19 Ocak 2010 Salı

Hrant için: “Bu Köşedeki Adam”

Üç yıl oldu. Avrupa’nın Kültür Başkenti olmanın patlangaçlı mutluluğunu yaşayan bu şehirde, üç yıl önce, göz göre göre bir cinayet işlendi. Planlayanı, tetiği çekeni, destekçileri, alkışlayanları belli bir cinayet. 19 Ocak 2007’de bu şehir, bu ülke bir evladını yere düşürdü. Linç kültürünün karanlık özneleri sorulan soruları duymadı, cevaplamadı. Cevaplamıyor. Yok edilişiyle, yokluğuyla, bize cesareti tekrar hatırlatan kardeşimiz, korunaklı evlerimizdeki ürkek yaşamlarımızdan çıkaracak bizi bugün ve onu hatırlamak, sormaya-sorgulamaya devam etmek için yine Agos Gazetesinin önünde olacağız.

Hrant Dink’le hiç tanışmadım, sadece bir kere uzaktan görmüşlüğüm var. Yazılarını okurdum. Hala okurum. Dink’i okumamış olanlar varsa, bugün kendilerine bir iyilik yapıp, Uluslararası Hrant Dink Vakfı tarafından geçen yılın sonlarında yayınlanan “Bu Köşedeki Adam” kitabını alsınlar.

Bugün, tam da gazetelerde faşist bir katilin “serbest kalış gösterisi”ni okuduğum bugün, kişisel tarihimi düşündüm. Öfkelerimi; gösteremediğim öfkelerimi. Acıları. Kaybettiklerimizi, kaybediş şekillerimizi. Savaş çığırtkanlarını. Hrant Dink’in yazılarını okuyunca, onunla tanışamamış, oturup demli bir çay içememiş olmak daha da üzdü. 2003’te yazdığım bir yazı geldi aklıma. Gereksiz samimiyetleri sevmem ama bu kez “Kardeşim,” diyeceğim, “kardeşim Hrant, bu yazıyı sana gönderiyorum!”

HAYIR!

Yorulmuşum. Gerindim. Esnedim. Ağırlaştım. Daldım. Uyudum. Susadım. Kalktım. Üşendim. Yattım. Uyudum. Öptü. Uyandırdı. Güldüm. Öptüm. Sarıldık. Uzandık. Gecikiyorduk. Kalktık. Yıkandım. Kurulandım. Giyindim. Giyinmiş. Hazırlanmış. Çıktık. Kilitledik. Fırladık. Yürüdük. Bindik. Tutunduk. Baktık. Düşündüm. Düşündü. Düşündük. İndik. Üşüdük. Sokulduk. Sarıldık. Yürüdük. Konuştuk. Dertleştik. Hüzünlendik. Tartıştık. Aydınlandık. Geldik. Soyunduk. Oturduk. İçtik. Isındık. Okuduk. Yazdık. Okuduk. Yazdık. Yorulduk. Baktık. Konuştuk. Şaşırdık. Konuştuk. Baktık. Gördük. Tiksindik. Konuştuk. Kararlaştırdık. Kalktık. Giyindik. Çıktık. Yürüdük. Koştuk. Üşümüyorduk. Kararlıydık. Vardık. Toplandık. Kalabalıklaştık. Dinledik. Öfkelendik. Dinledik. Hırslandık. Dinledik. Büyüdük. Konuştum. Yutkunamadım. Konuştu. Kaldıramadı. Konuştular. Aşağıladılar. Tükürdüler. Lanetlediler. Küfrettiler. Durdular. Düşündüler. Güçlendiler. Güçlendik. Bağırdık. Bağırdık. Bağırdık. Seslendik. Sesleştik. Sertleştik. Dertleştik. Yürüdük. Bağırdık. Durdurdular. Vurdular. Acıtamadılar. Dağıtamadılar. Dağılmadık. Anlamadık. Anlatamadık. Döndük. Bindik. Nefeslendik. İndik. Yürüdük. Geldik. Açtık. Girdik. Soyunduk. Yedik. Yiyemedik. Tıkandık. Konuştuk. Konuşamadık. Sustuk. Düşündük. Çoğaldık. Taşıyamadık. Azaldık. Acıttılar. Acıdık. Bittik. Bitmedik. Bitmeyeceğiz. Bitireceğiz. İnanmıyoruz. İnanmayacağız. Lanetleyeceğiz. Lanetledik. Lanetliyorum. Delirdim. Sakinleştirdi. Sakinleşmeyeceğim. Yorulmuşum. Gerindim. Esnedim. Ağırlaştım. Ağırlaşmayacağım. Ağırlaştırmayacağım. Kalkacağım. Güçleneceğim. Göreceğim. Göstereceğim. Bağıracağım. Bağıracağım. Uyumayacağım. Uyutmayacağım. Uyutmayacağız. Başaramayacaklar. Öldüremeyecekler. Ölmeyeceğiz. Susmayacağız. Susmayacağız. Susmayacağız. Susmayacağız.

16 yorum:

neslihan kilic dedi ki...

Ben de gereksiz yorumları sevmiyorum sizin gereksiz samimiyet gösterilerini sevmediğiniz gibi fakat bu kez okuyup köşeme çekilemeyeceğim.
İçimden geldi; teşekkür etmek!
Birilerinin yazması, böyle güzel anlatması ne umutlu bir şey!

dsumay@gmail.com dedi ki...

unutmaya izin vermemeli.. hep yazmalı, hep konuşmalı.. onu koruyamamanın utancını herkez hisstmeli..

