Fotoğrafım
Okuduklarım... Dinlediklerim... İzlediklerim... Aklıma takılanlar...

26 Mayıs 2010 Çarşamba

Kadına Kadın Diyememek

    
Bir de bu ‘bayan’ kelimesi var. Cumhuriyet ideolojisinin dilde karşılığını bulmaya çalıştığı dönemlerde yerleştirilmeye çalışılmış ‘bay-bayan’ ikilisinin, bir garip uzantısı. ‘Bay-bayan’, Fransızcadaki ‘madam-mösyö’ ikilisine benzer bir kullanım amaçlanarak, büyük bir olasılıkla serbest çağrışım yoluyla dile iliştirilmiş olsa gerek. Reis ya da ulu kişi anlamına gelen ‘bég’ Orhun Yazıtlarında geçiyor. Oradan ‘bay’a, oradan da nasıl bir yapım ekiyle dişilleştirildiği anlaşılamasa da ‘bayan’a ulaşılıyor. Ama formül pek işlemiyor; insanlar birbirlerine Bay Falanca ya da Bayan Filanca diye hitap etmiyorlar. Resmi dilde bay-bayan ikilisi yerini ‘sayın’a bırakıyor. Yüzeysel bilgiler bunlar; derinine inmek isteyen etimoloji sözlükleri ile sosyoloji kitapları arasında gidip gelerek bir araştırma yapabilir.

Tam bu noktada, Radikal Gazetesinde Prof.Dr.Zehra İpşiroğlu tarafından hazırlanan “Tabular ve Kadın” yazı dizisine başvuralım: “Son yılların ilginç bir gelişimi de günlük dilde çok sık kullanılan ‘bayan’ kavramı. Bayan aslında tıpkı bay gibi bir unvan, yani bir seslenme biçimi olmasına karşın, kadın yerine kadını tanımlamak için kullanılıyor. Erkeklerden söz edilirken bay denmiyor ama kadınlardan bayan diye söz ediliyor. Bunun da nedeni kadın demeyi cinselliği çağrıştırdığından ayıp olarak görmek. İyi de neden ‘erkek’ sözcüğü hemen cinselliği çağrıştırmıyor da ‘kadın’ sözcüğü cinselliği çağrıştırıyor? Neden kadına kadın demek ayıp oluyor? Kuşkusuz bu düşüncenin de ardında kadını kendi kişiliği olan bir birey olarak değil de erkeğe bağımlı bir cinsel varlık olarak gören bir bakış var. Eğer bu bakışa karşı bir duruşumuz varsa, kavramları da sorgulamamız gerekiyor.”

‘Kadın’ olmak, artık ‘kız’ olmamak, cinsel ilişkiye girmiş olmak anlamına geliyor cinsiyetçi algıda. O algı, tabularını koruyabilmek için, Cumhuriyetin ilk yıllarında, doğru ya da yanlış denenmiş ve tutmamış bir formüle başvuruyor. Her zaman güçlü bir varlık olan erkek(?), kadının birey olarak hareket alanını önce dille sınırlıyor. Cinsiyetçi erkek algısı, sadece kendisi için önemli ve değerli olan bekaret tabusunu, böylesi kepaze bir dikenli telle koruma altına aldığını, konuşulmaz kıldığını sanıyor Bayan kuaförleri, bayan spor takımları, bayan elbiseleri, bayanlar için düzenlenen etkinlikler… Saçmalık uzayıp gidiyor. İşin garibi bu saçmalığın, kendini erkek diline hapseden, ahlakçı-cinsiyetçi genç kadınlar tarafından yeniden dolaşıma sokulması-çoğaltılması.

Sözü uzatmaya gerek yok; ötekileştirme ‘dil’de başlıyor.

31 yorum:

plndrkn dedi ki...

Bir kadın olarak bu yazıya karşılık bir şey diyememek.

bellatrix dedi ki...

