24 Mart 2010 Çarşamba

Serseri Mayınlar Gaziantep'te


Ferzan Özpetek’in son filmi Serseri Mayınlar’ın (Mine Vaganti) değerlendirmesini sinema eleştirmenleri yapacaktır elbette. Hatta gazete köşecileri de çok şey söyleyecektir film hakkında. Benden sadece Gaziantep galası ile ilgili notlar.

1. Gaziantep’te tarihi Bakırcılar Çarşısı yenilenmiş. Ama bu taze havanın çarşının ekonomisine yansıdığını söylemek zor. Esnafın çoğunluğu gününü dükkan önüne attığı mangala kahve sürüp, sigara tellendirerek geçiriyor. Ekonomik krizin gerçek yüzünü İstanbul dışına çıkınca daha net görüyor insan. Hadi dürüst olalım; İstanbul’da merkezin dışına ne kadar çıkıyoruz ki?

2. Ferzan Özpetek’in önceki filminin özel gösterimi sırasındaki bir sohbette ortaya çıkmış Gaziantep galası fikri. İyi ki de çıkmış. Her hafta en az iki Türk filmi gala yapıyor İstanbul’da. (AFM’nin gösterdiği kolaylıklardan olsa gerek, bu galaların çoğu İstinye Park’ta gerçekleşiyor.) Birbirinin aynı geceler, aynı ikramlar, aynı yüzler. Bütün bu aynılığın içinde Gaziantep galası ilaç gibi geliyor.

3. Nakıp Ali sinemalarının sadece şehir için değil Türk sineması için özel bir anlamı var. Merak edenler araştırsın. Hatta daha da iyisi, Ülkü Tamer’in Alleben Öyküleri’ni okusun.

4. Galanın bir katkısı da medyayı Gaziantep’e çekmek. Hem de siyaset-ekonomi ekseni dışında ve folklorik algının ötesinde bir nedenle. Gala gecesi sadece şehrin varsıllarının boy gösterdiği bir gece olmuyor neyse ki. Elbette protokolün ağırlıkta olduğu bir gece ama sinema tutkunu Gaziantepliler de salonlarda. Ayrıca Özpetek galadan bir gün önce üniversite öğrencileriyle bir araya geliyor.

5. Galada Gaziantep Valisi başta olmak üzere şehrin önde gelen bürokratları hazır durumdalar. Filmin merkez hikayesindeki olay örgüsü eşcinsellik üstüne. (Devlet Bakanı’nın hala özür beklenen sözlerine bir cevap da var filmde; sanatın gücü bu işte.) Neyse ki, Gaziantep’teki yetkililer Bayan Kavaf Hanım kadar tutucu davranmıyorlar ve salonda mırıldanmalar bile olmuyor. Herkes filmin asıl meselesine ve akışına kapılmış durumda.

6. İmam Çağdaş’ta kebap yedikten sonra insan, önceden kebap diye yediği şeyleri gözden geçirmek ihtiyacı duyuyor. Zaten şehir kebapla yatıyor, kebapla kalkıyor. Saat kaç olursa olsun kebap, baklava-katmer yiyebiliyorlar. Öyle ki, galanın ertesi günü çay içmek için gittiğimiz bir mekanda simit isteyen Ferzan Özpetek’e “Simit yok ama harika simit kebabımız var,” diyor garson.

Gaziantep insana iyi geliyor. Ziyaret, iyi bir filmle ve mükemmel sofralarla birleşince de unutulmaz oluyor.

Kişisel Not: Filmde Alba karakterini canlandıran Nicole Grimaudo’ya özellikle dikkat etmek gerekiyor.

3 yorum:

Aslı Özpolat dedi ki...

Bir Gaziantep'li olarak yorumlarınızdan dolayı çok mutlu oldum. En azından Türkiye'nin kalbinin İstanbul dışında bir yerlerde de attığının bilinmesi ve bunun ifade edilmesi çok güzel.

NourCan dedi ki...

Bir köşeciğe oturmayıp gözümüz, kulağımız, sesimiz olduğunuz için teşekkür ediyorum.

Ferzan Özpetek yine mutlaka konuşturmuştur!

Not: Simit kebabının tarifini isterim:)

kurander dedi ki...

Umarım Ferzan Özpetek yanılıpta çayın yanına simit kebabı istememiştir. Malum simit kebabı yada simit aşının bildiğimiz simitle alakası yok.