Gökçe Ilgaz dedi ki...

Hrant Dink'in anısıyla, tüm faili meçhullerimizi, biraz utanç ve büyük bir hüzünle selamlıyor ve yaşadıkları dünyayı affetmiş olmalarını, huzur içinde dinlenmelerini diliyorum.

Zpzep dedi ki...

Unutmama,unutturulmama düşüncelerinin,temennilerinin hep yazılarda kalmamasını diliyorum sayın Kopan.Cesur yüreklere gereksinimiz var, korkusuzca, kitleleri bilinçlendirecek, önderlik edebilecek, yılmadan yola devam edebilecek yüreklere...
Bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılığa değil, bu yılan bir gün elbet bana da dokunacak bilinciyle hareket edebilecek yüreklere...
Umarım!

veyselozan dedi ki...

Okudum. Etkilendim. Minnettar oldum.

Fulya Deniz dedi ki...

Düşüncelerini siper etmiş adamların, kaybolmuş vicdanların, keşfedilmemiş dillerin tercümesi ve tıpkı dün olduğu gibi, bugün de; barışa şans veren devrimci ruhların beyaz gölgeleriyiz.

Göksu Irmak dedi ki...

Ne zaman bir güvercin önümde dursa yürürken, suskun ve tedirgin yol veriyorum çekilip.
"Susmayacağız. Susmayacağız. Susmayacağız. Susmayacağız."
Susup okudum, "yorulmuşum", "ağırlştım" kaldım.

MuratGulsoy dedi ki...

Yazıyı 2003'te okuduğumda bambaşka bir bağlama oturmuştu benim için. Şimdi Hırant Dink'e hitaben yeniden okuduğumda ürperdim. O zamanlar sadece eylemlere indirgenen bir yaşantının üzerimizde yarattığı etkiyi düşünmüştüm. Şimdi, dilin kaybını; söyleyememe donma, taşlaşma, korku, nefret durumunu; haksızlıklara karşı hepimizin içinden yükselen öfke ve nefretin bir süre sonra karşıtına dönüşme ihtimalini düşündürttü. İnsan kendi öfkesinden korkmalı önce, dedim kendi kendime, haklı bile olsa... Hatta özellikle de haklı olduğu durumlarda.
Bu tür yazılar yazmayacağımız günlere...

gülten s, dedi ki...

Hrant Dink'i okumadım hiç!.Televizyonda izledim-gördüm sadece. Severdim ama,nedenini hala bilemediğim bir hisle. Kitabını alıp-okuyacağım.Teşekkür ederim paylaşımlarınız için.
Bir de bu yazıda "patlangaçlı mutluluk"kavramını sevdim.
sağlıcakla,

gltn s,

hd dedi ki...

Hepsi eskimiş gibi olsada bazıları için.. Hala akıllarında olanlar için acısı geçmişde olduğu gibi. Ne verir bu bize teselli mi? Ben bilemedim. Korkuyorum hala.

onurtugrul dedi ki...

...Susmayacağız...

lacivert.mesele dedi ki...

aslında biraz dikkatli okuyunca belki isteyerek,sizin sesiniz ile dinledim ben yazdıklarınızı,ne kadar güzel.

tcelik77 dedi ki...

alain de botton bir kitabında (galiba mutluluğun mimarisi'nde) "doğuda birini kaybedince 'seni unutmayacağız'; batıda 'seni hep hatırlayacağız'denildiğini söylüyor. yazıdaki içten söylenildiğine inandığım unutmamak ve susmamak eylemleri, botton'un işaret ettiği yargıyla çarpıştığında yine de bende tuhaf bir düş kırıklığı,yetmezlik hissi yaratıyor. maalesef bu ülkede biz tüm kaybettiğimiz bu güzel insanları, yüreklerimizde bıraktıkları acıyla unutamadık; fakat yaşamları boyu dillerine pelesenk ettikleri söylemleri aynı coşkuyla'hatırla'yamadık. dilerim ki hrant dink'in düşlediği Türkiye bir gün gerçek olsun. yazı içime dokundu. var olun.

Sinemizm dedi ki...

Türkiye'de üzeri kapatılan öyle konular ,gündemi değiştirmeye çalışan öyle çok insan,kurum,kuruluş vs.. varki her şey den önce unutmamaktan öte unutturmamak da büyük meziyet.Bir kez daha hatırlattığınız,kaleme döktüğünüz için teşekkürler..Eylem sırası,vurgusu harika olmuş.İnsanın kendisiyle muhasebesinin adeta kağıda dökülmesi gibi...

phaloe dedi ki...

susmamak yetmez. bu sefer bağıracağız.

Gizem dedi ki...

Ellerinize sağlık. İçinden gelmeyenler söylemesinler zaten, bizimse bir dua gibi dudaklarımızda hep.''Kardeşimsin Hrant'' Tabii koruyamadıktan sonra ansak ne çıkar ama, yine de unutulması kötü olur. Ve tabii nasıl koruyacaktık, herhalde dünyanın başka yerlerinde de böyle cinayetler olmuştur, bilinmez.