Bu yıl güzel bir jestle kutlanan Dünya Kadınlar Günü'mle ilgili bir şeyler iliştirmiştim bloga (linki aşağıdadır). Benim hiç mi hiç dikkat etmediğim bir noktaya parmak basarak yorum yaptı arkadaş, bu bayan-kadın noktasına. Ona verdiğim yanıtı buraya kopyalamak isterim:

"Bir ara okulda bir anket dönmüştü; kim yapmıştı hatırlamıyorum. Sorulardan çoğu provokatif; biri de şöyleydi:

* Aşağıdakilerden hangisi sizce daha uygun bir sözcüktür?
A) Kız yurdu
B) Kadın yurdu
C) Bayan yurdu
D) Hanım yurdu

Bana sorulacak olursa, "ne fark eder?" derim. Kimse aman kadın mı desek, kız mı desek demese kimse fark etmeyecek bile muhtemelen. Ben bunu dişiliğime bir saldırı olarak almıyorum; benim için hepsi aynı anlama çıkıyor: Biyolojik olarak dişi."

Okul diye bahsettiğim, özgürlükçü Boğaziçi'dir. Yapılmaya çalışılan nedir, hala bilmiyorum.

Üstünde durmayarak kendiliğinden silinip gitmesini tercih ediyorum...

(Yazı için: http://bellatrixbegins.blogspot.com/2010/03/dunya-kadnlar-gunu-kutlu-olsun.html)

vaincavalier dedi ki...

Rica ederim iyi bakın çevrenize. Yurdum kadınlarına. "Muhafazakar" hepsi. Statü, ekonomik durum, eğitim vs. vs. tüm tasnif kriterleri dahilinde aşikar bir muhafazakarlık hakim. Bu dini ya da şoven bir referansın türetiği muhafazakarlık değil. savaşlar, yokluklar kadın siyasal sosyalleşmesini kırdı.

Büyüttükleri erkekleri, sevdikleri erkekleri kendi kadınlarından ibaret bir dünyaya hapsettiler. Kendilerinden sonra gelecek kadınlarıda aynı sosyalleşmeyle yetiştirdiler.

Duyarsız, nadan erkeklerden oluşan; erkek egemen bir toplumuz. varsayımımız bu olsun. Peki neden kadınlar pasifize? Kılıç kalkan kuşanılacak bir mücadele değil. Öyle olsa bile niye?

Hala kadın erkek eşitliği için gereken hamleleri erkeklerden beklemelerine ne demeli?
Kadınlarımız hala "Pozitif ayrımcılık" diye külli yanlış, mugalatayla, baştan falso bir hareketle, seksizmi körükleyerek "muhafazakar"lıklarını tescil etmiyorlar mı?

Gerçeken, "bağyan"nın seksist olduğunu düşünüyorlarsa , omnipotent varsıllığından vaz geçmeliler, kadınlar.

wogon dedi ki...

Yüksek lisansım sırasında lafını esirgemeyen bir hocamızın dersinde, "bayanların" teknolojiye ilgisizliklerinden bahsedilirken:

"Hadi oradan kebapçı çırağı gibi, ne demek bayan" serzenişiyle dikkatim çekilmişti bu konuya ilk defa. O zamana kadar yazıda da bahsedilen içsel gitgelleri yaşamış olsam da gerçekten düşünmemiştim bunlar...

telgrafhane dedi ki...

