5 Ocak 2010 Salı

Gösteri Toplumu. Yeniden!


Birbiri ardına boy gösteren elektronik marketlerden birinin açılışı. Yorgun bedenini sağdan-soldan gelen darbelere karşı korumaya çalışan adam, haklı bir eylemin sözcüsü gibi konuşuyor: “İsyan ediyoruz! Böyle rezalet olmaz! Plazma televizyon almak için geldik, dört saattir aç-susuz bekliyoruz. Yetkililere sesleniyoruz! Açız! Açız!” Beşinci sınıf bir parodi değil bu; bir haber bülteni. Aptalca şakalardan daha aptal bir gerçekliği izliyoruz. Medyanın aynılaştıran diliyle…

Birkaç gün sonra benzer bir haber bülteni Tekel işçilerinin direnişini aynı yayıncılık diliyle veriyor ekranlarda. Ortalama algıya “yattıkları yerde para kazanıp bir de eylem yapıyorlar” dedirten, içeriği boşaltıp hareketi ön plana çıkaran, tek amacı bir gösteri sunmak olan ortak bir dil bu. Aktivist yazar, felsefeci, sinemacı Guy Debord’un “Gösteri Toplumu” (La societe du Spectacle) kitabındaki erken öngörüleri doğrulayan bir dil. (1967 tarihli kitabında Debord, kapitalizm-medya, medya-şiddet, şiddet-tüketim ilişkilerini Marksist bir çerçeveden bakarak net tanımlarla-aforizmalarla ortaya koymuştur.) Noam Chomsky’nin “Medya Gerçeği” kitabını yeniden okumanın-yorumlamanın zorunluluğunu anlatan bir dil.



Neyse ki algımızı bu ezberlenmiş-ezberletilmiş-kirlenmiş dille kaydırmayanlar da var. Enternasyonal Şalala Express, 1-15 Ocak 2010 tarihli 102.sayısında Tekel işçilerinin direnişini kapsamlı bir dosyayla incelemiş. “Ağaç bile kaderine hükmetmeye çalışır. Gölgedeyse, güneşe uzanmak için uzar. Biz insanlar olarak neden kaderimize boyun eğelim? Bir ağaç kadar da mı olamıyoruz?” diyen Tek-Gıda İş Sendikası Tokat şube başkanı Suat Karlıkaya’nın sözleri “yan gelip yatma” meselesine, 4 C sisteminin gerçeğine, medyanın pek hoşuna giden “havuza girme” eyleminin perde arkasına ışık tutuyor.

Dosyada benim en çok ilgimi çeken yazı “Kapitalizmin İmanı” başlığıyla verilen Ebru Kayaalp söyleşisi oldu. Bu söyleşiyle bakın hangi sorular cevaplanıyor: Türkiye’de tütün üretimi ne durumdadır, hangi tütün tipleri yetiştirilir, Virginia tütünü ile Oryantal tütünün üretim ve Pazar farkları nelerdir, sigaralarda ne kadar gerçek ne kadar folyo tütün kullanılıyor, Oryantal tütün piyasasında Çin’in agresif tavrı nelere neden olabilir, Tütün Yasasının 2000 yılından başlayan macerası, Tekel’in özelleştirilmesinde yaşananlar, üreticinin-eksperin sözleşmeli tarım içindeki durumu, küresel piyasa dinamikleri açısından Türkiye’deki durum. “Türkiye’de Tütün Piyasasında Son On Yılda Yaşanan Değişim” başlıklı doktora tezini ABD’de Rice Üniversitesi’nde veren Kayaalp, son olarak da sigara karşıtı kampanyaların tarihçesi konusunda bir not düşüyor ve bizi Nazi Almanya’sına kadar götürüyor. Medyanın içtiği birörnek sigaranın dumanı gözümüze kaçmadan okumamız gereken bir yazı.

Express, arka kapağında da Vic Chesnutt’a saygı duruşunda bulunmuş, ki o ayrı mesele. 102.sayı bayilerde, hatırlatmış olayım.

Not: Guy Debord’un “Gösteri Toplumu” kitabının tamamını -İngilizce olarak- aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.

http://www.marxists.org/reference/archive/debord/society.htm

11 yorum:

Ezgi dedi ki...

Roll'ü kaybettik, ama hala Express hayatımızda. Bizim hala umudumuz var.

Hür Hilmi Pîr dedi ki...

Sabah sabah güzel geldi, elinize sağlık. Yazmaya devam, olmadık saatlerde okumayı daha çok seviyoruz. Sevgiler.

hayalediyorum dedi ki...

Yüreğinize sağlık. İçimizden geçen ama sıraya dizip, seslendiremediğmiz hislerimize tercüman olmuşsunuz. Bir düşüşün içindeyiz. Ve sonu var mı bilmiyoruz. Hep beraber zemine çarpma sesini bekliyor gibiyiz...
Altan Alkan

martı dedi ki...

Blogger'a hoşgeldiniz! Yazmaya devam.. :)

çiğdem cansen dedi ki...

Yüreğinize ve ellerinize sağlık...

Alp dedi ki...

Bir arkadaşım şöyle demişti, alışveriş merkezleri kapitalizmin mabetleri gibi; alışveriş yapsa da, yapmasa da orada saatlerini geçirenler de bir nevi ayin yapıyorlar. Bu durumda, açılışı yapılan yeni elektronik mabetlerinin önündekiler de sabah ayinindeler. Peki ya, adakları nerede? Ceplerindeki kredi kartları mı?

sitereport dedi ki...

Araştırmadan haber yapmak, sorunu bilmeden çözüm sunmaya çalışmak artık alışkanlık oldu. Örnekleriniz, medyanın ne kadar duyarsızlaştığını ve robotlaştığını gözler önüne seriyor. Aaydin

ayça vildan dedi ki...

çok güzel bir yazı olmus..devamını bekliyoruz.ellerinize sağlık

Özcan Doğan dedi ki...

Doğru söze ne denir... Göstergeler dünyasında yaşıyoruz ve tembel "izleyiciler" içeriği ıskalarlar hep...

Yazılarınızı takip edebileceğimiz bir sayfa oluşturmanıza çok sevindim. İyi yazılar...

Harun Saygılı dedi ki...

en psikopat ve kaliteli entelektüel diyarı blog'a hoşbuyurdunuz efendim:)yazı da muhteşem;devamını bekliyoruz

flynobject* dedi ki...

Media Markt açılışında terminatör oldum ben.O gün bu gündür itiş kakış olduğunda aralardan sıyrılabiliyorum.

dipnot:Ne güzel şey filuçuşu!