerem sevgilisinden yeni ayrılmıştır ve canı çok sıkkındır. Savaş ise genelde insanlarla iletişim kurmakta zorluk çeken, karanlık davranmayı seven bir tiptir. Kişiliklerini anlamamızı sağlayan konuşmalardan sonra söz dönüp dolaşıp Hitchcock filmlerine gelir. En güzel filmi, en güzel senaryosu, en güzel çekim planı, en güzel kurgusu filan derken cinayet planlarından ve öldürme sahnelerinden konuşmaya başlarlar. Bir çok filminden yaptıkları kurgu, iki arkadaşı başka bir ruh haline sokar. Kerem, bu yılbaşı gecesi bitmeden ayrıldığı sevgilisini öldürmeleri gerektiğini söyler. Kerem’in enerjik kişiliğinin gölgesinde gibi duran ve bu teklifi kabul eden Savaş’ın planı ise bambaşkadır.

5. Plath’la Sevişen Adam
Taner, bütün gününü bilgisayar başında geçirmektedir. Bir gün bir sohbet odasında “Plath” takma adlı bir kızla tanışır. Bu kız sayesinde edebiyata merak salar, ciddi bir okuma sürecine girer. Aylar süren yazışmalarının sonunda bu kıza aşık olmuştur. Bu yazışmalar sırasında herşeyi paylaşırlar ama Taner’in bütün ısrarlarına rağmen “Plath” gerçek kimliğini açıklamaktan, görüşmekten kaçınmaktadır. Bir gece Taner, karşı apartmanda bir kızın bilgisayar başında oturmakta olduğunu görür. Bir süre sonra o kızın “Plath” olduğuna inanmaya başlar. Bundan sohbet odasındaki “Plath”a söz etmemekte ve onu gizlice izliyor olmanın zevkini yaşamaktadır. Kendisini heyecanlandıran hayallerin arasında geçen günlerden sonra bir gece, karşı apartmandaki “Plath”in bir erkekle (hem de bilgisayar masasının üstünde) sevişmekte olduğunu görür. O gece kararını verir: Kendisi de “Plath”la sevişecek ve ardından onu öldürecektir. Bu arada bilgisayardaki “Plath”in gerçek kimliğini açıklamak üzere olduğundan haberi yoktur.

Meraklısına Not: 2001 yılında altZine'de yayınlanan bu kurmaca metindeki, "yazılamayan polisiye öykü taslaklarını", biri hariç, "Karbon Kopya" isimli kitabımdaki "Becerikli Bay Kerim İnal" öyküsünde dipnotlar olarak kullandım. "Herkül'ü Öldürmek" isimli taslak ise Korcan Yavuz tarafından senaryolaştırıldı ve bir kısa film oldu.

10 yorum:

zeynep dedi ki...

Sevgili Yekta Kopan,
Polisiye yazma fikrinizden haberim yoktu.Yekta Kopan ve polisiye roman değişik bir tını bırakıyor insanın kulağında.Taslakları okudum.Dediğim gibi, değişik bir tat bu.
İstediğiniz öykülerde dolaşmanız dileğiyle...

vaincavalier dedi ki...

Yekta Bey,

Yazar falan değilim. Hatta çok bir şey olduğum da söylenemez. Lakin Polisiye Roman yazamama konusunda naçizane bir önerim olacak. Bir kaç roman yazma girşimim :) oldu. Zamansızlıktan bir başka bahara kaldılar.

Nasıl bir yöntem izlediğiniğinizi bilmiyorum ama bir çeşit olay matrisi oluşturup örğüde ki keskin sapmalar için edgeworth kutusu benzeri bir diyagram oluşturmanızı, akabinde karakterlerinizi biçimlendirmenizi öneririm. Karakterler biçimlenince kırılma noktalarında serbest bırakıp ne yapacaklarını izlemeniz bu konuda hem yardımcı hem de eğlenceli bir yazım sürecini tatmanıza yardımcı olacaktır. Eminim kurgu daha güçlü olacaktır. Uslubu bunların üstüne de oturturtuğunuzda, belki mühendislik, leziz bir yapıt ortaya çıkacaktır.

Tabi sizin gibi yogun biri için öncelikli olan zaman.

Yazamama sürecinizi paylaşmanız pek çoğumuz için hem tecrübe hem de beyin fırtınası fırsatı doğuracaktır.

Buzul Dünya dedi ki...

Arkadaşlar, Yekta Bey'in belirttiği gibi bir "kurmaca metin" bu. Yalnızca taslaklar değil, muhtemelen girizgâh da kurmaca. Yani bizzat polisiye roman yazmaya çalışıp başarısız olduğunu düşünmemiz gerekmiyor.

salih dedi ki...

Hüküm vermek için erken. Ben şimdiden görebiliyorum... İstiklal Caddesi üzerineki bir kitapçıya giriyorum ve görevliden Yekta Bey'in yeni çıkan polisiye romanını istiyorum. Sadece biraz daha zamanı var gibi.

ogZe dedi ki...

Yekta bey,

Yazı bana, bu eğlenceli taslakları (Tenten'e bayıldım, ama ilki en güzeliydi) sıralamak için kurgulanmış gibi geldi. Bu yazıyı sitemde de (cinairoman.com) izniniz olursa, yayınlamak isterim.

hayalii dedi ki...

çok yaratıcı ve herşey güzel başlıyor fakat hepsinin ortak noktasıokuru zirvelere taşıyacak, merak uyandıracak olan kilit nokta dediğimiz olay çok basit kalmış
yani herşeyin sistemli ilerleyip basit şekilde son bulması gibi...

sokakkedisi dedi ki...

Merhaba,

Bir romanın nasıl yazıldığını hep dinleriz de, nasıl yazılamadığının anlatılması çok dürüst ve samimi geldi bana. Yine de isterdim ki bunların hepsi öyküleştirilmiş/romanlaştırılmış olsun. Belki de zamana ihtiyacı vardır diyorum, ve bir gün sizin kaleminizden bir polisiye okumayı umuyorum. Hoşçakalın.

Adsız dedi ki...

Okur gidecek de, henüz yazılmakta olan polisiye romanı soracak kitabevi sahibi dostlardan. Peh! Ucuz kurmaca, üstelik gizli reklam ya da şuursuz kapanı.

mdccclxxxi dedi ki...

"plath'la sevişen adam"ı izniniz olursa öyküleştirmek isterim.

Yekta Kopan dedi ki...

Elbette öyküleştirebilirsiniz. Sonrasında benimle de paylaşırsanız sevinirim.