Kadın ya da kız günlük dil içinde kullanılırken; cinsel bir çağrışım yapıyorsa; o zaman kafasında bu çağrışıma izin veren düşünmelidir. Bu gerçekten benim sorunum değil. Ama; sırf bu algı kendisinde oluşuyor diye, aklı sıra bir ayıbı(!) düzeltmek için, "bayan" ifadesini pohpohluyorsa bu benim sorunumdur.
6. ya da 7. sınıftayız: Türkçe dersinde yeni gelecek beden eğitimi öğretmeninden konu açıldı. Arkadaşlardan bir tanesi, gayet iyi niyetle ve sadece erkek ya da kadın olduğunu öğrenmek için şu soruyu sordu: "Kadın mı hocam?" Öğretmenimizin cevabı, ergenliğin en deli zamanlarındaki bizlerin bile aklına gelmeyen bir ayrıntıya takıldığını gösteriyordu: "Hayır, kız." Öğretmenimiz bir "bayan"dı.
Son zamanlarda bayan ifadesini pohpohlamaya çalışanlara karşı; günlük hayattaki yeni mücadelem; "baymak" eyleminden hareketle bu ifadeyle ilgili en iğrenç esprileri yapmakla sınırlı. Bir de cinsiyetçi algının kadın dediklerine, kız; kız dediklerine, kadın diyerek ifadelerin yadırganmasının önüne geçmeye çalışıyorum.
Kadın ve kız ifadeleri; toplumsal tabuların yıkıldığı, evlilikle ilişkinin birbirine bağlı süreçler olmaktan çıktığı günümüzde; cinsiyetçi yaklaşımları yıkıyor. Onlar da bayan ifadesiyle direniyorlar. Yani bu sadece erkek egemen toplumun getirdiği bir şey değil. Bu toplum yapısını kabullenmiş kadınların da katkısı olan bir süreç.
Habib Yıldırım

deryik dedi ki...

Ben de Boğaziçi'ndeki anketten bahsedecektim. BUKAK yapmıştı, kadın araştırmaları kulübü. Orada enteresan olan, anket sonuçlarından çok, ankete katılan öğrencilerin tepkileriydi. "aa niye kadın yurdu olsun canım, ben kadın değilim!" diye kızan kadınlar vardı bolca. "kadın yurdunda kalıyorum desem ailem ne der?" de cevaplar arasındaydı. Yani dildeki sınırlama safi erkeklerle ilgili bir şey değil. Kızlığı bir onur nişanı gibi taşıyan hemcinsim çok.

Biyolojik olarak dişiyiz tabii ki, sosyolojik olarak ne olduğumuz mesele. Türkiyede uzun bir süre, tecavüz suçlularının cezası, mağdurun bekaret ve evlilik durumuna göre değişiyordu. En yüksek ceza da evli kadınlara tecavüze veriliyordu! bu bir sorun değil mi? 2000li yılların ortalarında anca değişti bu düzenleme.

Ayrıca kız yurduna karşılık oğlan yurdu yok ise, türkçede erkek kelimesinin karşılığı da kadın ise, bu tercihler birer meseledir. Erkek-bayan ikiliği bence abuk subuk bir uydurma. Ben bayan değil, kadınım. Yazıda bahsedilen şekilde, adımla beraber kullanılmadıkça da tuhaf karşılıyorum. Dilde lüzumsuz bir bozma, kılıfına uydurulmuş bir kullanım. İngilizcedeki "Ms" değil ki bu. Erkeklerden de benim adıma bir şey yapmalarını beklemiyorum, "kadın" yerine "bayan" diyenler arasında, kadın veya erkek, düzeltmediğim olmadı.

Lafı gelmişken, 8 Mart öyle bir kutlanıyor ki, başbakan bi günlüğüne koltuğunu bir kadına bırakacak diye korkuyorum. Daha hiçbir sendika çıkıp da, adına yaraşır şekilde, emekçi kadınların sorunlarını dillendirmedi. Aa, tahmin edeyim, sendikalarda kadın üye/ yönetici zaten çok az olduğu ve hiçbir sendika doğum izni, kreş hakkı gibi konulara girmediği içindir!

Ayra dedi ki...

of of of! ben bu konuda kendimi hiç ifade edemedim. "ya ne var işte aynı şey" dediler durdular. halbuki, sadece 2 cinsiyetin olduğunu anlatamadım onlara. Sadece iki cinsiyet.. Kadın ve Erkek.

Teşekkür ederim.

aslı dedi ki...

