21 Şubat 2010 Pazar

Diyet

 
Sevgilim…

Ya da artık sana ne dememi istiyorsan? Diyebilir miyim peki, sence dilim varır mı?

Sevgilim…

Meğer her ayrılık sevdiğin bir şairin intiharı gibiymiş. Beden kendini sonsuza gömüyor, sadece dizeler ve duygular kalıyor geriye. Şu anda, tam da şu anda, ruhumu silkeleyen öpüşünü hatırlamaya çalışıyorum. Olmuyor. Gözümün önüne o sahil kasabasındaki evde -sahi neresiydi orası?- teninin bilgeliğini katarak yaptığın domatesli makarna geliyor. Komik değil mi? Gül o zaman, sen hep gül. Dalgalar denizde dans ediyordu, senin omuzların kıpır kıpırdı. Bir metin okumuştun sonra, sen mi yazmıştın alıntı mıydı hatırlamıyorum, keşke bir satırını hatırlasam. Buğday nasıl makarna oluyor, demiştim. Oluyormuş meğer, her şey olabiliyormuş. Şimdi dalgalar başka kıyılara vuruyordur lacivert bedenlerini. Peki senin omuzların nasıl?

Sevgilim…

Meğer her ayrılık cesur bir bedelmiş. Ama şu anda hatırlayamasam da sakın dudaklarını unutmamı bekleme benden. Bir diyet gerekiyorsa eğer, artık makarna yemem.

Komik değil mi? Gül o zaman, sen hep gül…

14 yorum:

kadınus dedi ki...

her unutuşta dudakların yeni bir yüz çizdi.

Ömür İsfendiyaroğlu Balkanlı dedi ki...

Kısa ve vurucu bir ayrılık yazısı... Her nedense Bozcaada'da geçtiğini düşündüm hikayenin.

marlasinger dedi ki...

kısa candır

tanya dedi ki...

Az önce yaptığım domatesli makarnayı boğazıma dizdi.

Ahu AYAŞLILAR dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Yasemin Sarac dedi ki...

Sayfalar dolusu yazıların yapamadığı etkiyi yapmışsınız... Derin... Anlamlı...

Bengisu dedi ki...

Unuttuklarımı(!) hatırlattı.Oysa ki unutmak için çok enerji sarfetmiştim..

NourCan dedi ki...

Öpüşün tadını unutmak için makarna diyeti yapmak, satır arası muhteşem bir metafor. Diyet ne çare! Unutulmayacak elbette! Değil mi ki dudaklar kalbe uzanan bir kapıdır, ve her ne kadar o kapıyı ağır ağır kapatmaya çalışsak da yaşanmışlıklar kapının kanatlarına asılıp direneceklerdir.

Ve hayat akar gider...

dusodasi dedi ki...

Açılmış sarmaşık gülleri kokularıyla baygın
En görkemli saatinde yıldız alacasının
Gizli bir yılan gibi yuvarlanmış içimde keder
Uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu genç kadın
Rüzgar uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
Mor kıvılcımlar geçiyor dağınık yalnızlığımdan
Onu çok arıyorum onu çok arıyorum
(...)
Ay ışığına batmış karabiber ağaçları gümüş tozu
Gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar yaseminler unutulmuş
Tedirgin gülümser
Çünkü ayrılık da sevdaya dahil çünkü ayrılanlar hala sevgili
Hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
Her an ötekisiyle birlikte herşey onunla ilgili
Telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
Gittikçe genişliyen yakılmış ot kokusu
Yıldızlar inanılmıyacak bir irilikte
Yansımalar tutmuş bütün sahili
Çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
Öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
Çünkü ayrılıklar da sevdaya dahil
Çünkü ayrılanlar hala sevgili

ŞEYMA ERDOĞAN dedi ki...

derin bir nefes gibiydi anlatım...ne çok severdim ben de Sevgilim demeyi...ayrılığın ardından "evet...yalvarmışım...gururumu çoktan duvara asmışım...sevmişim sevilmemişim...ya da bir kalbi aydınlatmak isterken ben, O üflemiş...sönmüşüm...kalbim onda emanet bile kalmamış çünkü 'ebediyen' gitmek istemiş...yarım kalmış hikayelerin kahramanı olmaksa yine bana düşmüş...ve Şeyma bu kez gerçekten düşmüş..." diyebildim sadece...şimdiyse ayağa kalmak üzereyim neyse ki...ve ne ilk'iz ne de son...Sevgili'den Terk'iz ama dışardan bitirmek için içerde çözmek gerekiyor soruları...

Silver Plate dedi ki...

Ne yaparsan yap, nasıl uzaklaşırsan uzaklaş, 'o en sevilen' unutulmuyor.
Ne bir sahil kasabasıydı ne de kalabalık caddelerin bol çarpışmalı kaldırım taşındaydı. Senin evindi. Uğruna döktüğüm gözyaşlarını evinin yer döşemesine bırakıp gitmiştim. Ne 'bitki çayını' ne de 'kahve tatlı dudaklarını' unuttum. Bir beden çıkıp gitti o kapıdan, ruhunu yanında bırakıp...

Adsız dedi ki...

Domatesli makarna, aynı tadımlık kadınlar gibiydi yani bende öyle bir etki yaptı. Sadece doyurucu, doymak için yenen bir tür yemek, domatesli makarna. Uzatılmış bir hikayeydi hem, çok uzatmışsın, ben bu kadarını bile düşünemem. Şişko seni. Memeli şişko. Sakın bu yorumu yayınlama:)) Diyetini ödersin, beni de aramazsın ruhunu kiralamazsın... Çok kırıldım sana. Bende aramam merak etme. Bana değilde, başkasına yazıldıysa zaten, daha da çok kırıldım asla aramam yazmalıyım. hoşçakal demiyorum ama hoşçakal yazıyım en iyisi, sevimli tombiksi kendine iyi bak, zayıflarsan ararsan buna çok gülerim işte... Bu son yazım sana, söz veriyorum bir daha yazmam. bb

kubra dedi ki...

diyeti domatesli makarna olsun bir tek:)

kaptanhayalbaz dedi ki...

Kediler Güzel Uyanır'da Diyet'i okuduktan birkaç ay sonra yazdım 'Her şeyini alıp gidecek değilsin ya'yı. Diyet'i hatırlatıyor bana, ondan esinlendiğimi hissediyorum. Bir nevi teşekkür ve iç rahatlatma yorumu bu. İyi çalışmalar..

http://kaptanhayalbaz.blogspot.com/2012/08/her-seyini-alp-gidecek-degilsin-ya.html