30 Ocak 2010 Cumartesi

Odell Deefus’u tanıdık ama Torsten Krol da kim oluyor?

Callisto’nun yazarı Torsten Krol’un kısa biyografisi şöyle: “Yazar hakkında hiçbir şey bilinmemektedir.” Vikipedi ise farklı düşünüyor ve Krol’un Queensland’de yaşayan Avustralyalı bir yazar olduğunu söylüyor. Krol, aslında 2007 tarihli Callisto öncesinde yayınlanan The Dolphin People romanıyla tanınmış ama bugüne kadar yüzünü gören, hatta sesini duyan yok. Kendisiyle iletişim sadece e-posta yoluyla yapılıyor. Ortada bir sahte-isim ya da yayınevi-numarası olduğu kesin. Hatta biraz merak kabartayım ama yazının sonunda, Torsten Krol’un “aslında” hangi ünlü yazar olduğunu fısıldayan bir dedikoduyu da aktaracağım.

Gerçi Vikipedi’ciler de bir pseudonym (takma ad, mahlas) durumu olduğunun farkındalar. (Bu konuda beni en çok etkileyen hikaye Romain Gary/Emile Ajar hikayesidir.)

Önce kitabın adına şöyle bir bakalım; Callisto, Jüpiter’in doğal uydularından biri. Ayrıca mitolojide de özel bir yeri var; Artemis’in perilerinden biri olan Callisto’nun hikâyesi büyük ayı ve küçük ayının gökyüzündeki yerlerini almalarıyla sonlanır, ilgilenenler araştırabilir.

Callisto’da kitabın ben-anlatıcısı Odell’in içsesleri ve yorumlarıyla, gerçek dünya ve diyaloglar arasında sağlam ve mizahi bir yapı kurulmuş durumda. Romanın başkarakteri 22 yaşında ve 1.90 boyunda bir “çocuk”: Odell Deefus. Odell, Irak’taki savaşa gitmek için gönüllü olarak orduya yazılmaya karar verir ve asker ofisine doğru yola çıkar. Külüstür arabasının bozulmasıyla olaylar zinciri ve yanlışlıklar komedyası başlar. Lise diplomasının olmamasını, insanların –özellikle de kadınların- onu aptal bulmasını önemsemeyen ve “Pulitzer Ödülü almış bir kitabı, Yavru Geyik (The Yearling) kitabını okumuş biri aptal olamaz, üstelik ben bu kitabı on altı defa okudum,” diyen Odell’in içinde yaşadığı ülke hakkında “özgün” fikirleri vardır. Yardım istemek için evine sığındığı Dean’in beklenmedik anda ve şekilde gerçekleşen ölümü, fitili ateşler. Sonrasında roman boyunca ortada dolaşan bir ölünün, bir uyuşturucu şebekesinin, güvenlik güçlerinin, FBI’ın, bir tele-vaizin, âşık olunan kadının, kasaba şerifinin, hatta Condoleezza Rice’ın ve yazarın maharetiyle her birinin dünyasına girebildiğimiz daha pek çok karakterin boy gösterdiği bir şenlik yaşanır. Elbette bu şenlik bir kısım Amerikalının, 11 Eylül saldırıları sonrası içine düştüğü toplu paranoya halinin keskin hatlarla çizilmiş bir resmidir. Torsten Krol, Odell’in içsesleri ve yorumlarıyla korku imparatorluğunun, özgürlük ve demokrasi yalanıyla dünyayla giriştiği savaşın, hangi noktalardan, nasıl beslendiğini gösterir roman boyunca. Bir yandan da soluk soluğa okunacak, temposu hiç düşmeyen bir olay örgüsü kurar.

Rahatlıkla sinemaya aktarılabilecek bir roman Callisto. (Bir rivayete göre film hakları çoktan satın alınmış zaten.) Odell Deefus, yeni binyılın ilk yıllarındaki orta sınıf Amerikalının akılda kalıcı bir karikatürü olarak dikkat çekici bir karakter. Odell tarzı bir akıl yürütmenin, özellikle Bush dönemi Amerika’sında, dünyaya ihraç edilen bir düşünce sistemi olduğunu unutmamak gerekiyor.

Gelelim ilk okuduğumda benim için hem sürpriz olan hem de “Gerçekten de olabilir,” dedirten dedikoduya. Kimi blog sahipleri ve hatta kimi yorumcular Torsten Krol’un gerçek adı konusunda ünlü, çoksatan (ve bence çok da iyi yazan) bir ismi işaret ediyorlar: Stephen King.


Not: Everest Yayınları tarafından basılan kitap, Türkçeye İmge Tan tarafından çevrilmiş. Akıcı, akılda kalıcı, farklı karakterlerin farklı dil özelliklerini bulmuş, iyi bir çeviri. Kitabın orijinalinde olmayan eklemenin nedenini anlamak zor: Everest Yayınları, Yanlışlıklar Komedyası eklemesini yapmış. (The Dolphin People’ın yine İmge Tan tarafından çevrilmesi dileğiyle.)

Torsten Krol ve Callisto hakkında daha fazla bilgi isteyenler için...

1 yorum:

Imge dedi ki...

Yekta Bey merhabalar,

Kitabın çevirmeni olarak çevirisi ile ilgili yorumlarınızı yüzümde kocaman bir gülümseme ile okuduğumu söylemeliyim. Beğendiğinize sevindim.

Eğer yazar Stephen King ise potansiyel bir çoksatan çevirdiğim için kendimi ayrıca mutlu hissedeceğim. (Elbette bu durumda bunu daha fazla nakde dönüştürmek mümkün olabilirdi, ama onu da "gizem faktörü" olarak bu seferlik yok sayabiliriz bence..:) )

İyi hafta sonları...