"Bayan" kelimesi adeta toplumsal ezberimize sokuldu. Ben de dahil pek çok kadın,"kadın" kelimesini kullanmak varken farkında olmadan bu kelimeyi tercih etti. Şükürler olsun ki ben de bir yüksek lisans hocam tarafından bu çarpıklığın farkına vardırıldım! Bir kadın olarak bu farkındalığa o kadar ihtiyacım varmış, bu sözcük o kadar varoluşuma aykırıymış ki, artık bu sözcüğe -ve kadın/kız ayrımına- her temas edişimde mutlak surette isyan ediyorum! Bu bilincin de zincirleme şekilde yayılması ümidiyle, konuya dikkat çeken herkesi tebrik ediyorum.

Kunegond dedi ki...

fransızcada bizdeki kız sıfatına denk düşen, madam ve mösyö dışında matmazel ünvanı var.

öyleyse bay ve bayanın yanına başka bir ünvan daha lazım bize de. böyle olmazki. niye kimse düşünmemiş bugüne kadar?

bundan böyle bay, bayan ve bayanzel olsa nasıl olur?

gokhan dedi ki...

Dil bilimi ya da etimoloji konusunda herhangi bir ihtisasım yok, lakin yine de biraz mantıklı düşünerek şuradan başlayabiliriz:
'Kadın' ve 'kız' arasındaki ayrım bekarete mi bağlanıyor yoksa yaşa mı?

Nacizane fikrim bu ayrımın yaşa dayandığıdır. Yurtta kalan öğrenciler 12-24 yaşları arasında olduğu için kız yurdudur. Sığınma evlerindeki bayanlar 25 ve üstü olduğu için kadın sığınma evidir.

Toplumda hiç bir kimsenin, ne olursa olsun 15 yaşında bir kız çocuğuna kadın gözü ile bakacağını sanmıyorum.

Ayrıca bu ayrımın nezaketen hitap uslünden kaynakladığına inanıyorum. Hani dil devrimi Fransız değil de Alman akımına dayansaydı belki o zaman femme/mademoiselle yerine sadece Frau'muz olurdu.

Umuyorum ki bu tür tartışmaların sebebi feminizmin faşist yansımaları değildir.

ercan/t. dedi ki...

Ayni garip celiski oglan cocugu / erkek cocugu soyleminde de var aslinda. Benim ikiz ogullarim var. Ben onlari "erkegim" diye degil "oglum" diye sevip, opup kucakliyorum. Oysa sokakta lule saclariyla onlari gorenler, "aa ikiz mi bunlar, biri kiz biri erkek galiba?" dye sorduklarinda ve "hayir ikisi de oglan" diye cevap aldiklarinda neden sasiriyorlar?

Neden dilimize yine oz Turkce'den girmis "oglan" sozcugunu hem de gercekten oglan cocugu icin kullandigimizda bile bu kadar irkilen bir toplum olduk?

"Hadi oglum, kalk sen de gel icmeye bizimle!" ne kadar dogalken, "aksam bizim sirketten oglanlarla icmeye gittik" demek neden kamunun nazarinda 'tuhaf' anlasiliyor?

Dilin kemigi yok derler ama algilarimizdaki bu garip kireclenme onune gecmezsek beyinlerimizi kemiklestirecek sonunda...

Eymen Şimşek dedi ki...

Yanlış hatırlamıyorsam, Avrupa Parlamentosu'nda bekar ve evli bayanları (!) ayırt eden "madame-mademoiselle", "mrs-miss", "frau-fraulein" gibi sözcüklerin kullanımının yasaklanması gündemdeydi. "Bayan"ı belki bu nedenle biraz daha içselleştirebiliyoruz ama bir de "hanım" sözcüğü var ki evlere şenlik... Burada cinsiyetçi algının yanısıra, insana "çeki-düzen" veren (hanım hanımcık) bir yaklaşım var. Anlayacağınız her "bayan" da "hanım" olamayabiliyor. Bu açıdan bakınca "bayan" sözcüğü daha mı masum kalıyor ne? :)

Şaka bir yana, sanırım asıl sorun, kendi seçtiğimiz sözcük/sıfat/niteliklerimizle değil de başkalarının uygun gördüğü kalıplarla tanımlanıyor olmamız...

