11 Ocak 2010 Pazartesi

Düş/üş

Adanın arka taraflarına doğru yürüdü adam.

Kafasının içinde adını hatırlayamadığı bir melodi dolaşıyordu. Burnuna gelen rahatlatıcı koku, bir masumiyet aynasıyla yüzyüze bırakıyor, çok eskilerden bir anıyı hatırlamasına neden oluyordu. Böylece o melodi o anının sinyali haline geliverdi bir anda. Gerçekleşen bir rüya mıydı bu, düşlediği bir şey mi?
Adını bilmediği bir ağacın dibine oturup daha önceden tanımadığı bir bitkinin yaprağını çiğnemeye koyuldu. Zehirlenmekten korkmuyordu, çünkü anıları çok sağlamdı.

Ölmekten korkuyordu çünkü düşlemekle rüya görmek arasındaki kaygan zeminde dans edemeyecek kadar yorgundu.

Adanın iç taraflarındaki bir kaynağa ulaştığında burayı neden daha önce hiç görmediğini düşünmeye başladı. Bu düşünce kafasından anıyı götürdü ama melodi hala sapasağlam orada duruyordu; adı neydi acaba? Bir başka düşünceye daha yer olmadığını anladığı anda; tamam, dedi, buraya kadarmış.

Su, kaynağından inanılmaz güzellikte bir melodiyle fışkırıyordu.

13 yorum:

SvS dedi ki...

merhabalar yekta bey..kitap okumaya yeni başlamış birine önereceğiniz kitaplar nelerdir? bu soruyu kitap okumaya başlamış olmanın verdiği mutlulukla ve aynı zamanda 21 yaşına kadar kitap okuma alışkanlığı edinmemiş olmanın veriği utanma duygusuyla soruyorum..ilk kitabımı okudum..Genç Werther'in acıları..harikaydı..

Mad dedi ki...

rüyakar anların iz düşümü. neyin izine düştüğünü bilmeden, korkusuzca korkularının peşinden gitme içgüdüsü. melodik gerçeklik payı, silindik bir anı durumunu aldı. çok buraya kadarlar düşüncesi. düşünce. düş.

csmkrtls dedi ki...

bizim adamızın en güzel yeri en son görülebilen yeriydi.oraya doğru yürümek demek,ilk adımını attığın andan itibaren tüm yaşadıklarını geride,görünürde bırakmak demekti.
içine çektiğin mis gibi kekik kokusu,yanık kahvenin o acı tadı ve rum türkülerinin iç burkan melodileri kaldı düşlerimizde.
adamız,herkesten sakladığımız en korkutucu yanlarımızdı ve biz onlarla harmanlanıp onlarla yüzleşmeyi becerdik bu sayede...

ileti dedi ki...

çok hoş olmuş yeni resim ve bu yazı da :)

M.A. dedi ki...

müthiş...yatmadan önce iyi geldi.teşekkürler

Catharsis dedi ki...

Düşündüren bir metin,bulmaca gibi...
Beş,altı kez okudum. Ve kendimce iki farklı yorum yaptım. Arketip kullanarak okunduğunda anlam değişiyor. Tamamen okurun algısına bırakmışsınız. Bu yazı için okuyan ne anlıyorsa o diyebilirim.

NourCan dedi ki...

düşündüm vardım düşümde düşündüm varımdan varlandım yoruldum düşünmekten vazgeldim saat durdu zaman yitti kaynaktan dem aldım andan aşıp sonsuza yol aldım... vertigo!

NourCan dedi ki...

Not: "Su, kaynağından inanılmaz güzellikte bir melodiyle fışkırıyordu." Tünel ve parlak ışık metaforunu kullanmadığınız için teşekkürler:D

Göksu Irmak dedi ki...

Yoğucuk'u hatırlamaya çalışan Peter gibi tınlıyor sözcükler =) Ben de uyanınca unuttuğum bir rüyamı yeniden görür gibi oldum..

A. dedi ki...

Keder şarkılarında tutsak bir akşam,
Dal dal beyazlıyor ömrümün ağaçları

Kırık bir aynanın köşesinde bir resim
Nazar nazar eskimiş,silinmiş isim isim

Zaman bir şefkatsiz el okşar durur saçları
Büyümekten korkmaktır çocukların suçları...

rya dedi ki...

Dilbilgisi ve mantık hatalarıyla dolu, iyi denilemeyecek bir yazının; bu kadar beyenilmesinin isme bağlı olduğunu düşünüyorum.

rya dedi ki...

Kafasının içinde adını hatırlayamadığı bir melodi dolaşıyordu. Burnuna gelen rahatlatıcı koku, bir masumiyet aynasıyla yüzyüze bırakıyor, çok eskilerden bir anıyı hatırlamasına neden oluyordu. ( koku neden ki? kokuyla melodi arasında çok uçuk bir ilişki kurulmuş. Kokunun yazının ilerleyen bölümlerinde bir işlevi yok. Üstelik devam eden cümlede; melodiden bahsediliyor.)Böylece o melodi o anının sinyali haline geliverdi bir anda. ( Özür dileyerek söylüyorum, yazınız bir iç sayıklama olarak bile algılansa, bir rüya bile sayılsa çok kötü. )

Catharsis dedi ki...

rya'ya cevap
Daha önce yazmıştım ben bu hikayeyi iki farklı şekilde yorumladım diye.Birincisinde normal bir rüya olarak, ikincisinde ise "adayı" kadın arketipi olarak yorumladım .

Adanın arka taraflarına doğru yürüdü adam.

Kafasının içinde adını hatırlayamadığı bir melodi dolaşıyordu. Burnuna gelen rahatlatıcı koku, bir masumiyet aynasıyla yüzyüze bırakıyor, çok eskilerden bir anıyı hatırlamasına neden oluyordu.
(Koku, kadının kokusu,eski bir anıyı canlandırıyor.)
Böylece o melodi o anının sinyali haline geliverdi bir anda.
(O an, adamın beyninde melodiyle çapalanıyor.)
Gerçekleşen bir rüya mıydı bu, düşlediği bir şey mi?

Evet rya, kalanını bu yolda giderek sen bul,
bir de böyle oku.Tüm bunlar yeterli
olmazsa aşağıda adını yazacağım blog'da
"Sait-Faik 'in dünyasının karanlık yüzü" adlı Murat Gülsoy'un hikaye çözümlemesini İYİCE oku.

http://602gece.blogspot.com/2010/01/sait-faikin-dunyasnn-karanlk-yuzu.html

Bence bu yazı ince bir zekanın ve deneyimin ürünü."İsme bağlı beğeni" yorumunuza katılmıyorum.Ve üslubunuzu fazla sert olduğunu(bilgisizlikten) düşünüyorum.