âlîy dedi ki...

Bayan ve Bay sözcüklerinin serbest çağrışım yoluyla üretildikleri doğru olamaz zira böyle bir şey olsaydı, yazıda da belirtildiği üzere Madam-Mösyö sözcüklerine benzetilecekti veya Fransızca olmasaydı örnek alınan başka bir dil kullanılacaktı. Bu, 'image-imge', 'bonne chance- bol şans' veya 'symbol-simge' gibi bir çağrışımın ürünü değil. Bay, eski anlamıyla 'zengin, varsıl' demek. Bugün Kırgızca ya da Kazakçada bu anlamla kullanıldığını müşahede edebilirsiniz. Ve Bay (ve çoğuluyla Bayan) Tengricilikteki tanrı adlarında da kullanılıyor: Bay Ülgen, Bay Erklik vb. Bayan, Bay'a kıyasla kullanıma alınan bir sözcük.İşte burada serbest çağrışım diyebilirsiniz. Yani Bey-Hanım gibi benzer seslere sahip olmayan sözcüklere karşılık olarak akla kolayca gelen, biri diğerini hatırlatanları bulmak amacıyla uygulanan bir serbest çağrışım. Bay ile Bey farklı sözcüklerdir. Bey'in 'güçle' Bay'ın ise 'varsıllıkla' ilgisi vardır.

Bu kadar kökenbilimden sonra yazının asıl amacına dönersek; çok doğru bir saptayış. Kadın ve Bayan aynı şey değil. Bayım, denir genelde Batılı filmlerin dublajlarında 'sir' veya 'monsieur' e karşılık olarak. Aynı şekilde 'ma'am' veya 'miss' gibi hitap unvanlarının da tek başına kullanıldığı görülür. Bu biraz daha bunun etkisinden kaynaklanıyor. Yanlış çeviriler yanlış adlandırmalar ve yanlış imgelerle insanlar bu sözcüğü 'kadın' imgesinin üstüne bindirip çok rahatça kullanabiliyorlar. Cinsel ayrımcılık belirtmesi ise 'bayan' sözcüğünün daha çok erkekler tarafından kullanılması. Örneğin, kişi erkekse onun için 'biri' denebiliyor ama kadında illa cinsiyetini belirtmelisiniz gibi bir zorunluluk hissediliyor. Çünkü o bir kadın/dişi. Elhasıl, toplumbilimsel açısı bir yana, kadın yerine bayan denilmesi beni rahatsız ediyor. Önceleri 'karı' sözcüğü atıldı. Şimdi ise 'kadın' sözcüğü resmen argolaşıyor.

Anemon dedi ki...

Kadın kelimesi genelde çoğul kullanılıyor.
Kadınlar-erkekler şeklinde. Tek başına "kadın" olmak zor olduğundan belki de.

lali dedi ki...

Geçen gün giyim mağazasına girdim kızımın arkadaşına hediye almak istediğimi söyledim tezgahtar arkadaş "arkadaşı bayan mı?" diye sordu. Kızım yanımdaydı ve 6 yaşında!Altı yaşında kızımın bayan arkadaşı? İşler bu raddeye geldi mi?

Ern dedi ki...

Bu sorun cidden çok tanıdık benim için. Çünkü yakın bir kız arkadaşım cümlelerimdeki bayan'ları duyduğu an ''efendim, ne dedin?'' diyerek bayan yerine kadın'ı kullanmamla ilgili ısrarından bir gün olsun vazgeçmiş değil!

Bundan rahatsız değilim hatta hoşuma bile gidiyor ama bu tip ufak ayrıntılar tatlı birer dipnot olmaktan öteye gidemiyor ne mutlu ki.

erhan fuçucu dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
rubadubstyle dedi ki...

bu soydan bir de tuvalete lavabo demek var

cansever eyüboğlu dedi ki...

Geçen gün "Kadın Şairler Özel Sayısı"nı hazırlarken epey düşünmüştüm. Başta Gonca (Özmen) kızımız olmak üzre 'Kadın Şairler' nitemine tepki duyanlar olduğunu biliyorum. Ne var ki, "Erkek Şairler" denmediği halde geçmişte şiir alanında kadınların azınlık olmasından ötürü bu deyiş yaygınlaşmış sanırım. Kız Şair, Oğlan Şair.. denilmediğine göre Bayan Şair sözü de yadırganacak resmen. Şair ve Şaire nitemleri daha uygun sanırım. Özetle, Yekta Bey'in yazdıklarını okuyunca konumuzun daha da çetrefilleştiğini düşünüyorum. Ne dersiniz?

Adsız dedi ki...

Sadece cinsellik cagristirdigindan kullanildigi kanisinda sizden ayriliyorum, mesela kendi acimdan bana "kadin" sozcugu hic bir cinsellik cagristirmiyor fakat soylenis olarak "bayan" kullanimi daha zarif ve kibarmis gibi geliyor. Sadece tek bir bakis acisina odaklanip yazmak nekadar dogru oldu bilemiyorum, baska etmenleri de ele almanizi dilerdim..

Yasemin Sarac dedi ki...

Bana birisi 'bayan' dediğinde, tüylerim diken diken olmakla birlikte, bir müdürümün dediği cümle geliyor aklıma: Kimi baymış?

Me Li dedi ki...

bu konunun bir erkek tarafinda ele alinmasi cok sevindirici.
cok dogru. ne zaman ötekilestirme dil’de basladigini söylesem anlayissizlikla karsi karsiya kaliyorum. duyarsizlik hakim. fazla ayrintili düsünmekmis bu...

ayrintili düsünelim artik

Adsız dedi ki...

ince mehmet 1'de bir cümle vardı. "ayşe kadın olmuştu."

Adsız dedi ki...

kadın kelimesinin sadece cinsellikle kodlanmasının sonucu olarak daha "yumuşatılmış" daha "edepli" olduğu düşünülen bayan kelimesi türetilmiş. üstelik hiç bir anlamı da olmazken. (kadın için farketmez nasılsa) "kadın" denmesi gerektiği konusunda vurgulara ısrarla "bayan"diyerek karşılık verenlere buradan yolluyorum: asıl sizsiniz bayan (biz değil siz bayıyorsunuz)

dismenore dedi ki...

Lügatımda tüm kadınlar için iki hitap kelimesi var bir tanesi "Kadın" diğeri "hanımefendi" bunun dışındaki "kız", "bayan" gibi kelimeleri kullanmayı ısrarla reddediyorum. Hatta kendilerinden bahsederken ısrarla "kız" ya da" "bayan" diyen kadınların bu ısrarcılığını da kırmak birincil görevim :)

ertan karayapı dedi ki...

Kadın / Bayan
Bu ötekileştirme kanımca dilin yapısında başlıyor.
Elbette cinsel çağrışımların da etkisi var ama bu etken hamurun kıvamını alması için sonradan katılan su gibidir. Ortada bir ''dil'' var. Kökeni, tarihsel gelişimi, yapı bilgisi, dil bilgisi, biçim bilgisi, ses bilgisi, konuşma bilgisi... belli olan bir ''dil''
Dil, insanlarda yaptığı çağrışımlara göre zamansal bir süreçte kendine bir yer edinir. Örneğin; günlük konuşma dili, resmi yazışmalarda kullanılan dil, edebiyat dili, argo...v.b. Türkçe'mizdeki argoda ''kadın'' kullanılır. Örneğin; ''kadın milleti değil mi..! hep aynı..! '' gibi...
Burada yazan arkadaşların geneli, cinsel çağrışım ve bunun getirdiği sonuçlar üzerinden yola çıkmışlar; doğrudur, kesinlikle etkisi vardır ama bu kadın / bayan ayrımı taa en başta başlıyor. Dilin kullanım yapısında.
Bu ayrıma belki de; kibarlık budalılığı diyebiliriz. Yani doğrusunu biliyoruz, doğrusu ''kadın'' ama o sözcüğü kullanma anına geldiğimizde, bir anda ''bayan'' sözcüğü ağzımızdan çıkıveriyor..! Bir çoğumuzun zamanı geldiğinde ''kibarlık budalası'' olması kaçınılmazdır. Çünkü; Dil'in yapısı böyledir. Karşımızdakinin bizi nasıl algılayacağını sezerek konuşuruz. Bazen işin doğrusunu değil de güzelini sunmaktır. Ki güzel her zaman doğru değildir.

ebru ceylan dedi ki...

gayet basit kelimelerimize yukladigimiz anlamlar o kadar fazla ki...kelime bile yukledigimiz sorumlulugun altinda eziliyor. 25'e kadar "kiz" denmesi hosumuza gider. 25'ten sonra "kadin" denmesi..Cunku tecrubelerimizin artik bir unvanla taclandirilmasi gerekmektedir..karsi cinsimiz olan varliklarda bu atamayi "oglan" dan "erkek"lige gecerek yapar..kadin deyince guc unsuru devreye girer..o yuzden "kadin gibi aglama; kadin gibi oynama" denmez? Anneler hep kadindir..babalar da hep erkek..aslinda sadece iki kelime var..1 kadin 1 erkek..geri kalan tum anlamlar yasanmis tecrubeler..

Sezin Seda Altun dedi ki...

Bir kadın olarak en nefret ettiğim kelime, bayan! ve malesef gün içinde belki de en çok duyduğum kelime..Minibüste, otobüste (buyrun bayan oturun!)sokakta yürürken, yere bir şey düşürdüğümde (bayan şalınızı düşürdünüz!),alışveriş yaparken (bayan bu elbise size çok yakıştı gerçekten!), tuvalete girerken (bay- bayan!) ve örnekler çoğaltılabilir..

Almanya'da tanışma fırsatı bulduğum için kendimi şanslı addettiğim Zehra İpşiroğlu'nun sözlerine katılmamak mümkün değil..

Terapi üzerine dedi ki...

Zehra İpşiroğlu'nun bu araştırmasını ilgi ile okumuştum. Hatta bununla ilgili blogumda yazıda var.
Gerçekten ''bayan'' kelimesi ve ''kadın-kız'' ayrımının cinsiyetliğin bir objesi olarak gösterilmesi yanlış bir durum. Fakat bunları ilerleten yani kadını meta haline getiren eril bir egemenlik olsa dahi, kadınlar bunu kendi iradeleriyle (bilinçli-bilinçsiz) devam ettirmektedir.
''bayan'' denilirken ilk aklıma gelen şey baymaktır, yani kadın bayıltıcı bunaltıcı... Bayan kadın... Ama bay için bir sıfat yok.

engüney dedi ki...

bu yazıyı dün arkadaşım link ile önerdi.. tam kadın üzerine bir sohbet ediyorduk.. kadın demeyi severim dedi.. bu lafı kadınlığın kapısının bir zar ile korunmadığının farkına varmış olan her kadın sever tıpkı bizler gibi dedim.. o halde bu linki oku dedi. okudum bir daha sevdim.

Unknown dedi ki...

Kadın yerine bayan diyenlere uyuz olmakla birlikte,"kadın tuttum" vs. gibi "kadin eşittir temizlikçi" anlamında kullananlara daha da çok uyuz oluyorum.Bunu bir de kadınlar yapıyor ya daha da çok kızıyorum.